Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen haftalık grup toplantısında konuşuyor. Burada gündemi değerlendiren CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:
Özgür Özel’den Erdoğan’a: Halkın karşısında hiçbir güç duramayacak
"Başta Sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, siyaseti masa başında yapanlara, sokağa çıkmayanlara, çıkamayanlara sesleniyorum. Milletimizde korku yok, milletimizde teslimiyet yok. İnanç var, azim var, kararlılık var. Millet ayaktadır. Halkın coşkun akan selinin karşısında tarih boyunca hiçbir güç duramadı, şimdi de duramayacak. Belki makamlarımız, şatafatlı sahnelerimiz yok. Bazen bir bankın, bazen bir sandalyenin üzerindeyiz ama hepimizin içi rahat olsun ki, hepimize müjdeler olsun ki biz milletimizin gönlündeyiz, milletin gönlündeyiz.
"Adalet yerine gelene kadar bu mücadele bizim mücadelemiz olarak sürecek"
1111 haftadır Cumartesi Anneleri'nin kayıplarını aramak için, onların sesini duyurmak için İstanbul'da oturdukları yerde, güya o faili meçhulleri bulacaklar, beyaz Toroslarıyla millete poz veriyorlar, bakanlıklardaki makamlarda oturuyorlar. Bir gün gelecek, Cumartesi Anneleri de, Kartalkaya'da, Soma'da, Ermenek'te ne kadar toplumun içini yakan ve bu sistem içinde kendini kurtaran ve onları kurtaranlar hesap verecek; adalet yerine gelene kadar bu mücadele, bizim mücadelemiz olarak sürecek.
"Şehit aileleri ve gazilerimiz için yüce meclisi bir kez daha göreve davet ediyoruz"
Kartalkaya aileleri yürürken kahraman şehitlerimizin aileleri ve gazilerimiz ise verilmeyen hakları için Güvenpark’ta oturma eylemi yapıyorlar. Parti olarak 2,5 yılda 163 il ve ilçede, bazılarında birden fazla olduğu için toplam 252 şehit ve gazi derneğini ziyaret ettik. Bu konunun sorumlusu, MYK üyemiz, emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu hem üst yapılarla hem de Türkiye’de yetişebildiği bütün derneklerle yakından çalışıyor. Kendisinin organize ettiği, tüm derneklerin temsilcilerinin katıldığı bir büyük çalıştayı 2 yıl önce hep birlikte gerçekleştirmiştik ve o çalıştayın sonucunda, iki günlük çalışma toplantısının sonucunda ortak akılla 18 ayrı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunmuştuk.
Kanun teklifi Milli Savunma Komisyonu'nda ve ilgili komisyonlarda bekliyor. Teklifin özelliği şu: O kanun yasalaşırsa, o teklif yasalaşırsa şehit ailelerinin, gazilerin hiçbir sorunları kalmıyor, tüm sorunları... Örneğin bugün Güvenpark'ta ortezlerini, protezlerini gösteriyorlar, hepimizin içi sızlıyor. Onun en ucuzunun değil de tıbbın gerektirdiği en uygununun ödenmesi, büyük fiyat farklarının çıkmaması, hastanelerde karşılaştıkları zorlukların giderilmesinden tutun sosyal hayata yönelik olarak, ekonomik beklentilere yönelik olarak tüm düzenlemeler 18 kanun teklifinde duruyor.
Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi'nden bir sayın milletvekilinin ifadelerini duyuyoruz, kanun teklifini görüyoruz. Daha önce Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde verilen sözleri, Genel Başkan düzeyinde grupta yapılan konuşmaları takip ettik. Tüm siyasi parti gruplarının; İyi Parti'nin, yeni oluşum grubunun bu konuda kanun tekliflerini takip ettik, ortaklaşılmak üzere gerekli çalışmaları yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisi grubunun da, Dem Parti grubunun da, grubu bulunmayan bütün milletvekillerinin de bu sese bir kulak vermesini, bu çalışmanın meclis kapanmadan ki meclisin geleneğinde bu vardır tatile girmeden önce üzerinde uzlaşılan, toplumsal beklenti yaratmış konular da meclisin adım atması, meclisin şanına, şerefine, varoluş gayesine uygun çalışmalardır.
