Devrim Muhafızları Sözcüsü,
Aksa Tufanı operasyonlarının Kasım Süleymani suikastına bir cevap olarak yapıldığını açıklamış. 
İran’dan beklenen bir hamleydi. 

Mescidi Aksanın itibarsızlaştırılması adına sarf edilen bu sözlerin masum olmadığı ortadadır. 
Hatırlayalım; 
Trump, "Bizi aradılar ve dediler ki, 'Dinleyin, başka seçeneğimiz yok. Sizi vurmak zorundayız çünkü kendimize saygımız var'. Bunu anlıyordum. Onları vurmuştuk ve bir şeyler yapmaları gerekiyordu" 
Eski ABD Başkanı, İranlı yetkililerin Amerikan üssünün füze saldırısında isabet almayacağının garantisini almıştı. 
Ve ekliyordu Trump; O gece herkes tedirgindi, tek tedirgin olmayan bendim.

İran'dan fırlatılan 18 füzenin, 5'inin havada infilak ettiğini diğerlerinin de üssün çevresine düştüğünü belirtmişti Trump.
Normalde bu füzelerin oldukça hassas ve isabetli silahlar olduğunu bilinse de genellikle hedefin dışı vurulmuştu. 
Bugün Filistin halkının direnişini itibarsızlaştıran, Gazze halkının ödediği bedelleri İran dış politikasına “malzeme” yapan bu açıklamaya Hamas anında cevap verdi:

Hamas; “Bu açıklamayı reddediyoruz. Mescid-i Aksa'yı tehdit eden tehlikeler başta olmak üzere Aksa Tufan’ının gerekçelerini defalarca vurguladık. Tüm Filistin direniş eylemlerinin işgalin varlığına ve halkımıza ve kutsallarımıza yönelik devam eden saldırganlığına tepki olarak gerçekleştiğini teyit ediyoruz." dedi. 

Kasım Süleymani, bütün coğrafyada, özellikle de Suriye- Halep’te çok büyük Sünni katliamları yapmış, ağır insanlık suçları işlemiş bir savaş suçlusu olarak biliniyordu. 
Sadece bilinenler bununla da sınırlı değil, yıllarca Amerika tarafından ambargo yediği iddia edilen

İran 1953 yılında CIA destekli darbeyle İran Başbakanını yıktı.
Bunun sebebi neydi? 
Çünkü dönemin Başbakanı İran petrolünü millileştirme kararı almıştı. 
1957’ de ABD nükleer silah yapma dediği İran’a nükleer reaktör başlığı vermişti. 
1978 de İran şahına yönelik ciddi bir ayaklanma hazırlığı için CIA yine iş başındaydı. Bir yıl gibi kısa bir zamanda bütün alt yapılar hazırlanmış
1979 da İran Şahı el birliği ile devrilmişti. 
ABD ve işbirlikçileri Fransa’da sürgünde olan Humeyni’yi bayraklarla, şarkılarla İran halkına karşılatmıştı. 

Sonuç; ABD’nin istediği olmuş 11 şubatta İran devrimi gerçekleşmiş devrimin başına da Hümeyni geçmişti. 
Bu kısım çok önemli. 2016 yılı ve öncesinde Türkiye’de kurulan tuzaklarla hedeflenende aynısıydı. Kısaca İranlaştırılacaktık olmadı. 
Bu konudaki benzerlikleri göz önüne alırsanız ABD FETÖ’yü kendi ülkesine almış, beslemiş, korumuş ve 15 Temmuz darbesi ile FETÖ’nün ülkeye dönüşünü arzulanıyordu.  

Türkiye’yi İranlaştırma dediğimiz hamle işte tam da buydu. 
Peki bugüne kadar İran’ın ABD’ye olan tutumu, İsrail’e olan bakış açısı neden sürekli bir kontrol mekanizması içinde. 
Neden perde önünde birbirine azılı olan iki düşmanken perde arkasında birbirlerini rahatlatan hamleler atıyorlar. 
Bugün Mescid-i Aksa savunmasını, Gazze’de yaşanan katliamların sebebini Kasım Süleyman olarak göstermek hem İslam dünyasına hem de mescidi Aksa’ya ihanet değil midir? 

İşte İran yıllarca bunu yapıyor. Yıllardır Müslümanlara ihanet ediyor. 
İran’ın, İsrail terör devletinin Ortadoğu’da arzu ettiği büyük İsrail projesine hizmet etmediğinin garantisini verebilir miyiz? 
7 Ekim’den bu yana İsrail’de öldürülen insan sayısı 21 Bin 110
Dikkat ettiyseniz ölen insan sayısı borsadan daha hızlı, ülkelerin enflasyon oranından daha şiddetli yükseliyor. 
Şurada şunu net bir şekilde söyleye biliriz bugün 21 Bin 110, yarın en az 21 Bin 200 olacaktır. 
Bu vakitten sonra İsrail terör devletine kızmamamız gerekiyor. Onlar kendi bozulmuş olan kitaplarında yazanı uyguluyorlar. 
Kitapları öldürün diyor. 
İnsan, hayvan, çocuk ne varsa öldürün… 
Peki onlar bozulan kitaplarını harfiyen uygularken biz ne yapıyoruz? 
İhanet, entrika, ikiyüzlülük hepsi mevzut…
Boş hamasetten başka bir şey yapıyor muyuz?
Boykotu bile uygulamaktan imtina ediyoruz.  
Dünyada 2 milyar Müslüman varken,
17 Milyon Yahudi’nin oyuncağı olmuş durumdayız.