Türkiye genel seçimlerden sonra yerel seçimleri büyük bir olgunluk içerisinde yaşayarak uzun soluklu bir seçimsizlik sürecine girmiş oldu. 

Yerel seçim süreci gerilmiş olan siyasetin sandıkta konuştuğu, anket firmalarının, kahvehane siyasetlerinin dumura uğradığı bir zaman dilimini yaşadı. 

Genel seçimlerle millet ittifakını oluşturan partilerden geriye kalanın sadece Cumhuriyet Halk Partisi ve Dem Parti olduğu, altılı masayı oluşturan diğer partilerin seçmendeki karşılığı netleşmiş oldu. 

Cumhur İttifakı kendi içerisinde Yeniden Refahı yarattığı gibi Millet ittifakı da kendi içinde CHP ve Dem Partinin oluşumuna zemin hazırladı. 

Bütün argümanları göz önüne alarak Türkiye’de vatandaşın CHP logosundan kaçması yerine, iktidara karşı olan muhalefet çaresizliğini yaklaşık bir milyonluk bir oy ile bir kez daha CHP üzerinden göstermek istedi. 

CHP seçmeni yerel seçimlerde partisine sahip çıkarak sandığa giderken Ak Parti seçmeni sandığa gitmeyi ret etti. 

Bu durum geçmiş yıllarda CHP’nin almış olduğu oyun hemen hemen aynı, Ak Parti seçmeninin ise yaklaşık 8 milyon kişi ile yarıştan çekildiği anlamına geliyor.

Türkiye’de özellikle emekli ile işçinin uzun soluklu tepkilerine karşılık vermeyen iktidar, yaşanacak olan bu durumu öngöremedi. 

Sonuç olarak emekli ve işçi sandıkta tepkisini ortaya koyarak veya sandığa gitmeyerek Ak Parti’nin CHP karşısında direnmemesini sağladı. 

İşçi, memura verilen yüzde 49’lük zammı görerek günlerce hatta aylarca uyarılarda bulundu ama kendilerini dinleyen olmadı. 

Emekli 10 bin lira ile geçinemeyeceğini Cumhurbaşkanının bir şeyler yapacağına inandı ama Mehmet Şimşek engeli her ikisine de kapılarını kapattı. 

Sonuç olarak 2019 yılında sandığa giden Ak Partililerden yaklaşık 8 milyon kişi sandığa gitmeyi ret edip bu sonucun oluşmasını sağladı.

Vatandaş CHP ye oy vermez söylemini doğrularcasına sandığa gitmemeyi bir çıkış olarak gördü. Sandığa gitmeyenlerin sağladığı bu atmosfer önümüze gelecek olan diğer seçimlerde artık CHP ‘ye oy verilebilirliğinin önünü açtı. 

İktidarın sırtında yumurta küfesi taşıması, sorunlara vatandaşın beklediği karşılığı vermemesi karşısında, emekliler, asgari ücretle geçinenler, işçiler her fırsatta tepkilerini dile getirmeye devam etti. Bu tepkiler karşısında iktidar susmayı tercih etti. Bu suskunluğa karşı 8 milyon vatandaş sandığa gitmemeyi 1 milyon vatandaşta sandıkta konuşmayı tercih etti. 

Cumhur ittifakının yarattığı parti olan Yeniden Refah Partisi ise Ak Parti’den kaçanların, sığınanların limanı olma özelliğini büyük bir başarı hanesine taşıdı. 

Özellikle Şanlıurfa’da kazanacağı bariz şekilde ortadayken ve Ak Parti’den aday olmayı isterken aday yapılmayan Mehmet Kasım Gürpınar Yeniden Refah Partisi adına Urfa’da büyük bir destan yazmış oldu. Önceki yazılarımda da belirttiğim üzere aday belirleme süreçlerinde Ak Parti’nin özellikle bu seçimlerde daha özensiz davrandığı netleşmiş oldu. 

Cumhur İttifakı olarak Amasya-Kilis-Yozgat-Kütahya gibi illerde tek girilmesi halinde kazanacakken hem Ak Parti’den hem de MHP’den aday çıkarılmasının mantıklı bir izahı hiçbir surette yoktu. 

Sonuç olarak Türkiye 2024 yılı seçimlerinde CHP-Yeniden Refah ve Dem Parti’nin kazandığı, Gelecek Partisi, Deva Parti, Zafer Parti, Memleket Parti’nin yok olduğu, İyi Parti’nin en büyük yenildiği yaşadığı, Büyük Birlik Partisinin küllerinden doğduğu, MHP ve Ak Parti’nin 8 milyon seçmeni tarafından uyarıldığı önemli bir seçim yaşamış olduk. 

Bu özetin tamamı ise bize 2028 yılı öncesinde İktidar ve muhalefet olamayanlara karşı yeni siyasi oluşumların gerekli olduğu, sandığa gitmeyen 8 milyon vatandaşı kendi etrafında toplayacak olan, Ak Parti’nin 2002 ruhunu yaşatacak olan bir partiye ivedilikle ihtiyaç duyulduğu netleşmiş oldu.