Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı seçilen Özgür Özel, partisinin genel merkezinde basın açıklaması yaptı. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özgür Özel, 40 gün içerisinde kurultayın yapılması gerektiğini savundu. Özel, kurultay yapılana kadar TBMM Grup Toplantısını kendisinin düzenleyeceğini belirtti. Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmeyeceğine yönelik soruyu yanıtlayan Özel, "Kurultay kararını gazete ilanını okumam lazım ondan sonra elbette önceki de görüşürüz oturur sohbet ederiz ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra" dedi.
Özel'in konuşması şöyle:
Değerli arkadaşlar, bundan üç yıl önce yine bir kapalı grup toplantımızda grup başkanı seçilmiştim. Ondan yaklaşık beş ay sonra da bu kez yapılan kongremizde genel başkan seçilmiştim. Grup iç yönetmeliğimize göre mevcut genel başkan otomatikman grup başkanıdır; bu, bu şekilde sürerken malum çok tartışmalı, hukuken tanımadığımız, Türkiye’deki aklı başında hiçbir hukukçunun savunmadığı mutlak bir "butlan" kararı çıktı ve bu karar çeşitli birimlere yollandı.
Yarın öbür gün bu kararın meclise de yollanması ve meclis bürokrasisi tarafından ya da meclis yönetimi tarafından bu kararın kıymetlendirilmesi ihtimali —ki doğru bir ihtimal değildir— bu kez mecliste, Cumhuriyet Halk Partisi‘nin grup başkanlığında bir boşalma olduğu noktasına işaret edebilirdi. Bizim bugün, malum bu tartışmalar olduğunda sizin de takip ettiğiniz gibi, üç gün öncesinden kararını aldığımız ve arkadaşlarımızı toplantıya çağırdığımız bir kapalı grup toplantımız vardı.
Tabii bu karar çıkınca... Grup yönetmelikleri çok net: "Grup başkanlığı bir şekilde boşalırsa ilk kapalı grup toplantısında seçim yapılır" diyor, özel hüküm var. Öyle olunca bu ilk kapalı grup toplantısında ben bu hukuki gerekliliği, bu ihtimali gündeme getirdim. Arkadaşlarımızın önerisi ile yeniden grup başkanlığı seçimi oldu. Arkadaşlarımız tarafından aday gösterildim ve kullanılan oyların birisi dışındaki tüm oyları alarak seçildim.
Tabii bugün burada yapılacak toplantıya sağlık mazeretleri olan, hastanede yatan arkadaşlar, yurt dışında olanlar da yazılı olarak mazeret bildirdiler. Onların da destek ifadeleriyle ve daha sonra da "Seçim olacağını bilmiyorduk, bilsek gelirdik" diyen çok sayıda da arkadaşımız var; ama görünürde 110 arkadaşımızın açık desteğiyle yeniden grup başkanı seçildim.
Bu konu, artık her kararın istismar edildiği yerde meclise de bunu hidayet ettirme ve Cumhuriyet Halk Partisi grubunda bir boşluk yaratılma ihtimaline karşı yapıldı. Biraz da aslında bunun böyle olmasını ben de istedim. Şu açıdan: Olur olmaz yerlerde okuyoruz, "Bu kararın arkasında işte 90 milletvekili var" falan... Bugün 110 milletvekilinin hangi kararın arkasında olduğu ve bunun üzerine de yapılan açıklamaları zaten siz takip ediyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi grubunda, bilinen ayrışmanın ötesinde bir ayrışmanın olmadığının görülmesi çok önemliydi. O yüzden hep birlikte bu kararı aldık, hayırlı uğurlu olsun. Hepinize teşekkür ederim.
"Kurultaya kadar haftalık grup toplantısını ben yapacağım"
Bayramdan sonraki grup toplantısında kürsüde kim olacak?
Arkadaşlar, ben hem partinin seçilmiş genel başkanıyım hem bir kez daha seçilmiş grup başkanıyım. Grup başkanı, Cumhuriyet Halk Partisi’nde meclisi kendi kararıyla her istediği zaman grup toplantısına çağırabilir. Salı günleri yaptığımız grup toplantıları da pazartesi gününden bir gün sonraya çağırdığımız, ama açık ama kapalı grup toplantılarıdır. Bu toplantıya grup başkanı başkanlık eder. Tabii grup başkanı, partinin genel başkanıyla birlikte bu toplantıya zaman zaman katılır, kürsü teklif eder kendisine; ancak bu şartlar öyle bir süreç değil.
