TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İBB davasına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yargı sürecine yönelik eleştirilerini dile getirdi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da, şans ve bahis reklam giderlerinin matrahtan düşülmesinin kaldırılması, bazı kıymetli taşların ÖTV kapsamına alınması, kripto varlıkların vergilendirilmesi, KDV istisnalarının daraltılması ve bedelli askerlik tutarının artırılmasını içeren “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başlanması planlandı.
Genel Kurul’da söz alan CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) ilişkin davaya dair açıklamalarda bulundu. Emir, davada “itirafçı” olarak değerlendirilen bazı kişilerin ifadelerini geri çektiğini ileri sürerek, bu kişilerin “duymadım”, “görmedim”, “bizzat tanık değilim” şeklinde beyanlarda bulunduğunu ifade etti.
“Baskı altında ifade verildi”
Emir, bazı isimlerin baskı altında ifade verdiklerini açıkladığını söyleyerek, Murat Kapki’nin baskı altında ifade verdiğini söylediğini iddia etti. Ayrıca Ümit Polat’ın da tanıklıktan çekilmek istediğini, para alışverişine doğrudan tanık olmadığını ve duyuma dayalı ifade verdiğini belirttiğini aktardı.
Benzer bir durumun Antalya’da da yaşandığını savunan Emir, burada da bir kişinin baskı altında ifade verdiğini söylediğini dile getirdi.
“Algı operasyonu”
Yargı sürecine ilişkin eleştirilerini sürdüren Emir, savcılığın bir “algı operasyonu” yürüttüğünü iddia etti. Emir, son dönemde yapılan bazı gözaltı işlemlerine de değinerek, sabah saatlerinde 16 kişinin gözaltına alındığını ve bunun gündem değiştirmeye yönelik olduğunu öne sürdü.
Gözaltı gerekçelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Emir, suçlamaların genellikle uyuşturucu kullanımı ve kullanımını kolaylaştırma başlıklarında toplandığını belirterek, geçmişte benzer operasyonlarda masumiyet karinesinin ihlal edildiğini savundu.
Emir, yargı ve kolluk kuvvetlerinin görevlerini yerine getirmesi gerektiğini ifade etmekle birlikte, kamuoyunda tanınan kişilere yönelik işlemlerin “itibar zedeleyici” nitelikte olduğunu düşündüklerini ve bu tür uygulamalara karşı olduklarını söyledi.





