Kabine Toplantısı, Beştepe’de Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirildi. Erdoğan, Suriye’ye ilişkin açıklamasında “Suriye kan ve gözyaşına doymuştur. Zamana oynamanın kimseye faydası olmaz. Kimse yanlış hesap yapmasın” değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şu şekilde:
"Bize oy vermiş ya da vermemiş herkesin şunu bilmesini istiyorum bütün vatandaşlarımız hizmete layıktır. Herkesi aynı samimiyetle kucaklıyoruz.
Başkentimiz Ankara'ya yeni bir hizmeti kazandırmanın gururunu yaşadık. Türkiye'nin baş şehrini enerjilerini sorunlara çözüm üretmek yerine bahane üretmeye, basın mensuplarını tehdit etmeye harcayanlar bizim şehrimize hizmet etme şevkimizi kıramazlar. Kiminn karnesinin kırıklarla dolu olduğu bellidir.
Yerel yönetimlerde patlak veren skandallara bakınca milletimiz ittifakımıza güvenerek Anadolu irfanının ne demek olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Enerjilerini bahane üretmeye, basını tehdit etmeye harcayanlar bizim hizmet şevkimizi kıramazlar.
Bizi çekmek istedikleri sanal gündemlere çekilmeyeceğiz.
Rusya-Ukrayna savaşı gelecek ay 5. yılına girecek. Binlerce insan öldü. Yürütülen temaslara rağmen halen bir barış yolu bulunamadı. Komşumuz İran yeni bir sınamayla karşı karşıya. Sokaklar üzerinden yazılmak istenen senaryoyu hepimiz takip ediyoruz. İnanıyoruz ki komşumuz İran bugünleri geride bırakacaktır. Türkiye olarak en başından itibaren ilkeli duruşumuzu korumaya devam ediyoruz. Bize göre sorunların çözüm adresi müzakere masasıdır. İlgili tüm tarafları diplomasiye davet ediyoruz."
Erdoğan'dan Suriye değerlendirmesi
"Ortak tarih ve kültürü, medeniyeti paylaştığımız Suriye'deki her gelişmeyle çok yakında ilgileniyoruz. Suriye'nin 8 Aralık devrimiyle kavuştuğu özgürlük ortamını kalıcı huzura, barışa tahvil edilmesi için yoğun çaba harcıyoruz. Bir ve beraber Suriye'nin vazgeçilmez olduğu inancındayız. Suriye Suriyelilerindir. Suriye Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri, Sunni, Dürzi demeden herkesindir. Tüm kesimleriyle kardeş Suriye halkınındır. Yüzbinlerce insanın hayatına malolan zulmün ardından Suriye tarihi bir fırsat yakalamıştır. Suriyeli kardeşlerimizin önü de ufku da bahtı da açıktır. Suriye halkının kardeşi, komşusu, kara gün dostu ülke olarak bunu sabote edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmeyiz. Tek devlet, tek ordu ilkesi bir ülkede istikrarın olmazsa olmaz şartıdır. Bunu tahkim edecek her türlü adıma Türkiye'nin desteği tamdır. Halep'in bazı mahallelerin işgalden kurtarılması adına başlatılan harekat dün ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasıyla sonuçlandı. Suriye ordusunun bu hassas operasyonu dikkatle yönetmesi operasyon sürecinde sivillerin zarar görmemesi için cerrah titizliğinde hareket etmesi her türlü takdire şayandır. Suriye'nin kuzeyini işgal altında tutan silahlı unsurların provokasyonlarına rağmen Suriye ordusu başarılı sınav vermiş. Haklı iken haksız duruma düşecek eylemlerden kaçınmıştır. Suriye hükümeti en az hasarla çözüme kavuşturmuştur. Tüm bunların çok kıymetli kazanımlar olduğuna inanıyoruz. Dün akşam Cumhurbaşkanı Ahmet Şara kardeşimle telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini anlaşma ve operasyondan ötürü tebrik ettim. DEAŞ başta olmak üzere teröre karşı mücadelelerinde Türkiye'nin daima yanında olduğunu bir kez daha ifade ettim. Suriye halkını dün olduğu gibi inşallah yarın da yalnız bırakmayacağız. Devlet içinde devlet kurma peşinde koşan bir avuç taşeron dışında Suriye halkının dünkü anlaşmadan büyük sevinç duyduğu anlaşılıyor. Halep, Rakka, Deyrizor ve diğer şehirlerin sokaklarından yansıyan fotoğraflar barış özlemini gösteriyor. 13,5 yıl boyunca büyük acılar çeken halk umudu yeniden kuşanmakta, hayata yeniden sarılmakta, artık savaş istemediğini açıkça beyan etmektedir. Kimsenin bunu görmezden gelme hele hele bu umut iklimini dinamitleme hakkı yoktur. Suriye'nin bereketli toprakları acıya, kana, gözyaşına doymuştur.
Suriye'nin bereketli toprakları artık acıya doymuştur. Biz tüm halklara kalbimizin kapılarını açtık. Irkçılık ve kavmiyetçilik bizim kadim kültürümüzün reddettiği bir hastalıktır. Bizim tarih boyunca kurduğumuz devletlerin tamamı ırkçılığın reddi üzerine bina edilmiştir. Biz de bugün, Türk, Kürt, Arap birliği derken bu anlayışla hareket ediyoruz. Kimi çevrelerin ırkçılık virüsüne kapıldığını görüyoruz. Yoksa kim çocukların zorla dağa çıkarılmasını savunabilir? Sivil halka zulmedilmesini kim savunabilir?
Ellerine boylarından büyük silah tutuşturulan çocuklar, hem Kürt kardeşlerimizin hem Suriye'nin geleceği değil mi? Terörle, şiddetle, baskıyla bir yere varılamayacağını anlamak için daha kaç çocuğun ölmesi lazım? Kürt bizim kardeşimiz, Arap, Alevi, Şi, Sünni bizim kardeşimiz. Bu nefret, bu hırs ve ihtiras niye? Türkiye Cumhuriyeti buradayken soruyorum; neden başka dostlar, yoldaşlar aranıyor? Neden elinde Müslüman kanı olanlardan medet umuluyor? Neden ayrışıyoruz? Neden aramıza duvarlar örülmesine müsaade ediyoruz? Bu bölgede ne zaman kardeşçe muamele ettiysek işte o zaman büyüdük.
Biz Suriye başta olmak üzere artık savaş, çatışma, gerilim görmek istemiyoruz. Yer altı ve yer üstü zenginliklerimizin savaş baronlarının ceplerine akmasını istemiyoruz. Kardeşlerimiz açlıkla uğraşırken, materyalist zihniyetin daha fazla palazlanmasını istemiyoruz. Barışın ve istikrarın egemen olduğu bölgede huzur içinde yaşayalım istiyoruz. Etnik kökenine, mezhebine bakmaksızın akan kanın durmasını, ölümlerin ve katliamların son bulmasını istiyoruz.
Atlas yavrumuzu katleden canilerin burada özellikle yargıda gereken dersi almasını istiyoruz. Bu konuyla ilgili üzerimize düşen görevi yapacağız. Minguizzi olayı neyse Atlas olayı da bizi acılara boğmuştur. Bu konu bizi acılara boğmuştur. Başta Adalet Bakanımız olmak üzere, yargı makamları olmak üzere, İçişleri olmak üzere gereğini yapmak üzere bu bizim görevimizdir. Pırlanta gibi yavru nasıl acımasızca katledilir? Bunun hesabını sormak görevimizdir."