Bugün zaten, hani hepiniz takdir edersiniz ki, sahadaki, sokaktaki üyelerdeki duygu durumuna bakıldığında, bu butlan kararından sonra partide bir genel başkan değişikliği olduğunu hiçbir üye kabul etmiyor. Milletvekili grubunun durumu açık, orada zaten... Ben Sayın Kılıçdaroğlu’nun, yani AK Parti yargısının göreve geri getirmeye çalıştığı bir butlan kararıyla gelip de grup toplantısında konuşma yapmak ya da benden grup kürsüsünü kendisine teklif etmemi bekleyeceğini zaten düşünmüyorum. Zaten öyle bir şey yok. Zaten o şartlar altında öyle bir şeyi kendi de istemez, toplumsal kabul de görmez bu.
O yüzden, yapılacak grup toplantısında ben, kurultay yapılana kadar grup başkanı olarak; kurultay yapıldıktan sonra da yeniden genel başkan ve grup başkanı olarak haftalık grup toplantılarınızı elbette ben yapacağım.
"40 gün içinde kurultay yapılmalı"
Bunun dışında şöyle haberler okudum, yorumlar gördüm: "İşte uzlaştılar; bir genel başkan olacak, bir grup başkanı olacak..." Arkadaşlar, böyle bir uzlaşı yok! Çünkü biz zaten bu butlan kararını tanımadığımız için, tanımadığımız bir kararla uzlaşacak halimiz yok. Ama şöyle bir uzlaşı oturacak ve onun olması elzem, herkesin istediği bu.
Herkesin istediği, herkesin beklediği bir tek şey var: O da kurultayın, tüzüğümüzde öngörülen en kısa sürede —bu da 40 gün gibi bir süredir— 40 günlük bir süre içinde toplanması; partinin bu tartışmalardan çıkıp iktidar yürüyüşünü sürdürmesi.
Şimdi en son Panorama’nın dün mayıs ayı değerlendirmesi geldi. Panorama TR’nin mayıs ayı değerlendirmesinde Cumhuriyet Halk Partisi %34.8 oy oranına kavuşmuş durumda. Bu şartlar altında buraya nasıl kavuştuk? Vatandaşın sorunlarını konuşarak, mücadele ederek ve çalışarak kavuştuk. %25’lik cam tavanı kırdık. %35’lik camı taban yapıp %40’ı aşmanın telaşı içindeyken bu türbülanslar geldi. Her şeye rağmen partinin bu oyu kıymetli. Her anket bir öncekinden, geçen aydan daha iyi geldi ama şimdi bu türbülanslar bizi iktidar yürüyüşümüzden geri tutmamalı, engellememeli. O açıdan da bir an önce, zaman geçirmeksizin kurultay kararının alınması gerekiyor.
Ben bugün milletvekillerimizle görüştüm, şimdi parti meclisimizin görüşünü alacağım. Yarın il başkanlarının görüşleri alınacak. Yani yarın olur, pazartesi olur ama gecikmeden... Dün Sayın Kılıçdaroğlu’yla, Kemal Bey’le görüştüğümüzde demiştim: "Ben arkadaşların görüşlerini alacağım, ardından da bir temas kurarız" diye. Tahmin ediyorum biz bir görevlendirme yaparız teknik bir boyutta, Kemal Bey'den de bu görevlendirmeyi talep ederiz. Oturur arkadaşlarımız ve hızlı bir şekilde parti; sağ salim, ayrışmadan, bölünmeden, tartışmadan 40 gün içinde ya da bayramdan sonraki 40 gün içinde, ilk mesaiyi takip eden 40 gün içinde nasıl yapacaksak kurultaya götürürüz ve artık bu kabus biter. Devamında da yine herkesin umutlarını besleyen iktidar yürüyüşümüz başlar.
Bu anlamda bir kez daha; hiçbirisi kendisini dışarıda bırakmayan, bütün siyasi partilerin, muhalefet partilerinin değerli liderlerine bu konuda değerlendirme yapalım. Bunu bir parti meselesi değil, demokrasi meselesi, hak görenlere ve bu büyük, görülmemiş toplumsal desteğe, iktidar partisine oy veren seçmenlerin sahadan gelen tepkilerini iletiyor arkadaşlar bize. Kendimize yapılmasını istemediğimizi kimseye yapmayız. Tayyip Bey bunu yapacaksa nasıl yanlışsa, Özgür Bey’e yapıldığında da yanlıştır. "Esas olan sandık" diyen, bize hiç oy vermemiş, belki hiç oy vermeyecek ama büyük bir ferasetle Türkiye’nin geleceğini düşünen tüm vatandaşlarımıza da teşekkür ediyorum.
