CHP yönetimi, 38. Olağan Kurultay'a ilişkin butlan davası kapsamında Yargıtay'a yapılan temyiz başvurusunu geri çekerek kurultay kararı aldı.
Başvurunun Yargıtay incelemesi tamamlanmadan geri çekilmesi, siyaset kulislerinde ve sosyal medyada tartışmalara yol açtı. Kararın hukuki denetimden kaçınma amacı taşıdığı değerlendirmeleri gündeme geldi.
Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, mutlak butlan yönetiminin hamlesini, “Bu yargıdan kaçmaktır. Bu dosyayı Yargıtay'dan kaçırma çabasıdır.” sözleriyle eleştirdi.
Butlanın temyiz hamlesinin perde arkasını Murat Emir tek tek anlattı
TBMM'de düzenlediği basın toplantısında CHP'de mutlak butlan yönetiminin temyiz başvurusunu geri çekmesine ilişkin konuşan Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Partinin bütün maddi olanaklarını ve siyasi birikimini yağmalamak için ne gerekiyorsa onu yapıyorlardı. Bugün de kendileri açısından sonun yaklaştığını gördükleri için tekrar yeni bir senaryoyu gündeme getirme telaşına düştüler.
Öyle ki, öyle bir oyun ki bakın dosya Bölge Adliye Mahkemesinde, İstinaf Mahkemesinde 58 gün bekletildi Yargıtay görmesin diye. Ve adli tatilin başlayacağı gün düğmeye basıldı ve 58 gün sonra o dosya Yargıtay'a gidebildi. İşler yolundayken Yargıtay'a gitmesin diye her şeyi yapın, kurultay olmasın diye her türlü bahaneyi söyleyin ama dosyayı Yargıtay görecek de esastan bozacak diye panikleyince de alelacele o dosyayı Yargıtay'ın önünden kaçırmaya çalışın.
Bu asla bizim kabul edebileceğimiz bir şey olmadığı gibi Türkiye demokrasisi için yepyeni bir yanlışa daha işaret etmektedir. Bakın hukuken bir sürü şey söyleyebiliriz. Hukuken yanlış, baştan sona yanlış. Birkaç gerekçe söyleyeyim size; bir defa bunların bu dosyaları, bu temyiz ve tedbire dönük itirazları geri çekme olanakları yok. Çünkü bu bir hakkın kötüye kullanımıdır. Hukuk bir hakkın kötüye kullanımını asla kabul etmez. Diğer yandan davalı sıfatı ile davacı sıfatı o saçma sapan tedbir kararı ile örtüşmüş durumda.”
“Böyle saçma sapan hukuk oyunlarına artık devam etmesinler”
Emir, davalı ve davacı sıfatlarının aynı dosyada örtüşmesine de dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dolayısıyla bir dosyanın bir kişi, bir taraf, bir kurum her neyse; hem davalısı hem davacısı olamayacağı için bu açıdan da onların verdikleri dilekçelerin hukuki geçerliliği yoktur. Değerli arkadaşlar, aynı şekilde Medeni Usul Kanunu'nun 394. maddesi uyarınca Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel'in buradaki hukuki karardan zarar gören sıfatıyla başvurusu var. Dolayısıyla sadece o başvuru bile o dosyanın Yargıtay'da görülmesi için yeterlidir. Böylesine saçma sapan hukuk oyunlarına artık devam etmesinler, boşuna zorlanmasınlar.”
“Dosyayı Yargıtay'ın önünden kaçırıyoruz” demektir
Siyasi partilerle ilgili uyuşmazlıkların kamu düzenini ilgilendirdiğini belirten Emir, dosyanın Yargıtay'dan çekilmesinin hukuki karşılığının bulunmadığını savundu:
“Bir sebep daha söyleyeyim; siyasi partiler, siyasi partiler düzeni kamu düzenine ilişkindir. Ve kamu düzenine ilişkin olan meselelerde kamu zaten taraftır. Kamu 'sizin aranızdaki bir mesele, madem dilekçeyi çektiniz görmeyiverelim bu dosyayı, karar vermeyiverelim' diyemez. Bu tam da bu nedenlerle, yani size dört tane gerekçe saydım, yapılan işin hukuki karşılığı yoktur. Siyasi anlamı da 'biz korkuyoruz, biz Yargıtay kararı sonucunda bu koltuklarımızdan olacağımızı fark ettik, bugüne kadar direniyorduk Yargıtay görmesin diye, şimdi Yargıtay'ın göreceğini anladık, dosyayı Yargıtay'ın önünden kaçırıyoruz' demektir.”



