Kaza mı, suikast mi?

Öldü mü, öldürüldü. mü?

İsrail’ mi, ABD’ mi yoksa İran derin devleti mi?

*

Bugün son günlerin bilmem kaç bilinmeyenli denklemini çözmeye çalışacağız.

Konumuz dumanı üstünde tüten helikopter kazası.

Konumuz İran Cumhurbaşkanının ölümü…

*

Komplo teorilerinden oldum olası pek hazzetmem ancak Reisi’nin helikopterinin düşüşüyle ilgili gelen kokular çok da temiz değil.

İran’dan pis kokular geliyor.

Ülkede genel eğilim olayın kaza olduğu yönünde.

*

Ya da öyle düşünmek – düşündürmek birilerinin işine geliyor.

*

Olayın başrolünde “sis” var.

Herkes ezberletilmiş şekilde bir “Sis duvarı” ndan söz ediyor.

*

Ama komik.

Olayın basit bir sis kazasına indirgenmesi kuşku uyandırıcı. 

Havada 3 helikopter var.

1’i düşüyor.

Ancak üzerine basıla basıla bir “sis”ten bahsediliyor.

Ama nedense o sis diğer 2 helikopteri es geçiyor.

Onlara bir şey olmuyor.

 “hedef” teki helikopter düşüyor. 

Yani Reisi’yi taşıyan helikopter.

*

Ve bir sert inişten bahsediliyor.

Şeytanın avukatlığını yapıyorum.

“Düşmenin” ya da “Düşürülmenin” adı ne zamandan beri “Sert iniş” oldu. 

*

Neden böyle söylüyorum.

3. helikopterin pilotunun ifadesine göre helikopterler yüksek irtifaya çıktıktan sonra hava koşulları kısa süre de düzelmiş.

Görüş açısı netmiş.

Sis dağılmış.

Ancak Reisi’yi taşıyan helikopter kısa sürede ortadan kaybolmuş.

*

Diğer 2 helikopter yere güvenle iniş yapmış.

Reisinin helikopteri ise düşmüş.

*

Düşen helikopterin kokpitinin yanmış olması da soru işaretlerini artırıyor.

Yangının helikopter havadayken çıkma olasılığı mide bulandırıyor.

***

Bu tabloda 3 net soru akılları kurcalıyor.

1-    Diğer 2 helikopter sağ salim inerken İran Cumhurbaşkanının helikopteri inemiyor. Neden?

2-    Reisi, Hamaney’in yerine geçecekti.

           Rejim içi güçler devreye mi girdi?

Reisi İran’ın iç iktidar kavgasına mı kurban gitti? 

3-    İsrail ve ABD yapımı bir sabotajla karşı karşıya olabilir miyiz?

***

Olay her ne kadar şu an için “kaza” gibi görünse de, o yönde kanaat ve “deliller” pompalansa da muhtevası gereği şüphelidir.

*

Eğer Reisi bir suikaste kurban gitti ise bunun rejim içinden olması çok daha ağır basıyor.

Yani İsrail ya da ABD’nin  bu işte parmağının olması zayıf bir ihtimal.

Zaten İsrail şuana kadar İran’da hiçbir siyasi isme suikast düzenlemedi.

İran bilim adamları hariç bu seviyede bir suikast yok.

*

Helikopter neden düştü sorusunun yanıtını kaza kırım ekibinin araştırmaları ve savcılık incelemesi ortaya çıkaracak.

Peki, biz bunun suikast olup olmadığını nasıl anlayacağız?

*

Resmi açıklamalara bakarak mı yoksa medyada yer alan haberlerden mi?

Tabii ki hayır!

Olayın sonuçlarına bakarak anlayacağız.  

Dünya ve bölge siyasetine nasıl yansıdığına bakarak anlayacağız.

İran’daki etkilerine bakarak anlayacağız.  

Hangi taşları yerinden oynatacağına bakarak anlayacağız.

***

Günün sonunda kaza kırım sonucu ne çıkarsa çıksın,

savcılık ne derse desin ,

kim hangi açıklamayı yaparsa yapsın,

hangi deliller dünya kamuoyuna pompalanırsa pompalansın, 

manipülatörler ne söylerse söylesin olay şüphelidir.

Ölenler bizim ya da sizin köyün yolcuları değillerdir.

***

SON SÖZ:

 

İran’da rejimin en başarısız Cumhurbaşkanı ilan edilen Reisi öldü ya da öldürüldü.

*

Herkes “O mu, bu mu, şu mu” diyecek ve zaman akıp gidecek, süreç soğutulmaya bırakılacak.

Tarihteki diğer şüpheli ölümlerde böyle olmadı mı. (Hatta gaz almak için birileri, yalandan yargılanacak.)

*

Ama son kertede Reisi öldüğüyle, kaza da sır olarak kalacak.

Tarihin kirli sayfalarında yerine alacak.

*

Akla da şu soru gelmiyor değil hani.

Her katil olay yerine mutlaka döner diye meşhur bir söz vardır ya

eğer Reisi öldürüldüyse acaba katil dünkü cenazede miydi?

*

NOT: Helikopterin enkazını, Türkiye’den giden Bayraktar Akıncı İHA buldu. Gurur duymamak gayrı milli ve düşmanca bir yaklaşım olur.