Ben dünkü telefon görüşmemizde, kendisi "En uygun zamanda kurultayı yapalım" demişti. Ben de en uygun zamanın en kısa zaman olduğu görüşünü ifade etmiştim. Kendisiyle bu çerçevede arkadaşlarınız herhalde görüşürler ve ona göre en doğru karar hep birlikte verilir. Ama burada hiç şüphe yok, siz de görüyorsunuz; en uygun zaman, en kısa zamandır. Bu hiç istemediğimiz, aslında hiç de meşru olmayan ara dönemden partimizi hızla çıkarmak durumundayız.
"Kurultay kararından sonra görüşürüm"
Kılıçdaroğlu bugün ilk kez konuştu, "Özgür Bey'e hayırlı olsun" dedi. Yüz yüze bir görüşme olacak mı?
Değerli arkadaşlar, tabii siyasette çeşitli gelişmeler olur, ona göre pozisyonlar alınır. Biz dün telefonda birbirimize görüşlerimizi ifade ettik. Şimdi teknik arkadaşların görüşmeleri yapma zamanı. Ondan sonrasında, kurultay kararı alındıktan sonra... Ben bundan önce defalarca Sayın Kılıçdaroğlu’yla yüz yüze görüştüm, büyük bir memnuniyetle o zaman yine görüştüm; ama 40 gün sonraki kurultay kararını, gazete ilanını okumam lazım. Ondan sonra elbette önceden de görüşürüz, oturur sohbet ederiz; ama gazetede kurultay kararının ilanını okuduktan sonra.
"40 günü bekleyecek halimiz yok"
40 gün içerisinde kurultay olmazsa ne yapacaksınız?
40 günde gitmediğini... Zaten 40 günü bekleyecek halimiz yok, orayı yanlış anlamayın. Yani öyle 40 gün bekledim, ondan sonra değil. Biz Sayın Kılıçdaroğlu’yla, Kemal Bey’le bu konuyu arkadaşlarımızla görüşeceğiz. 40 gün içinde kurultay ile ilgili o bir karar verir ve bir adım atarsa bu, partimiz için de ülkemiz için de kendisi için de en doğru karar olacak.
Çünkü ben gerçekten üzülüyorum bazı sloganlara, bazı tepkilere. Sonuçta bunlar partimizde geçmişte seçilerek genel başkanlık yapmış birisine yönelen tepkiler ve sokağın sesini duyuyorsunuz, görüyorsunuz arkadaşlar, bunu ben anlatmayayım hani size. O yüzden 40 gün sonraya, en kısa sürede ilgili adımı Kemal Bey’in atması ya da bu adımı müştereken atmamız partinin de Kemal Bey’in de menfaatinedir. Yoksa biz bu noktada bize Siyasi Partiler Kanunu’nun verdiği tüm imkanları kullanacağız.
Öncesinde arkadaşların konuşması bu yönden çok zaruri. O toplantı, önceden görüşen arkadaşlarımızın da müştereken karar verdiği gibi, 40 gün sonrasına bir kurultayı toplamak üzere o günkü PM’yi (Parti Meclisi) toplantıya çağırma toplantısı olursa ona zaten sadece ben değil, herhalde o toplantıya giren bütün parti meclisi üyeleri —bugünkü pozisyonları ne olursa olsun— ve Kemal Bey de buradaki herkes misafirperverlikle karşılaşır. Yeter ki çıkışta, 40 gün sonrasına kurultay kararı almak üzere o salon kullanılmak istensin. Ama delegenin vermediği bir yetkiyi kullanmak üzere birtakım şeylerin, insanlarda birtakım niyetlerin olduğu ifadesi bu kadar sert eleştiriliyor, bu kadar toplumsal reaksiyon alıyor. En kısa sürede kurultay yapmak için olduktan sonra elbette ki buraya gelişi herkes memnuniyetle karşılar, memnuniyetle uğurlar.
Özel'den Kılıçdaroğlu'nun 'ahlaki değer' açıklamasına yanıt
Kılıçdaroğlu, partinin ahlaki eleştiriler aldığını söyledi. Ne dersiniz?
