Partisinin TBMM’de düzenlenen grup toplantısında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu gündeme yönelik değerlendirmelerde bulundu.

İktidarın ekonomi politiklarına ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘üç çocuk yapın’ sözlerini eleştiren Dervişoğlu, “Yeni Türkiye! Yaşlanan ve azalan Türkiye! 25 senede nüfus artışı, yok olma noktasına gelmiş! Bunun için bile Türk Milletini azarlıyorlar! Diyorlar ki, “Ey vatandaş, çocuk yap!” 3 yap, 5 yap! Nasıl mesela? Nasıl? Asgari ücretin, kirasını ödemeye yetmediği o 1+1 evlerde mi? Yoksa her an deprem korkusuyla yaşanan o metruk binalarda mı? Terk edilmiş ya da betona teslim edilmiş, adeta yok olmuş köylerde mi?” dedi.

“Mazotu pahalı, gübresi pahalı, ilacı dövizle alan bir üreticiye, ‘üret’ diyemezsin”

Dervişoğlu’nun konuşmasında şunları söyledi;

Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde çekilmiş yeni fotoğrafı paylaşıldı
Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde çekilmiş yeni fotoğrafı paylaşıldı
İçeriği Görüntüle

Çeyrek asırda, dönüm noktası olabilecek onlarca fırsatı heba ettiler. Tarımda, sanayide, turizmde; onlarca sektörde, bambaşka bir Türkiye çıkabilirdi. Sanayi devi çıkmasa, doğa-turizm cenneti; yazılım olmasa, biyoteknoloji merkezi çıkardı. Ama hepsini, bir şekilde harcayıp; yüzde 1’i İsviçre; yüzde 9’u Dubai gibi yaşayan, yüzde 90’ı ise Afrika ve Hindistan’la yarışan bir ülke yarattılar. Şimdi “kentsel dönüşümün” de sonu aynıdır. Oysa bambaşka bir Türkiye mümkündür. Anadolu’ya yeniden yerleşmek için, birbirinin tekrarı, zevksiz ve mutsuz binalar yerine, mamur, yeşil şehirler için fırsattır. Ama yine Harcıyorlar. Söyleyin hangi geleneğimizdir bu ortaya çıkan garabet? Hangi mimarimiz, hangi ustalığımızdır? Hangi sanatımızdır, hangi kültürümüzdür?

Diyorlar ki, “Ey vatandaş, çocuk yap!” Tarımı, bile-isteye sıfır noktasına getirdiler. O çocuklar, nereden geldiği, nasıl yetiştirildiği belli olmayan zehir dolu sebze meyveyi mi yiyecek? Açlık sınırının altındaki maaşlarla mı o çocukların karnı doyacaktır? Dünya doyarken, Türkiye neden açtır? Dünya fiyat istikrarına doğru yol alırken, Türkiye neden her ay yeni bir enflasyon rekoru kırmaktadır? Sebebi, kader değildir. Coğrafya değildir. Sebebi, dış güçler de değildir. Bu fark, iklimden değil; savaştan değil; kaderden değildir. Mazotu pahalı, gübresi pahalı, ilacı dövizle alan bir üreticiye, “üret” diyemezsin! Yasal ve Anayasal hak olan destekleri vermeyip, sonra da “Çiftçi neden ekmiyor?” diye soramazsın! Ramazan ayında ihracatı yasaklayıp, et fiyatını ucuzlattık diye başarı öyküsü yazamazsınız! Sorunları, “yeniden ve yeniden” üreten bir sorumsuzluğu, sözüm ona bağdaş kurup oturduğunuz taşımalı iftar sofralarında aklayamazsınız!

“Köprülerin satışı bir vatan meselesi değil mi?”

Ey Vatandaş, çocuk yap! Peki O çocuklar nerede okuyacak? Tuvaletine sabun dahi koyamadığınız o okullarda mı? Okuduğunda ne yapacak mesela? Kurye olup, ölecek mi? Kasiyer olup, sürünecek mi? Yoksa 6 milyona katılıp ev genci mi olacak? Ona çizdiğiniz yol nedir? Geleceğine kurduğunuz köprü nerededir? Söyleyeyim, o yollar, köprüler, ya özelleştirilmiştir ya da satılmak için sıradadır! Bugün her şey bitmiş, sıra devletin yaptı yollara ve köprülere gelmiştir. Her yıl 100 milyardan fazla para, geçilmeyen yollara gitmekteyken, misliyle, hastanelerin kirasına verilmekteyken, onlarca projeden milyarlarca lira yok olmaktayken, 1 aylık faize karşılık gelmeyen bir bedelle, köprüleri satmaya kalkıyorlar! Peki bu vatanın birikimiyle, çalışanın kazancından, ödediği vergiden, yediğinden, içtiğinden, kesilerek yapılmış, boğaz köprülerini, otoyolları bugün özelleştirmek, bir vatan meselesi değil midir?

Kabine değişikliği açıklaması

Kabine değişikliği hakkında değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, "Tam gece yarısı kabinede bir değişiklik yapıldı. Önemli iki bakan görevlerinden alınarak yerlerine yenileri getirildi. Tek bir kararnameyle, tek bir imzayla, tek bir kararla. Tek adam rejimleri öyledir. Tek adam rejimlerinde biri gider, diğeri gelir. İsimlerin, şahısların hiçbir önemi yoktur. Kabinenin başı haricinde hiçbir değişiklik de bağlayıcı değildir. Bütün bakanlıklar artık siyasi unsur haline gelerek Cumhurbaşkanı'nın talimatlarını yerine getiren temsil makamlarından öte bir anlam ifade etmemektedir. Bu açıdan yeni kabine değişikliği ucube Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ndeki illüzyondan başka bir şey değildir” dedi.

Akın Gürlek yorumu

Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanması ile ilgili de konuşan Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Ancak ana muhalefet partisine yönelik en büyük hukuki süreçleri yöneten bir ismin Adalet Bakanı olarak görevlendirilmesi bu davaların siyasi yönünü de somutlaştırmış ve resmileştirmiştir. İktidar, muhalefete yönelik sistematik baskısını resmi hale getirmekten ve bunu aleni olarak sergilemekten çekinmemektedir. Davayı açan kişi, dava süreci başlamadan, davayı yürütecek hakimlerin başına geçiyor düşünebiliyor musunuz? Aynı zamanda bu kişi, olası karar süreçlerine dair bütün itiraz makamlarının da odağında yer alıyor. Yani size dava açan, sizinle ilgili kararı verecek olan makamın üstünde ve karara itiraz edebileceğiniz makamların merkezinde konumlanmış durumda. Böylesi bir ortamda hiçbir süreçten Türkiye'ye demokrasi ve huzur ortamının çıkmayacağı da anlaşılmış olmaktadır."

Muhabir: Emre Yılmaz