DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir eşiğe gelindiğini belirterek çerçeve yasanın gecikmeden çıkarılması çağrısında bulundu. Yasanın kapsayıcı olması gerektiğini söyleyen Bakırhan, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın çalışma ve iletişim koşullarının sağlanmasını, kayyımların kaldırılmasını, AYM ve AİHM kararlarının uygulanmasını ve siyasi tutukluların tahliye edilmesini istedi.
Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada Suruç Katliamı, İran'ın Kürt güçlerine yönelik saldırıları, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir noktaya gelindiğini ifade eden Bakırhan, sürecin ilerleyebilmesi için ilk adımın kapsamlı bir çerçeve yasa olduğunu söyledi.
Bakırhan, konuşmasına 20 Temmuz 2015'te Suruç'ta düzenlenen IŞİD saldırısında yaşamını yitiren 33 sosyalist genci anarak başladı. Kobani'deki çocuklarla dayanışmak ve oyuncak götürmek için yola çıkan gençlerin katledildiğini hatırlatan Bakırhan, aradan 11 yıl geçmesine rağmen adaletin sağlanmadığını belirtti.
"Unutmadık, unutamayacağız ve unutturmayacağız" diyen Bakırhan, "33 sosyalist düş yolcusu genç yoldaşımız için adalet sağlanana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
İran'a tepki: Öfkesini Kürt halkından çıkarıyor
Ortadoğu'daki gelişmelere de değinen Bakırhan, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran savaşında ilan edilen ateşkesi sona erdirmesiyle bölgede savaş ortamının yeniden ağırlaştığını söyledi. İran'ın ABD ve İsrail'in saldırılarına karşı tepkisini Kürt halkına yönelttiğini savunan Bakırhan, İran ve İran destekli grupların saldırılarında dokuz Komele peşmergesinin yaşamını yitirdiğini belirtti.
Savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana Federe Kürdistan Bölgesi'ne bine yakın dron ve füze saldırısı düzenlendiğini söyleyen Bakırhan, bu saldırılarda 28 peşmergenin yaşamını yitirdiğini, yaklaşık 150 peşmerge ve sivilin de yaralandığını kaydetti. İran'da bir hafta içinde 20 tutsağın idam edildiğini belirten Bakırhan, saldırıları kınayarak, "Kürtlere yapılan her saldırı İran'a zarar verir. Kürtler, Kasr-ı Şirin Antlaşması dönemindeki Kürtler değil, Sykes-Picot dönemindeki Kürtler de değildir" dedi.
"Kalkış noktası çerçeve yasadır"
Bakırhan, 27 Şubat'tan bu yana "Barış ve Demokratik Toplum" rotasında yürüdüklerini belirterek, Türkiye'nin 22 Ekim'den 27 Şubat'a uzanan süreçte barış umudunu taşıdığını söyledi.
Gelinen noktayı "ne az ne de kusursuz" sözleriyle değerlendiren Bakırhan, "Az bir yol gelmedik. Türkiye'yi Kürt meselesinin çözümünde tarihsel bir noktaya ulaştıracak kadar yol geldik. Demokratik Türkiye'nin inşası için kalkış noktası çerçeve yasadır" ifadelerini kullandı.
22 Ekim 1919'da Amasya'da kurucu kadroların Kürtlerin haklarını tanıyan protokole imza attığını belirten Bakırhan, 105 yıl sonra yine 22 Ekim'de TBMM çatısı altında "yeni bir el uzatıldığını ve tarihî bir çağrı yapıldığını" söyledi. Bakırhan, bunu kuruluş döneminde verilen sözlerin yüz yıl sonra yerine getirilmesi yönünde bir beyan olarak gördüklerini belirtti.
"Çerçeve yasa bir bitiş değil, esaslı bir başlangıçtır" diyen Bakırhan, yasanın hemen çıkarılması ve uygulamaya geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yasayla eş zamanlı olarak tarafların ve kamuoyunun mutabık kalacağı ortak bir yol haritası hazırlanmasını isteyen Bakırhan, demokratikleşme sürecinin başlatılması ve demokratik entegrasyonun inşa edilmesi çağrısında bulundu.
"Öcalan'ın statüsü artık düzenlenmelidir"
PKK lideri Abdullah Öcalan'ın "iddialı ve radikal adımları attığını" savunan Bakırhan, siyasi ve hukuki düzenlemelerin yapılmasında geç kalındığını ve yöntem hatalarının sürece zarar verdiğini söyledi.
