Eski bayramları hafif bir iç çekişle yâd etmek artık bir bayram âdeti oldu. Bugün dünleri bilenlerin dilinde tek bir cümle var o da “Nerde o eski bayramlar?” gerçekten nerde o bayramlar. Neden aynı tadı vermiyor. Yoksa çocukken yaşadığımız bayramın anlamı büyüyünce geçiyor mu?

Yaş almış büyüklerimize neyi özlediniz? diye sorduğumda aldığım tek cevap “akraba ziyaretleri” oldu.

Bu yazıyı okuyan sevgili okurlarıma soruyorum. Peki, bayram sizin için ne anlam ifade ediyor? Hadi biraz düşünün…

Benim için anlamı hiç değişmedi. Hala bayram sabahı heyecanlanıyorum. Arife gününde yaptığımız banyoyla boyumuzun bir arpa boyu uzadığına inanır, Barış Manço’nun “bugün bayram” şarkısıyla uyanırdık.

Şanslıysanız yeni kıyafetleriniz geceden yatağın başköşesinde dururdu. Kırmızı ayakkabı, dantelli çorap bayramın vazgeçilmez enstantanesiydi. Çocukken hatırladığım anılarım içerisinde en sevdiğim bayram geleneği akraba ziyaretleriydi. Aile büyüklerinin evinde toplanılır kuzenlerle bir araya gelirdik. Kapı kapı gezip şeker toplamak günümüzde ebeveynleri endişelendirse de 90’lı yıllarda tüm mahalle birbirini tanırdı. Şekerleri beyaz poşete koyar harçlıkları cebimize atardık. Toplanan harçlıklar üzerinden arkadaşlarla kıyasıya yarışa girilirdi. Sonra bakkala koşar, çatapatlar, tasolar, çikolatalar ve cipsler alınır bir güzel yenilirdi.

90’lı yıllarda çocuk olup bayramı yaşamak çok güzeldi. Şimdi bende “Nerde o eski bayramlar?” diyorum. Benimle aynı dönem çocuk olanlar bilir bu anlattıklarımı. Ama yeni nesil yavaş yavaş bu adetlerden uzaklaşıyor. Akraba ziyaretlerine gitmek istemeyen gençler, 9 gün tatili fırsat bilen aileler farklı rotalar çiziyor. Büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim sözleriyle bayramlaşmak için aradığımız akrabalarımızla artık sosyal medya paylaşımlarıyla mesajlarımızı iletiyoruz.

Bayram ziyaretinin kısası, bayram tatilinin ise uzunu makbul…  Eski bayramlar şimdi iPhone’larda, instagramda paylaştığımız dünya turu ile özdeşleşti. Bayramlarda duygulanıp gözyaşı dökmenin süresi kısaldı. Hatta reklamlarda kaldı. Bayramlık şeker kâselerinin içi boşaldı. Kapıyı çalan ne bir çocuk ne de akraba kaldı. Ekonomiden dem vurduğumuz bugünlerde borçta olsa tatil planlarından vazgeçemez olduk.

Oysa Ramazan Bayramı, birlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren bir bayramdır. Bu dönemde aileler bir araya gelir, sevdikleriyle birlikte özel anlar yaşarlar. Bayramlaşma âdetiyle birlikte insanlar birbirlerine sevgiyle sarılır, özlem giderir ve bayramlaşmanın mutluluğunu paylaşırlar.

Ramazan Bayramı aynı zamanda yardımlaşma ve dayanışma duygusunun da en üst seviyede yaşandığı bir dönemdir. Ramazan Bayramı'nın en güzel yanlarından biri de çocukların sevincini ve neşesini paylaşmaktır. Bayram harçlıklarıyla çocuklar mutlu edilir, onlara hediyeler verilir ve sevgi dolu anılar oluşturulur. Bu, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sevgi ve değer verdiğimizi göstermenin en güzel yollarından biridir.

Sadece Müslümanlar arasında değil, tüm toplumda bir sevinç ve paylaşma atmosferi yaratır. Farklı dinlere ve kültürlere mensup insanlar, bayramlaşarak birbirlerini mutlu ederler. Komşular, arkadaşlar ve iş arkadaşları arasında bayram sevinci paylaşılır, hoşgörü ve saygı ortaya çıkar.

Sonuç olarak, Ramazan Bayramı birlik, beraberlik ve sevgi duygularının yoğunlaştığı özel bir dönemdir. Bu bayramda paylaşma, sevgi, hoşgörü ve dayanışma değerlerini hatırlayarak, toplumumuzda daha güzel bir dünya yaratmaya katkıda bulunabiliriz. İhtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmak, sevdiklerimize zaman ayırmak ve hoşgörüyle yaklaşmak, bayramın gerçek anlamını yaşamamıza yardımcı olacaktır.

Sevgiyle, hoşgörüyle ve paylaşmayla dolu bir Ramazan Bayramı geçirmenizi dilerim.

Saygılarımla…