Bütün kitaplarda öldürme der. 

Bütün dinler doğayı, insanı, hayatı, canlıyı korumayı emreder. 

Bugün İsrail’in tahrif edilmiş, bozulmuş olan kitaptaki etolojik durumundan dolayı, öldürme emrediliyor. 

Hak kitaplar yaşatmayı emrederken, Tevrat’ın ölümü tercih etmesi sizce de insani bir fıtratın kitaba yansıması değil midir? 
Sadece hak dinler değil, Ateizm, Budizm hatta ve hatta Hinduizm dahi yaşatmayı hedefler. 
Kısacası Pazar günü kiliseye giden de Cuma günü cumaya giden de ölüme karşıdır. 
Dünya’nın ölüme ve öldürmeye karşı heyecan duyması, fıtratın bozulması ile doğrudan ilişkilidir. 

İnanç değerlerinin hiçbir boyutunda öldürme yokken, sembolik söylemlerle temsil ettiği dine bağlı olduğunu düşünenler, kitabın içeriğindeki mesajlara da kayıtsız kalıyorlar. 

Öldürmeyi emretmeyen kitap mensupları, öldürmeyi emreden kitabın mensuplarına göz yumuyorsa, elde kalan hak din ve insanı yaşatmayı gaye edinen inanç mensuplarının sadece söylemle yaşadığıdır. 

Kendi çıkar ve menfaatine uyarlanan söylemlerin bugün İsrail’de fiiliyata geçtiği ortadadır. 
Bu sebeple İsrail'in neden bu kadar acımasız ve kadın-çocuk demeden katlettiğini anlamak için Tevrat'a bakmak önemlidir.
Tevrat'ta, "Bir şehre girdiğinizde kadın, erkek, çocuk, yaşlı veya nefes alan her şeyi öldürün." geçmektedir.
“Ve Allah’ın Rabbin sana teslim edeceği bütün halkları bitireceksin ve gözlerin onlara acımayacak…. O şehrin ahalisini mutlaka kılıçtan geçireceksin, onu ve onda olan her şeyi, ve hayvanlarını tamamen yok edeceksin.” (Tesniye 7/16; 13/15)

“Parlayan kılıcımı bileyip yargılamak için elime alınca, düşmanlarımdan öç alacağım, benden nefret edenlere karşılığını vereceğim. Oklarımı kanla sarhoş edeceğim. Kılıcım öldürülenlerin ve tutsakların kanıyla, düşman önderlerinin başlarıyla ve etle beslenecek.” (Tesniye 32:41-42)
Tanrınız RAB bu ulusları elinize teslim ettiğinde, onları bozguna uğrattığınızda, tümünü yok etmelisiniz. Bu uluslarla antlaşma yapmayacaksınız, onlara acımayacaksınız.

Kız alıp vermeyeceksiniz. Kızlarınızı oğullarına vermeyeceksiniz; oğullarınıza da onlardan kız almayacaksınız. Çünkü onlar oğullarınızı beni izlemekten saptıracak, başka ilahlara tapmalarına neden olacaklardır. O zaman RAB size öfkelenecek ve sizi çabucak yok edecek." (Tesniye 7:1-4)
"Ey Filistin ülkesi Kenan, Rabbin yargısı sana karşıdır. Hepinizi yok edecek RAB, Ülkede yaşayan kimse kalmayacak." (Sefanya 2:5)
“Bütün İsrail Ay kentine döndü ve ahalinin hepsini kılıçtan geçirdiler ve o gün erkeklerden ve kadınlardan öldürülenlerin hepsi onikibin kişiydi.” (Yeşu 8:24-26)

Ve erkek ve kadın genç ve ihtiyar öküz ve koyun ve eşek şehirde olanların hepsini kılıçtan geçirip tamamen yok ettiler ( Bab 37 Ayet 21 sayfa 221 )
İşte benden bir miras olarak sana milletleri mülkün olarak yeryüzüne uçlarını da vereceğim onları demir çomaklı kıracaksın bir Çömlekçi kabı gibi onları parçalayacaksın ( Mezmurlar Bab 2 Ayet 8/9 sayfa 540 )

Okurken tüylerimizin dikeldiği, kanımızın donduğu bu mesajlar sizce hak olanın emri olabilir mi? 

Dünya’ya dair nazik olan, insanlara karşı nezaketli olan, kalp kırmayan bir emir çizgisinin bu denli vahşi bir yaklaşıma bürünmesi kabul edile bilir mi? 

Öldürmeyi bir tarafa koyun, insanın insana karşı olan tutumunda dahi dengeyi gözeten önemli bir ölçü hakimdir. 
Evren dengedir;
Dünya dengedir;
Hayat dengedir;
Dengesiz, ölçüsüz, hesapsız, kuralsız, gelişigüzel hiçbir şey mevcut değildir. 

Bu dengeli sistemler içerisindeki parçaların her birisinin sağlığı ve sağlamlığı da diğeriyle ilişkilidir; birisinde bir çatlak olduğu zaman tetikleme usulüyle diğerini etkiler. Onun için dengelere dikkat edilmeli, özen gösterilmelidir…

Bugün İsrail’de yaşatılan katliamların Dünya dengesini yok ettiği, Dünyanın da bu durum karşısında üç maymunu oynadığını görüyoruz. Yapılmak istenenle dünyanın dengesini bozmayı, kıyameti hızlandırmayı hedefleyen bu sapkınların yaşattığı zulüm sadece bölge insanının imtihanı değil, dünyanın imtihanıdır.

Maddî ve manevî, ferdî ve toplumsal hayatı olumsuz etkileyen; ekonomik dengeleri ve hatta tabiî/ekolojik dengeleri bozan dengesiz davranışların; savurgan harcamaların, yersiz kullanımların tümü Kur’an dilinde “israf” kelimesiyle karşılık bulmuştur. 
İnsanların huzur ve selametini belli kısas ve ölçülere göre düzenleyen kitabın her bir söylemi nefsi cümlelerden uzaktır. 
İktisat edene yaratırım, israf edene aratırım söyleminde dahi verilen mesaj mükafat ve cezalandırma usulünde asla ölümü ve öldürmeyi emretmez. 

Peki bugün İsrail’in takındığı tavır. Caniliği öğrendiği ve çocuklarına öğrettiği bu tavır bize neyi gösteriyor. 
Kitaplarında 
Bak bugün milletler üzerine ve ülkeler üzerine kökünden sökmek yıkmak için helak etmek ve yok etmek için seni koydum ( Yarenya Bab 10 Ayet 10 sayfa 724

Diyor;
Sizce de bu söylem filmlerde, kitaplarda yer edinen ‘Tanrıyı kıyamete zorlama’ yaklaşımının özeti değil midir? 
Bütün bu söylemler İsrail ve Dünya’daki çok az destekçisi için bir savunma niteliği taşısa da en büyük destekçisi olan Amerika’nın dünyadaki müttefiklerini kaybettiği ve her geçen gün de terör devleti olduğunun nişanı değil mi? 
Evet İsrail Tanrıyı kıyamete zorlarken, kıyametin alametleri dediğimiz sapkınlıkların artması, güneşin batıdan doğması gibi birçok maddenin de tezahür edeceğini unutmuş olmalılar. 

Sanırım en önemlisinin de Mescid-i Aksa’nın Cenabı Hak tarafından korunduğunu anlamak istememeleri…
Bugün dünyayı kıyamete zorlayan sapkın zihniyetin yaptıkları yüzünden, İslam’ın dünyaya hakim olacağı ve güneşin gerçekten batıda doğmaya başladığını istemeseler de gerçekleştirdiler.