DEM Parti heyetinin iktidar temsilcileri ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı görüşmelerde sürecin devam etmesi yönünde oluşan ortaklaşmayı olumlu bulduklarını belirten Bakırhan, çerçeve yasanın zamanlaması, içeriği ve yönteminin sürecin ruhuna uygun olması gerektiğini vurguladı.
Tek taraflı ve dayatmacı bir düzenlemenin çözümün önünü açmayacağını belirten Bakırhan, "Tek taraflı, dayatmacı ve yüz yıllık tekrarları üreten bir çerçeve yasa yol açıcı değil, tıkayıcı olur. Medya üzerinden psikolojik savaş yürütmek barışın haysiyetine yakışmaz" dedi.
Çerçeve yasanın kapsayıcı olması gerektiğini söyleyen Bakırhan, yasanın Öcalan'ın özgür çalışma ve iletişim koşullarını sağlaması gerektiğini savundu.
Bakırhan, yasanın silahsızlanma sürecine ilişkin mekanizmalar içermesini ve demokratik entegrasyon yasalarına zemin hazırlayacak biçimde siyasi ve hukuki alanda "yol temizliği" yapmasını istedi. Çerçeve yasayla eş zamanlı olarak siyaset kurumunun da toplumsal uzlaşma ve ortaklığı esas alan bir yol haritası hazırlaması gerektiğini söyledi.
Kayyım, sınır kapıları ve tahliye çağrısı
Yürütmenin barış sürecindeki iklimin olumlu yönde değişmesi için sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Bakırhan, ilk adım olarak kayyımların kaldırılmasını istedi. Nusaybin-Kamışlı sınır kapılarının da açılması gerektiğini belirten Bakırhan, bu adımın barış sürecinin yanı sıra iki ülkenin ekonomisine ve Suriye'nin siyasi ve iktisadi istikrarına katkı sunacağını söyledi.
Yargının da sürece olumlu katkı vermesi gerektiğini dile getiren Bakırhan, AYM ve AİHM kararlarının uygulanması ve tahliyelerin önünün açılması çağrısında bulundu. Ayşe Gökkan'a verilen 20 yıllık hapis cezasına tepki gösteren Bakırhan, çatışmalı süreçte barıştan yana tutum aldığı için mağdur edilen kişilerin sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirtti.
Barış Akademisyenleri ile KHK'lıların görevlerine koşulsuz biçimde iade edilmesini isteyen Bakırhan, başta eski HDP Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere cezaevlerinde "haksız ve hukuksuz yere tutulduğunu" söylediği kişilerin tahliye edilmesi çağrısında bulundu.
"Küçük bir azınlık kaybedecek, 86 milyon kazanacak"
"Rotamız barış, yolumuz Demokratik Cumhuriyet yoludur" diyen Bakırhan, Kürtlerin ulusal haklarının sağlandığı ve Türkiye'nin demokrasiye kavuştuğu bir düzenin 86 milyona güçlü bir gelecek sunacağını söyledi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin gelişmesi hâlinde küçük bir azınlığın kaybedeceğini ancak 86 milyonun kazanacağını söyleyen Bakırhan, sürecin başarıya ulaşması durumunda yerel yöneticilerin gözaltına alınmadığı, ekonominin kriz yerine refah ürettiği ve eşit yurttaşlığın güvence altına alındığı bir Türkiye'nin mümkün olduğunu belirtti.
"Bir asker annesiyle bir gerilla annesinin, çocuklarının bir daha ölmeyeceğini bilerek aynı sofraya oturmasının mümkün hâle geleceğini" söyleyen Bakırhan, Kürt meselesinin çözülmesiyle Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve toplumsal olarak yeni bir döneme gireceğini ifade etti.
Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümüne katkı sunan herkesin onurla anılacağını belirten Bakırhan, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"İşte bu yolda atılacak ilk adım çerçeve yasadır. Çerçeve yasa, yüz yıllık kucaklaşmanın sıcaklığını yansıtmalıdır. Barışa, demokrasiye ve eşitliğe dayalı kardeşlik için o bahar bu bahardır. O yaz bu yazdır. Başka bahar yok, başka yazı beklemeyeceğiz."
Bakırhan, grup toplantısının ardından TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un DEM Parti Grubu'nu ziyaret edeceğini belirterek, görüşmede çerçeve yasaya ilişkin düşüncelerini aktaracaklarını söyledi. Kurtulmuş'un süreçte üstlendiği olumlu rolü çerçeve yasanın çıkarılması aşamasında da sürdüreceğine inandıklarını ifade etti.





