TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ın sendikal hayatı boyunca izlediği yol haritası; makam odalarından ziyade, yerin yüzlerce metre altında emek veren madencilerin yanında olmayı ve sonuç alana kadar devlette müzakere masasını bırakmamayı esas alıyor.

Sakarya’da Demiryol-İş Sendikası Şube Başkanlığı ile başlayan, ardından Demiryol-İş ve TÜRK-İŞ Genel Başkanlığı görevleriyle devam eden sendikal kariyerinde Ergün Atalay, en hassas olduğu kesimlerin başında madencileri tuttu. Zonguldak, Soma ve Çayırhan gibi Türkiye'nin maden merkezlerinde işçilerle sürekli bir araya gelen Atalay, meselenin uzaktan değil, bizzat sahada durarak çözüleceği inancıyla hareket etti. Soma faciası sürecinde de işçi ve ailelerinin yanında yer alan Atalay, çalışma şartlarından özlük haklarına kadar her başlıkta aktif bir tutum sergiledi.

Ankara Nallıhan'da maden ocağında göçük: 1 işçi öldü, 20 işçi yaralandı!
Ankara Nallıhan'da maden ocağında göçük: 1 işçi öldü, 20 işçi yaralandı!
İçeriği Görüntüle

Atalay’ın sendikacılık yönteminin merkezinde, kürsüdeki söylemlerin yanı sıra Ankara’daki bürokrasi ve bakanlıklar nezdinde yürütülen yoğun diplomasi trafiği yer alıyor. Müzakere masasını terk etmeden devletin kapılarını aşındıran bu yaklaşım, özellikle Çayırhan sürecinde somut karşılık buldu. TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulunu Çayırhan’da toplayan ve Ankara’ya yürüyen madencilere destek veren Atalay, ilgili makamlarla yürüttüğü görüşmelerle işçilerin taleplerinin karşılanması sürecine katkı sundu.

Ergün Atalay-5

Hak aramak için Ankara’ya gelen madencilerin barınma ve beslenme ihtiyaçları da TÜRK-İŞ camiası tarafından organize edildi. İşçiler konfederasyona bağlı sendikaların misafirhanelerinde ağırlanırken, yemek ihtiyaçları da yine sendikal destekle karşılandı. Ergün Atalay’ın yıllar önce Zonguldak’ta yer altında madencilerle sofraya oturuşu ile bugün Ankara’da sürdürdüğü hak mücadelesi, "yerin altında madencinin yanında, yerin üstünde madencinin hakkının peşinde" ilkesinin kararlı bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Haber Merkezi