Evrensel’den Cihan Çelik’in haberine göre, Suriye’de geçici Heyet Tahrir Şam (HTŞ) yönetiminin, Batı, Körfez ve Türkiye’deki büyük şirketlerle yatırım anlaşmaları yapmasına rağmen halkın ekonomisinde bir iyileşme yaşanmadığı belirtiliyor. HTŞ, ABD, İsrail, Avrupa ve Türkiye’nin desteğine rağmen 9 aydır Suriye’nin tamamında hâkim bir devlet yapısı tesis edemedi.

Alevilerden federal yapı talebi

8 Ağustos’ta Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ne bağlı Cizirî Kantonu’nun düzenlediği çok kimlikli yapı vurgulu Ortak Tutum Konferansı’nın ardından, Suriye’deki Alevi gruplar “Orta ve Batı Suriye Siyasi Konseyi”ni kurduklarını duyurdu. Konsey, federal bir yönetim çağrısı yaparken Şam’daki HTŞ yönetimi için “terörist sistem” ifadelerini kullandı ve HTŞ’nin geçiş dönemindeki savaş suçlarının Uluslararası Adalet Divanı’na taşınacağını açıkladı.

Kassargian: Federatif model istedikleri bölgelerde kontrol ve askeri güce sahip değil

Alevilerin federasyon talebini değerlendiren Gazeteci Sarkis Kassargian, şunları söyledi:
“Tartus, Lazkiye, Humus ve Hama’nın güney ve güneybatı kırsalını kapsayan bir federalizm talep ediyorlar. Konsey, Şam’daki yönetimi tanımıyor ve BM kararına uygun olarak terör örgütü ilan ediyor, ilgili isimlerin tutuklanmasını talep ediyor.”

Kassargian, Alevi Konseyinin güçlü ve zayıf yanlarını da şöyle aktardı:

“Konsey, Alevilerin çoğunluğunun desteğini almış durumda ve bu açıdan güçlü. Özerk yönetime ve Süveyda’ya bakarak aynı talepte bulunuyorlar. Ancak federasyon istedikleri bölgelerde kontrol ve askeri güçleri yok. Bu durum, talebin hayata geçirilmesinde zorluk oluşturuyor.”

Süleymaniye’de helikopter düştü
Süleymaniye’de helikopter düştü
İçeriği Görüntüle

‘Suriye'de Amerikalılar istemediği bir şey olamaz’

Kassargian, bugüne kadar Amerika’nın doğrudan adem-i merkeziyetçiliği destekleyen açıklamalar yapmadığını, resmî açıklamalarında 'Bu Suriyelilerin karar vereceği durum' dediğini ancak son gelişmelerle birlikte ABD’nin Suriye'de artık güçlü bir merkezi devlet kurulmasının imkânsız olduğunu gördüğünü ifade etti. Alevilere ve Dürzilere yönelik katliamların yanı sıra HTŞ’nin anayasa bildirisi ve parlamento atamaları ile de başarısız bir tablo çizdiğini ifade eden Kassargian, "Bu adımlara karşı azınlıklar bazı ılımlı, seküler, Sünni kesimler bugünkü iktidarla yol yürünmeyeceğini tekrar tekrar söyledi. Ancak herkes biliyor ki sonunda Suriye'deki sistem Amerika'nın istediği gibi oluyor. Suriye'de Amerikalıların istemediği bir şey olamaz. Barrack'ın, mevcut merkezi devlet yapısının sürdürülemez olduğunu belirterek ‘federasyona yakın’ yeni bir yapı gerektiğini söylemesi o nedenle çok önemli" değerlendirmesinde bulundu.

HTŞ’nin özerk yönetimden ABD'nin onayı olmadan silahları alma kapasitesi olmadığını, İsrail'den onay almadan Süveydalıları silahsızlandıramayacağını vurgulayan Kassargian, “Bu iki bölgede emrivaki de olsa ademimerkeziyetçi bir sistem kuruldu." dedi.

HTŞ-SDG ilişkisi ABD’nin tutumuna bağlı

HTŞ ile SDG arasında bazen çatışmalar olduğunu ancak bir savaştan bahsedilemeyeceğini kaydeden Kassargian, "Burada da son durum Amerika ile ilgili. Amerika orası ile ilgili bir karar vermezse Şam'ı SDG'ye karşı desteklemezse, Şam güçleri orada ileriye gidemeyecektir. SMO da geniş bir hareketliliğe kalkışırsa Amerika’nın burada bir sözü olacağını düşünüyorum. SDG, Amerika’nın baskısına direnip öfkeyi üstüne çekerse o zaman çatışmaların artması beklenebilir.” ifadelerini kullandı.

Sarkis Kassargian

‘Yaptırımlar kaldırılmazsa hiçbir şirket doğrudan Suriye'de yatırım yapamaz’

Batı, Körfez ve Türkiye’nin HTŞ ile yaptığı çeşitli askeri ve ticari anlaşmaları sorduğumuz Kassargian, bunların henüz son aşamasına ulaşamamış sözleşmeler olduğunu vurguladı: "Bugüne kadar yapılan anlaşmalar bir muhtıra ya da sonlandırılmış bir aşamaya gelinmedi. Çünkü Suriye üzerinde batının uyguladığı yaptırımlar var. Bu yaptırımlar süreceğe benziyor. Yaptırımlar kaldırılmazsa ne Körfez ne de Türkiyeli hiçbir şirket doğrudan Suriye'de yatırım yapamaz. Dolaylı yoldan yapmaya çalışabilirler, yaptırımları delmek pahasına, ABD'nin göz yummasıyla bir şey yapabilirler ancak bunlar sonunda illegal kalacaktır. Trump'ın gitmesi ile bu işlerin ne olacağını kimse garanti edemez. Dolayısıyla herkes bekliyor.

Eğer bu yaptırımlar kaldırılırsa en büyük payın Türkiye’nin olacağı aşikâr. BAE ve Fransa deniz, nakliye, liman konularına ilgi gösteriyorlar. Suudi Arabistan daha çok siyasi ve askeri yatırımlar yapmaya çalışıyor; Suriye'yi gelecekte siyasi anlamda bir Suudi Arabistan bölgesi olarak görmeyi istediğini düşünüyorum. Rusya askeri hava ve deniz üslerinin devam etmesini istiyor. Her ülkenin bir çıkarı var Suriye’de. Ancak dediğim gibi karar verici Amerika. Amerika'nın söylediği olacak sonunda. O nasıl dağıtır bekleyip göreceğiz.”

Suriye'de halk hayatta kalma savaşı veriyor

Suriye'de halkın sorunlarının hala çözülmediğini vurgulayan Kassargian, “Ülkede en büyük sorun ekonomi. Vatandaşlar milyon dolarlık anlaşmaları duyunca ekonominin düzeleceği beklentisi oluştu ama kararların sahaya yansımaması ile birlikte yerini umutsuzluğa bıraktı. Örneğin Azerbaycan gazının Suriye’ye ulaşacağı haberleri vardı. Ancak bu olmadı. Günde yine iki saat elektrik geliyor ardından 4 saat kesiliyor. Yaşam ve iş koşulları kötü. Hizmetlerin yüzde onunu bile alamıyorlar. Hayatta kalma savaşı veriyorlar.” diye konuştu.

Kaynak: Evrensel