MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'de düzenlediği grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

‘Terörsüz Türkiye’ sürecinde ‘Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur’ ifadelerini kullanan Bahçeli, “Biz diyoruz ki: Barış teslimiyet değildir, barış taviz değildir. Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış; adaletin, kardeşliğin ve millî birliğin birlikte yükseldiği bir ülküdür. Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır. Bu teminat dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır” ifadelerini kullandı.

İran savaşı açıklaması

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Trump ve Netanyahu, rıza üretmeyi bir kenara bırakarak zorla hegemonya sürdürmenin sürdürülemez olduğunu göz ardı etmiş ve tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmışlardır. İbretlik bir biçimde de bu hatalarına ısrarla devam ettikleri gözlemlenmektedir. Çünkü onları bir araya getiren değerler manzumesi ve insanlığın ortak düşüncesinin birikimine dayalı söz varlığı tükenmiş; Batılı akıl için anlam sistemi açısından yolun sonu görünmüştür. Başta Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Trump karşıtı yürüyüşler ve savaş karşıtı yüksek rütbeli askerî çevrelerdeki tartışmalar olmak üzere, Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Benzer bir şekilde, geçen haftada da ifade ettiğim gibi, sağduyulu dünya Yahudilerinin Netanyahu’nun siyonist ideolojik zihniyetine karşı itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir.

İşte bu nedenlerden dolayı her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet; milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir. Geçen 20 yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz birçok konunun içeriğini oluşturan yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil, bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır. Modern düşünürlerin ifadesi ile bugünkü dünya durumu, deyim yerindeyse bir fetret dönemini andırmakta; bir gelecek tasavvurundan ziyade geçmişin acı dolu, çatışmacı günlerine götürmektedir.

Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma dünyada bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte; her geçen gün bu sorunu daha karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir. Dünyada öngörülemez bir istikrarsızlığı derinleştirecek nitelik arz eden bu savaş, uluslararası örgütlerin işlevselliğini yitirdiğini ve kalıcı bir barış için arabuluculuk yapmakta aciz olduklarını da göstermektedir.

CHP’ye Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler üzerinden tepki

20. yüzyılın başında Orta Doğu’nun sınırları yeniden şekillendirilirken kurulan oyunları bozan saf ve duru bir iradeyle Cumhuriyeti inşa eden akıl, bugün emperyalizmin farklı maskelerle yeniden ortaya çıktığı bir dönemde de Türk milleti ve Türkiye yüz yılıyla aynı kararlılık ve bilinçle her türlü oyunu bozacak güçlü bir terkiple, daha güçlü bir Cumhuriyet iradesi olarak varlığını sürdürmektedir. Fikir ve dava adamı Dündar Taşer’in ifadesiyle; çok büyük felaketler geçirmiş, çok feci belalara uğramış, bütün bunlara karşı çok üstün yaşama azmi ve direnci göstermiş bir milletiz. Bu yaşama azmi ve direnci bizim geleceğe ümitle bakmamızı emreder.

Hem dünyada hem bölgede gerçekleşen her türlü hadiseyi düzenli bir şekilde çözümlemek, bunları akıl yoluyla incelemek hepimizin ortak sorumluluğudur. Lakin böylesi bir gerçeklik durumunda bile bugünkü muhalefetin koç başını çeken Cumhuriyet Halk Partisi siyaset yerine laf üretmekte, sorunların çözümüne katkı sunmak yerine basit ve çıkarcı bir tutumla hareket etmektedir. Millet için en değerlisinin ne olduğunu idrakten yoksun bulunmakta, çeşitli küresel odaklara sığınmakta, yanlış adreste doğru kişiyi aramaktadırlar. Gerçekle arasına mesafe koymuş olan bu anlayış, köklerle değil yapraklarla uğraşmakta; herkesin sırtını döndüğü, zamanı dolmuş bir söyleme, sosyalist enternasyonale teslim olmaktadır.

Akın Gürlek yalanlamıştı; DEM Parti’den İmralı’da ‘konut’ açıklaması
Akın Gürlek yalanlamıştı; DEM Parti’den İmralı’da ‘konut’ açıklaması
İçeriği Görüntüle

Düşüncelerini aklın mayası ile yoğurma kabiliyetini kaybeden bu anlayış, ülke, bölge ve dünya gündemini basit çıkarları doğrultusunda değerlendirmekte; devletten, milletten ve gerçekliklerden kopmuş bir görüntü vermektedir. Öte yandan son günlerde Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini temsil eden bazı belediye başkanlarının çürümenin had safhasına ulaşmış olmalarını ve milletin kendilerine emanet ettiği makamları her açıdan istismar ettiklerini görmekten büyük üzüntü duymaktayız.

“Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır”

Kıymetli dava arkadaşlarım; küresel rekabetin kızıştığı, jeopolitik fay hatlarının çatırdadığı, milletlerin ve devletlerin geleceklerini yeniden tayin etmek zorunda kaldığı bir dönemde Türkiye'nin önünü görecek sağlam bir vizyona, millî bir yönelişe ve güçlü bir kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız. Etrafımızda gelişen çatışmalar, ne kadar dinamik, tecrübeye dayalı ve akıllı hareket etmemiz gerektiğini göstermektedir. Gücünü kaybeden aktörlerle yükselen güçlerin rekabet alanına dönüşen bu coğrafyada Türkiye, sahip olduğu istikrar, güvenlik ve kurumsal kapasite ile bölgedeki diğer aktörlerden ayrışan bir konumdadır. Bu durum ülkemizi yalnızca krizlerden görece uzak tutmakla kalmamakta, aynı zamanda bölgesel aktörler açısından güvenilir bir çekim merkezi hâline getirmektedir.

İşte bu hakikatten hareketle bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir; asıl mesele enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır. Hürmüz Boğazı'nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü bir sorundan ziyade küresel enerji düzeninin ne denli hassas hâle geldiğini ortaya koymuştur. Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef hâline gelmekte ve tehdit altına girmektedir.

Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu klasik bir enerji arz güvenliği meselesi olarak değerlendirmek mümkün değildir. Bu çok daha derin bir kırılmadır; doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir. İşte tam da bu yeni dönemde Türkiye'nin rolü yeniden tanımlanmaktadır. Karadeniz'deki doğal gaz, Güneydoğu ve Doğu Anadolu'daki petrol keşifleri ve uluslararası alandaki enerji arama faaliyetleri ile birlikte Türkiye, güçlü altyapısının katkısıyla artık bir geçiş ülkesi olmaktan çıkmış; bölgede enerji istikrarının, güvenliğinin ve barışın merkezi hâline gelmiştir.

Süreç açıklaması: Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur

Kıymetli dava arkadaşlarım; 17 Mayıs 2025 tarihinde “Barış tek kanatlı bir kuş değildir; bir kanat Öcalan'ın yaptığı çağrı ve gelinen fesih kararı ile kendisini gösterdi, iki kanadı millet olarak hep birlikte gövdeye getirmeliyiz.” demiştim. Barış ancak iki kanadın ahenkle çırpılmasıyla, milletin tamamının aynı istikamete yönelmesi ile yükselebilir. O gün ifade ettiğimiz gibi bu kanatlardan biri, terörün gölgesinde şekillenmiş yapıların fesih kararı ve yapılan çağrılarla kendisini göstermiştir. Asıl olan ikinci kanat ise aziz Türk milletinin bizatihi kendisidir.

Bu gerçekten hareketle, millî iradenin merkezi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan komisyon çalışması büyük bir olgunluk, yüksek bir sorumluluk bilinci ve devlet ciddiyeti içerisinde sonuçlanmıştır. Bu tablo, millî iradenin tecelli ettiği Gazi Meclisimizin tarihî sorumluluğunu hakkıyla yerine getirdiğinin de açık bir göstergesidir. Terörsüz Türkiye sürecinde ortaya konan bu güçlü siyasi irade, milletimizi çok yoran bu sorundan kurtulacağımızın da net göstergesi olmaktadır.

Zira bu konu günübirlik tartışmaların ötesinde; milletin bekasına, devletin istikrarına ve toplumsal huzurun teminine dair stratejik bir meseledir. Terörsüz Türkiye, doğru zamanda atılan doğru bir adımdır; tarihî önemde bir dönüm noktasıdır. Akıl, vizyon, emek, sabır ve itinayla; vatan ve millet aşkıyla, devlet-millet dayanışması ile yürütülen hayırlı bir sürecin ürünü olacaktır. Terörsüz Türkiye, milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesi, kalıcı barışın umudu ve lider ülke Türkiye'nin habercisidir.

Bugün gelinen noktada yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalar, riskler ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde kendi iç bünyemizin tahkimi, millî birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması ertelenemez bir zaruret hâlini almıştır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir. Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları dikkatle izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Oyalanmaya ve oyalamaya gerek yoktur.

Biz diyoruz ki: Barış teslimiyet değildir, barış taviz değildir. Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış; adaletin, kardeşliğin ve millî birliğin birlikte yükseldiği bir ülküdür. Türkiye Cumhuriyeti, köklü kardeşliğin, güçlü geleceğin, ortak kaderin ve sarsılmaz birlik ruhunun en sağlam teminatıdır. Bu teminat dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır; yarın da ilelebet payidar kalacaktır.

Ve ben bir kez daha söylüyorum: Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Biz var oldukça bu fitne kazanamayacak, ne ihanet galip gelecektir.

Milli takımı tebrik etti

Konuşmama son verirken Dünya Kupası’nda aziz milletimizi temsil edecek A Millî Futbol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum. Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonu’nun muhterem başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum. Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık; teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmaları ile birleşerek milletimize umut vermektedir.

Hepsinden öte, Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki ay-yıldızlılarımız, tarihe yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın; millî birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini çağlardan tüm cihana duyursun.

Muhabir: Şevval Dalgıç