Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli Savunma Üniversitesi Kurmay Subaylar Mezuniyet Töreni’nde konuştu.
7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi’ne değinen Erdoğan, “Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik bir şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız. Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemeyiz. Millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz” dedi.
“Hükümet olarak MSÜ’nün kurulduğu günden beri yanında olduk”
Erdoğan'ın konuşması şöyle:
Millî Savunma Üniversitemiz bünyesindeki 7 enstitü, 3 harp okulu, 4 astsubay meslek yüksekokulu ve Yabancı Diller Yüksekokulu ile bir yandan millî iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken, diğer yandan askerî bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor.
Hükûmet olarak, kurulduğu günden beri üniversitemizin yanında olduk. Subay ve astsubaylarımızın daha yüksek standartlarda, daha iyi şartlarda eğitim alabilmeleri için fiziki ve teknik altyapı başta olmak üzere ihtiyaçlarının karşılanması noktasında ayrı bir hassasiyet taşıdık.
Bundan sonra da Millî Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız.
Keskin değişimlerin istisna olmaktan çıkıp sıradanlaştığı bir dönemi yaşıyoruz. Yapay zekâ ve yeni teknolojiler; eğitimden sağlığa, finanstan ulaştırmaya, kamu hizmetlerinden hayatın her alanına kadar pek çok alanı hem de çok derinden etkiliyor.
Savunma ve güvenlikte ise bu dönüşümün tezahürlerini çok daha net bir şekilde gözlemliyoruz. Şu gerçeği en iyi sizler biliyorsunuz: Klasik harp ortamlarında belirleyici faktörler kuvvet yoğunluğu ve platform sayısıydı. Günümüzde bunlara teknolojinin, enformasyonun, insansız sistemlerin ve hızlı karar destek mekanizmalarının da eklendiğini görüyoruz.
“Yeni bir denklemle karşı karşıyayız”
Savaşlar artık sadece cephelerde verilmiyor; siber saldırılar, dezenformasyon kampanyaları ve kamikaze dronlarla birlikte yürütülüyor. Kritik altyapılar, enerji nakil hatları ve ticaret güzergâhları hedef alınıyor.
İnsansız hava ve deniz araçlarının sonuca doğrudan etki ettiği, yapay zekâ merkezli yazılımların harekâtın seyrini değiştirdiği yeni bir denklemle karşı karşıyayız.
Keşif ve gerçek zamanlı haber almanın vazgeçilmez birer kuvvet çarpanı olduğu bu yeni ortam, planlama ile birlikte sevk ve idareyi de her zamankinden daha kritik hâle getirmiştir.
Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim: Millî Savunma Üniversitemizde yetişen subaylarımız, hem planlama hem de sevk ve idare noktasında eşsiz bir performans ortaya koyuyorlar.
Farklı misyonlarda görüyoruz ki komutanlarımız, eşsiz zaferlerle dolu olan tarihimizden aldıkları ilhamla, harp tarihinden edindikleri bilgilerle hamdolsun yeni destanlar yazmaya devam ediyorlar.
“Savunma sanayiinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık.”
Biz de devlet olarak, uluslararası güvenlik paradigmasının radikal bir dönüşüme uğradığı bu dönemde yeni sistemin kutup başlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.
Savunma sanayiinde yüzde 82 yerlilik oranına ulaştık. Geliştirdiğimiz ürünleri doğrudan sahada test ediyor, geri bildirimler ışığında sürekli yeniliyor ve güncelliyoruz.
Mühendislerimiz, yazılımcılarımız, teknisyenlerimiz ve sektörde faaliyet gösteren 4 bine yakın firmamız başarılarına her gün yenilerini ekliyor.
“İhracatta çıtayı her geçen gün yükseltiyoruz”
Bu ekosistemle birlikte güvenlik birimlerimizi yerli ve millî ekipmanlarımızla, son teknolojiye sahip teçhizatlarımızla donatıyoruz.
Bilhassa ihracatta çıtayı her geçen gün daha da yükseltiyoruz. Son 12 ayda 11 milyar doların üzerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek yeni bir rekora imza attık.
Ocak-Haziran dönemi ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30'a yakın artışla 4 milyar 665 milyon dolara ulaştı. Sadece geçtiğimiz ay 803 milyon dolar değerinde ürün ihraç ettik.
Tabii şurası da mühimdir: Risk ve tehditleri doğru okuyabilen, bu sistem ve teknolojileri etkin kullanabilen, farklı platformlardan gelen verileri uygulamaya döken subaylarımız ve askerlerimiz de savunma sanayiinde yakaladığımız bu ivmeyi sahada millî kazanımlara dönüştürmektedir.
Biz yalnızca bugünkü orduların temelini teşkil eden onlu sistemi kuran değil, aynı zamanda hilal taktiğine asıl derinliğini veren yontma keser taktiğini ve örtme harekâtını da dünya savaş literatürüne kazandıran bir milletiz.
“Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemeyiz”
Biliyorsunuz, iki gün önce NATO Liderler Zirvesi'ne Ankara'da başarıyla ev sahipliği yaptık.
Değişen güvenlik koşulları ekseninde ittifakın geleceğini Türkiye'de ele aldık. NATO'nun güneydoğu kanadının emanet edildiği bir ülke olarak mevcut gündeme dair değerlendirmelerimizi müttefiklerimizle paylaştık.
Ankara Zirvesi'nin bölgemizde ve dünyada barış ve istikrarın tesisine katkı sağlamasını temenni ediyorum.
Son olarak burada altını çizmek istiyorum: Hangi teşkilata üye olursak olalım, içinde bulunduğumuz zorlu coğrafyada alnımız ak, başımız dik bir şekilde yaşamak için güçlü olmak zorundayız.
Türkiye'nin güvenliğini kimseye emanet edemeyiz. Millî güvenliğimizden asla taviz veremeyiz.
Dolayısıyla hem millî güvenliğimizi eksiksiz biçimde tahkim etmek hem de bunu hukuk, meşruiyet ve demokrasi içinde yapmak mecburiyetindeyiz.
Bunun için her fırsatta söylediğim gibi iç kalemizi sağlam tutacağız.
Terörsüz Türkiye süreci
Türkiye Yüzyılı hedeflerimize doğru yol alırken, 86 milyon olarak kardeş ve kaderdaş olduğumuzu hiçbir zaman unutmayacağız.
Özellikle ülkemizi yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtarmak amacıyla yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecimizin başarıya ulaşmasıyla inşallah içeride ve dışarıda yeni bir hikâye yazmaya başlayacağız.




