Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın olası cumhurbaşkanlığı adaylığı, muhalefetteki adaylık ve ittifak tartışmalarının öne çıkan başlıklarından biri oldu. Yavaş, adaylık konusunda seçim tarihinin netleşmesi gerektiğini belirtirken, kendisine yönelik değerlendirmelerin sürekli cumhurbaşkanlığı yarışına bağlanmasına tepki gösterdi.
Öte yandan, milliyetçi partiler arasında Mansur Yavaş’ın olası adaylığına yönelik destek arayışları gündeme geldi. Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nun, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden yarı başkanlık sistemine geçişi desteklemesi halinde kendisine destek verebileceklerini açıklaması, muhalefetteki olası ittifak tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Mansur Yavaş’ın adaylık tartışmalarına ilişkin süreci ve Ağıralioğlu’nun açıklamalarını Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, Elips Haber’e değerlendirdi.

“Ağıralioğlu, Mansur Yavaş’a destek veren milliyetçi seçmeni hedefliyor”
Ağıralioğlu’nun milliyetçi ve vatansever kesimlerin bir araya gelmesine yönelik olumlu mesaj verdiğini belirten Tanju Tosun, diğer yandan herhangi bir adayın dayatılmasına karşı çıkılmasının da açıklamanın önemli bir boyutu olduğunu ifade etti.
Tosun, Ağıralioğlu’nun Yavaş’a yönelik desteğini belirli bir koşula bağlamasını, Anahtar Parti’nin olası ittifak süreçlerinde kendisini önemli bir aktör olarak konumlandırma ve Mansur Yavaş’a olumlu yaklaşan milliyetçi seçmeni kendi partisine çekme arayışıyla ilişkilendirdi. Tosun sözlerini şöyle sürdürdü;
“Mansur Bey'e, en azından cumhurbaşkanı adayı olduğu takdirde destek verebilecek seçmeni de, milliyetçi ve tabiri caizse ‘vatansever’ olarak ifade ettiği Anahtar Parti'ye kazandırmak istiyor. Dolayısıyla burada mesele, sadece Mansur Bey'in milliyetçi, demokrat bir siyasal aktör olarak yarı başkanlık sisteminde cumhurbaşkanlığına yeşil ışık yakması değil; aynı zamanda kendi partisine, Mansur Bey'e olumlu bakan milliyetçi seçmeni çekmeye yönelik bir strateji de söz konusu. Anahtar Parti'nin seçim öncesinde siyasi konumunu güçlendirme gibi bir arayışı var.”
“Anahtar Parti ittifak pazarlığında oy gücünü kullanmak istiyor”
Tosun, Anahtar Parti’nin ittifak görüşmelerinde elindeki oy potansiyelini kullanarak pazarlık gücünü artırmayı hedeflediğini belirterek, Mansur Yavaş üzerinden partinin siyasi sistemde kilit bir konum elde etmeye çalıştığını ifade etti. Sözlerine şöyle devam etti;
“Yapılan araştırmalarda Anahtar Parti’nin oy gücünün yüzde 3 civarında, hatta yüzde 3-4 seviyelerinde olduğu tespit ediliyor. Dolayısıyla bu oy gücüyle ittifak pazarlığı stratejisini devreye sokmak istiyor. Ancak bunu yaparken, mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi devam ederse partilerin parlamento içinde önemli ölçüde işlevsiz kaldığını da dikkate alıyor. Yeni bir parti olan Anahtar Parti, yarı başkanlık sisteminde hem kendi kurumsallaşmasını güçlendirmek hem de milliyetçi, vatansever seçmeni kendisine çekmek istiyor. Bence burada ikili bir strateji var. Mansur Bey üzerinden Anahtar Parti’yi parti sistemindeki ittifak stratejisinin anahtarlarından biri olarak görmek istiyor.
Yapılan ciddi, güvenilir ve bilimsel yöntem kurallarına uygun araştırmaların sonuçlarını dikkate aldığımızda, Sayın Erdoğan ile Sayın Yavaş arasındaki oy farkı oldukça dar. Tıpkı 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi, yüzde 3-4’lük bir seçmen kitlesi, bölünmemiş muhalefetin tek bir adayla cumhurbaşkanlığı seçimine girmesi halinde sonucu belirleyebilecek bir oran olarak düşünülmeli. Dolayısıyla bence bu, önemli bir oran.”

“Yüzde 3-4’lük seçmen kitlesi sonucu tayin edebilir”
Tosun, muhalefetin tek adayla seçime girmesi durumunda küçük görünen oy oranlarının belirleyici olabileceğine dikkat çekti. Erdoğan ile Yavaş arasındaki oy farkının dar olduğunu belirten Tosun, yüzde 3-4’lük seçmen kitlesinin seçim sonucunu etkileyebilecek bir ağırlığa sahip olduğunu ifade etti.
“Yasama ile yürütme arasında denge ve denetim yeniden kurulmalı”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden yarı başkanlık sistemine geçiş önerisini de değerlendiren Tosun, mevcut sistemde yasama organının yürütmeyi denetleme imkânlarının sınırlandığını ve siyasi partilerin parlamentodaki işlevinin zayıfladığını savundu. Yarı başkanlık sistemine geçişin yasama organının güçlendirilmesi, cumhurbaşkanının yetkilerinin sınırlandırılması ve yasama ile yürütme arasında denge-denetim mekanizmasının yeniden kurulması açısından önem taşıdığını belirten Tosun sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Yarı başkanlık sisteminde, eğer yasama işlevli hâle gelirse, yasamadaki bu işlevi yürütecek olanlar da halk oyuyla, yani seçmen iradesiyle parlamentoya seçilen temsilciler olacak. Dolayısıyla siyaset kurumu, parlamenter siyaset üzerinden ağırlıklı olarak işleme şansına sahip olacak. Bunun en ideali parlamenter sistem; ancak Yavuz Bey yarı başkanlığı telaffuz ettiği için ben de o bağlamda söylüyorum. Böyle bir hükümet sistemi değişikliği, mevcut anayasanın aradığı koşullar çerçevesinde toplumsal ve sayısal bir uzlaşıyla mümkün. Ancak bildiğimiz kadarıyla iktidarın, parlamentodan böyle bir anayasa değişikliği geçirmek ya da bu yönde bir anayasa değişikliğini halk oylamasına sunmak gibi bir eğilimi yok. Yavuz Bey’in Anahtar Parti’yi sistem içinde, ittifak stratejisinde anahtar bir konuma taşımak istemesi de biraz bununla ilgili.”