Bu konuda grup başkanvekillerimiz dünkü MYK toplantısında da alınan karar gereğince görevi üzerlerine aldılar. Bu konuda gerekli çalışmaları yapacağız ve bundan sonrası için vatan uğruna canını veren şehitlerimizin geride bıraktıkları yakınlarının ya da uzuvlarını kaybetmiş ya da sağlıkları etkilenmiş gazilerimizin artık bu beklentilerine bir son vermek hepimizin vazifesidir. Buradan yüce meclisi bir kez daha göreve davet ediyoruz.
Özgür Özel’den AP kararına tepki
Şehit ve gazilerimizden söz etmişken bu kürsüden en net şekilde vurgulamak isterim ki kahraman ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri bizim onurumuzdur.
Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Barış Harekâtı'na ilişkin olarak alınan ve iğrenç ithamlarla -haksız demiyorum, iğrenç ithamlarla- harekât ordumuzu lekelemeye çalışan kararı Cumhuriyet Halk Partisi olarak en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz!
Yıllarca ağır zulümlere uğrayan, soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde Karaoğlan'ın, rahmetli Ecevit'in o günkü Başbakan Yardımcısı rahmetli Erbakan'la birlikte ordumuzu Kıbrıs'a yollamasıyla, Kıbrıs'ta hem Hava İndirme Tugayı'nın hem çıkartma filolarının başarılı operasyonlarıyla, Kıbrıs'ı işgal etmek değil barışı sağlayacak kadar ilerleyip duran, o gün Ecevit'in müjdelediği gibi adaya savaşa değil barış için giden, Türk tarafına da Rum tarafına da barışı getiren ve yapmış oldukları katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, gerekirse can veren ama bugüne kadar en ufak en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla dahi karşılaşmamış, asla ve asla yakın yere konulamayan, halen daha ölenlerine Allah'tan rahmet, dimdik ayakta duran o tertemiz, pırıl pırıl Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz.
“Toplam 34 belediye başkanımıza operasyon düzenlediler”
Bugüne kadar, Cumhurbaşkanı adayımız dahil toplam 34 belediye başkanımıza operasyon düzenlediler. Şu anda 24 belediye başkanımız halen tutuklu. Bu operasyonların büyük bölümü, İstanbul'da yargı içinde oluşturulan talimatlı bir yapı tarafından yapıldı; herkesin gözünün önünde oldu. Herkesin gözünün önünde! Sonra o yapının başı, güya tarafsız, geldiği yer bakan yardımcılığı, oradan Başsavcı; güya tarafsız, ertesi gün bakan... Ertesi gün İl Başkanları toplantısında 'Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim' diyor. Dün olduğu gibi, üstünde savcı cübbesi varken partinin başarısı için çalışıyor; bugün de bakan kimliğiyle 'Partimin başarısı için çalışacağım' dediği birinin geldiği ve hepimizin duyduğu, herkesin bildiği şekilde... Ankara'da başsavcı vekiller değişecek, çünkü 'Dediğimiz operasyonları yapmıyorlar' dedikleri şudur; şöyle anlatalım, şöyle basitçe anlatalım:
Bir belediyenin nasıl denetleneceği bellidir. Ya rutin denetlenir; yani rastgele ya da düzenli zamanlarda gidilir, evraklar istenir ve işi bilen denetçiler tarafından, müfettişler tarafından denetlenir. Bir eksik görülürse sorulur, kusur görülürse yazılır, suç şüphesi varsa bakanlıktan yargılanmak için izin istenir. Eğer bir iddia varsa —yani birisi şikayette bulunduysa, ihbarda bulunduysa— gidilir, o ihbar incelenir, aynı usullerle denetim ve yargıya doğru gidilir. Bunun dışında bir denetleme yolu, yöntemi yoktur.