Arkadaşlar, Cumhuriyet Halk Partisi tarihini ben iyi biliyorum ve maalesef Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde çok haksız eleştiriler aldığı, hatta bazen çok haksız operasyonlardan, çok ahlaksız operasyonlardan sonra görev değişiklikleri olduğu ama Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir şekilde bunu kendi içinde, bu ahlaksızlıklara kimsenin prim vermediği için birlik ve bütünlük halinde atlattığı süreçleri hep birlikte yaşadık.
Şunu söylemek lazım: CHP’ye ahlaksızlık yapılıyor, doğru; ama bize karşı yürütülen bu gayriahlaki operasyonları kıymetlendiren bir söylemi ben kıymetlendirmem. Çok net bir şey söyleyeyim. Yani söyleniyor, soruluyor her fırsatta: "Efendim, işte aklında suçlama olan belediye başkanlarımızın üyeliklerini askıya alma..." Bir ara böyle bir yola çıkış falan söyleniyor.
Arkadaşlar; örneğin Bayrampaşa Belediye Başkanı'na üç kez "AK Parti’ye geç, Cumhur İttifakı’na geç, operasyon yapmayalım" dendi. Silivri’de yatıyor parti değiştirmedi diye! Şimdi biz tutacağız, bu arkadaşımızı partiden uzaklaştıracağız, öyle mi? Suçu onun parti değiştirmemek!
Ekrem İmamoğlu bu iktidarı rahatsız edip, cumhurbaşkanı adayı olup iktidara yürüyor olmasaydı... Bence hep aday falan değilim, tamamen bugün Ekrem İmamoğlu dese ki: "Ben etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum, daha da cumhurbaşkanı adayı değilim, ne haliniz varsa görün" dese, Ekrem İmamoğlu zaten içeride kalmaz. Onun suçu AK Parti'yi yenme suçu ve CHP’li olmak!
Hakan Bahçetepe için dokuz ay iddianame yazamadılar. Neymiş efendim? Belediye meclis çoğunluğu AKP‘deymiş. Hakan Bahçetepe kendisi AKP’ye geçse içeride mi olacak? Şimdi biz bu arkadaşları ahlaksızlıkla suçlayacağız ve bunun üzerinden üyeliğini askıya alacağız, öyle mi?
Geçmiş zaman, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımıza 780 yıl istendiğinde, onu rüşvetle, irtikapla suçladıklarında ben gittim yanında oturdum. İyi ki de yanında oturmuşum, iyi ki de yanında oturmuşum! İyi ki o gün biz Aziz Kocaoğlu’nun üyeliğini askıya almamışız, Aziz Kocaoğlu’nun yanında kaya gibi durmuşuz.
Ben şundan eminim ki, bu yüce çatı altında size söylüyorum: Ben Ekrem İmamoğlu‘nun yanında durduğum için de bütün arkadaşlarımın yanında durduğum için de hiçbir zaman mahcup olmayacağım. O yüzden bugünkü siyasi konjonktür gereğince partiye yapılan bu saldırılara karşı, bu partinin genel başkanları, Atatürk’ten aldıkları bir görevle, bu partide yaşı ne olursa olsun herkese ağabeylik, babalık yapması gereken kişilerdir.
Bana gelip de, birisi kolundan çekip de "Kızın okulda hırsızlık yapmış" dediğinde, ben "Onu şimdilik evlatlıktan reddediyorum" demem, yapmaz benim evladım derim! Buradan bir kez daha söylüyorum: Ekrem Başkandan başlayıp en son yapılan haksız tutukluluğa kadar, kime gayriahlaki suçlama yöneltiliyorsa onlar bizim evladımızdır. Ve bu baba evinde, baba evini kuran Atatürk’ün koltuğunda oturan birisi olarak söylüyorum ki: Yapmaz benim evladım, ben onu evlatlıktan reddetmem; ne geçici ne kalıcı. Yapmaz bizim evladımız!
Bayramlar bitmez; Ramazan, Kurban biter, arkasından bir başka bayram gelir. Biz delegemiz bizi layık gördüğü makamdan uzaklaştırmadıkça ya da görev süremiz dolup da bir başkasını oraya layık görmedikçe delegemizin "Otur" dediği yerde otururuz ve bizi onlardan başka kimse kaldıramaz.




