Bu nedenle bugün Yeni Parti ile CHP için açıklanan oy oranlarına bakarak geleceğe ilişkin kesin sonuçlar çıkarmak bana doğru gelmiyor.

Not edin…

Yakında Yeni Parti’den CHP’ye vekil dönüşleri başlayacak…

Sonra belediyeler…

Sonra teşkilatlar…

Bir taraftan cezaevindeki belediye başkanları ve İmamoğlu…

Bir taraftan iktidara muhalefet…

Bir taraftan medya baskısı…

Bir taraftan belediyelerde genişleyen ve süregelen soruşturmalar…

Bir taraftan da CHP ve yıllarca genel başkanlık yapmış kurt siyasetçi Kemal Bey’in, herkesin kabul ettiği “dürüst adam” imajı ile CHP’nin sakin ama vurucu muhalefeti…

Neredeyse aynı anda beş cephe!

Bunların üzerine Yeni Parti’nin siyasi yalnızlığını, kapital sıkıntısını ve belki de en önemlisi medya ve sosyal medyadaki sahipsizliğini ekleyin.

Yani başka hiçbir partiyle siyasi partner, stratejik ortak olamama hâlini…

Bir siyasi partinin böyle bir durumla baş edebilmesi için ilk önce liderinin çok deneyimli olması lazım.

Sonra bu liderin etrafında, onun kadar güçlü ve sadakatli insanlardan oluşan bir “çelik çekirdek” olması lazım.

Partiyi destekleyen bir kapital yapısı lazım.

Medya grubu veya grupları lazım.

Güçlü bir sosyal medya ağı lazım.

Lazım…

Lazım…

Lazım…

Ama hepsinden önemlisi;

Bu partiye yeni yüzler, yeni sözler, yeni heyecanlar lazım.

Halka umut verecek, güvenini kazanacak yeni söylemler lazım.

Çünkü Yeni Parti açısından en büyük dezavantajlardan biri de bütün bu koşullar altında seçimlere yaklaşık iki yıl olması…

Altı ay olsa mevcut durum çok daha lehlerine olabilirdi.

Ama yaklaşık iki yıl…

Cumhur İttifakı ve Erdoğan’a karşı, bu koşullar altında siyaseten ayakta kalabilmek adına çok uzun, çok zor ve çok yıpratıcı bir süre.

Üstelik mesele yalnızca Cumhur İttifakı ve Erdoğan da değil.

Yeni Parti bir taraftan iktidarla mücadele ederken, diğer taraftan CHP ile aynı seçmen havuzunda var olma mücadelesi verecek.

İşte asıl zorluk da burada başlıyor.

“Cemil Tugay hadisesi” gibi birkaç olay daha ortaya çıkarsa ya da belediye soruşturmalarında yargılamalar sonuçlanır, cezalar kesinleşirse önce yakın ekipte, ardından Yeni Parti içerisinde çatlak seslerin yükselmesi şaşırtıcı olmaz.

Ve o çatlak seslerin hedefinde de doğal olarak liderlik olacaktır.

Çünkü siyasette uzun süre sonuç alınamadığında sorgulama önce dışarıya değil, içeriye yönelir.

CHP’deki kendi ekiplerini her alanda yeni bir isim ya da yeni bir parti altında toplamakla bu iş olmaz.

Türkiye’de sosyal demokrat ve sol siyaset yapmak isteyenlerin önünde tarihsel bir gerçek var:

Baba Ocağı…

Kızarsınız…

Küsersiniz…

Ayrılırsınız…

Yeni bir yol denersiniz…

Ama sosyal demokrat ve sol siyaset yapmak isteyenler, eninde sonunda o Baba Ocağı’nda buluşacaktır.

Çünkü CHP yalnızca bir siyasi parti değildir.

Aynı zamanda yüz yılı aşan bir siyasi hafıza, gelenek ve seçmen aidiyetidir.

Yeni bir siyasi partinin mücadele etmesi gereken şey de yalnızca CHP’nin bugünkü yönetimi değildir.

İşte bu tarihsel aidiyettir.

Bu nedenle bugün Yeni Parti ile CHP için açıklanan oy oranlarına bakarak geleceğe ilişkin kesin sonuçlar çıkarmak bana doğru gelmiyor.

Hatta bugünden bir öngörüde bulunmak gerekirse;

Bugün Yeni Parti ile CHP için açıklanan oy oranlarının seçim günü tam tersine dönebileceğini düşünüyorum.

Çünkü anket başka şeydir…

Sandık başka.

Siyasi heyecan başka şeydir…

Siyasi aidiyet başka.

Ve hepsinden önemlisi;

Bir siyasi hareketi kurmak başka şeydir…

Onu yıllarca ayakta tutmak bambaşka.

Yeni Parti’nin önündeki en büyük rakip belki de ne Erdoğan ne de CHP…

Zaman.

Çünkü altı ay olsa başka…

Ama iki yıl…

Siyasette gerçekten çok uzun zaman.