Belediye başkanlarına sabahın köründe gidip evini, belediyesini, ofisini basıp her şeye el koyup ondan sonra —yani delilden suça, suçtan suçluya gitmek gibi evrensel bir yargılama yöntemi varken— önce suçluya karar verip, hedeftekini alıp, bütün her şeyi alıp, sonra bütün firmalara çalışanlara 'Seni içeri attım, tutukladım. Malına mülküne çöktüm. En hassas yerini buldum —örneğin bekarsın, tek çocukla evde yalnız bir kadınsın— seni içeri attım. Sonra hadi bakalım şunun altına bir imza at, başkanı suçla, onu alayım seni salayım.' Sistem bu! Ankara'nın 'yapmam' dediği sistem bu!
“Şimdi Ankara'da da başladılar”
Ankara'nın yıllardır direndiği; başsavcısı, başsavcı vekilleri, savcılarıyla 'Burası Ankara, böyle olmaz. Birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz. Sen siyaseten hedef aldın diye yargı buna alet edilmez' dedikleri, son kararnameyle dağıtılan, yerine açık açık, İstanbul'da bu operasyonları yapanın oradaki yardımcılarının gelip buralara başsavcı yapıldıkları, başsavcı vekilliklerinin dizayn edildiği bir süreçte, şimdi Ankara'da da başladılar.
Çankaya Belediye Başkanımızın, Hüseyin canımızın, gözaltına aldılar. Yurt dışındaydı, haber geldi; 'Kapıyı kırmayın, yedek anahtarı komşuyla yollayın' dedi. Belediyeye mesaj çekti; 'Yardımcı olun polise, ne istiyorlarsa baksınlar' dedi. Bütün her şeyin içinde yeni belediye başkanı olup da önceki dönemden devam eden çöp ihalesinin yeniden yapıldığında, şüpheli şekilde belirlenen maliyetin yüzde birinden altında, 0.41'le düşük birinin tahmin etmesinden şüphelenip o ihaleyi iptal etti. İki ay sonra yenisini yaptı, 4 milyon TL daha aşağıya, belediyenin karına bir ihale sonuçlandı. Bunu şikayet etmişlerdi, müfettiş baktı, olumlu yazdı. Teftişe Sayıştay geldi, raporuna 'İhalenin iptalinde kamu yararı görülmüştür' notunu yazdı. Birileri bu ihaleyi, iptalini Ankara'da bir şey olmuyor, İstanbul'da bildirdi. İstanbul'dan biri dosyayı aldı, önce kendi geldi, sonra dosyayı açtı. İstanbul'dan bir Başsavcı vekili Ankara'ya geliyor, dosyayla birlikte geliyor. Hüseyin'in yaptığı bu işi bu boyutta ele alıyor.
“Ankara'da hedef kim?”
Sorulan, basına yapılan serviste rüşvetler, onlar bunlar havalarda uçuşurken dün gördük ki, Allah'a şükür, bu konuşulanın dışında hiçbir şey yok. Ama şimdi buradan usul bu ya... Hedef kim? Hedef orada Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'ydu, CHP'nin başarılı belediye başkanlarıydı. Şimdi Ankara'ya gelindi. Ankara'da hedef kim? Canını yakalım CHP'nin, canını yakalım Özgür Özel'in, Hüseyin Can Güner'i hedefimize oturtalım. Bunu buradan, bu yüce çatının altında, tutanak altında, milletin gözünün önünde, sizlerin şahitliğinde, tarih önüne emanet ediyorum, emanet.
Gözümüz kulağımız, gözümüz kulağımız adliyede. Bir yandan da, bir yandan da yeni atamalardan sonra yeni görev dağılımları olacak. Tutuklamaları yapacak hakimlere görevi vermeden soruyorlar. Büyük büyük isimler söylüyorlar
Önüne bu gelirse delile mi bakacaksın, gözünü kırpmadan tutuklayacak mısın? Gözünü kırpmadan tutuklayacak olanları o görevlere koymaya, böylesine bir gayri nizami aslında var olmaması gereken bir mülakat yapmaya, koşul olarak da 'Acaba bir sonraki operasyon şuna mı buna mı ona mı?' denen herkesin ismini verip 'Önüne gelirse, tutuklaman istenirse talebe mi uyacaksın, delil mi arayacaksın?' diye sorulduğu bir süreç...
Ayrıntılar geliyor…





