Yavaş, "Bu coğrafyayı yurt edinmemizi bir türlü hazmedemediler. Bir büyükelçi, aynı zamanda Suriye'de de görevli. Oralara kendi kendine planlar kuruyor. 100 yıl önce gerçekleştirmek isteyip gerçekleştiremediklerini şimdi orada gerçekleştirecek şekilde eyaletlerden bölünmüş ülkelerden, milli devletlerinin çok kötü olduğundan bahsederek adeta buralarda küçük küçük devletçikler olunması gerektiğini savunmaya başlıyor. Bin yıldır burayı kanlarını döküp bize yurt edenlerin, bu cumhuriyeti bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden gitmeye kararlıyız, böldürtmeyeceğiz" dedi.
ABB Başkanı Mansur Yavaş, Nallıhan Millet Bahçesi'nde 30 Ağustos Zafer Bayramı Konserleri ve Toplu Açılış Töreni'ne katıldı. Nallıhan Aile Yaşam Merkezi, Millet Bahçesi, Kocahan İğne Oyası Müzesi, Nallıhan Hayvan Barınağı, Çayırhan Topduk Emre Cami, Çayırhan Ömer Halis Demir Parkı, Çayırhan Göl Kenarı Kafe ve Çayırhan Aile Yaşam Merkezi'yle birlikte sekiz yerin açılışının yapıldığını belirten Nallıhan Belediye Başkanı Ertunç Güngör, Nallıhan'a desteklerinden dolayı ABB Başkanı Mansur Yavaş'a teşekkür etti.
"İpek Yolu turizmiyle buraları her hafta sonu binlerce turistin gezdiği mekanlar haline getirme çalışmalarımıza başladık"
Yavaş ise şunları söyledi:
"Ankara’mızın uzak ilçeleri var. Buralar başkent sınırları içerisinde ama hep taşra muamelesi görüyor. Beypazarı Belediye Başkanlığı yaptığım zamandan beri başkente kayıtlı olsak da adeta üvey evlat muamelesi gördük, elimizden tutan kimse olmadı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olarak seçildiğimde kendi kendime söz verdim, unutulmuş gibi kendi kaderine bırakılmış olan ama aslında her birinin kendine göre özelliği olan tüm ilçeleri ayağa kaldırmak benim birinci görevim diye düşündüm. İlk dönemimde maalesef belediye başkanlarının birçoğu hayırlı olsuna dahi gelmediler, ilçeleri için de bizden bir şey istemediler. Tek tük gelenlerin hiçbirini geri çevirmedim.
Belediye Meclisi’nin çoğunluğunu sağlayacak şekilde elimi tutacak belediye başkanlarını seçeyim ki son dönemimde elimden gelen her şeyi yapayım, Ankaralı bir hemşeriniz olarak yapabileceğim ne varsa yapayım dedim. Yanımıza gelen hiçbir belediye başkanımızın bir dediğini iki etmeden o yöre için elimizden ne geliyorsa yapmaya çalışıyoruz. Çünkü belediye başkanlığı kendi yöresinde yaşayan insanları mutlu etme sanatıdır. Yolu, asfaltı herkes yapar. Binayı da herkes yapar, önemli olan o kentte yaşayan insanların yaşadığı yerden keyif alması, gurur duyması, mutlu olmasıdır. Onun için insan odaklı çalışmalar yapılarak atılan her temelin, yapılan her hizmetin de mutlaka insan odaklı ve insanların kullandığı şekilde yapılması gerekir.
Ekonomik olarak kalkındırmak için kırsal kalkındırma destekleri veriyoruz. Dezavantajlı gruplara destek oluyoruz. İpek Yolu üzerindeki bütün ilçeler el ele vererek inşallah İpek Yolu turizmini başlatmak suretiyle buraları her hafta sonu binlerce turistin gezdiği mekanlar haline getirmek için de çalışmalarımıza başladık. İnşallah bu konuda da başarılı olacağımdan hiç şüphem yok çünkü bu İpek Yolu üzerindeki bütün belediye başkanları bu işe inanıyor ve gerçekten dört elle sarıldılar.
Bu coğrafyayı yurt edinmemizi bir türlü hazmedemediler. Yüzyıllardır bu coğrafya üzerinde emelleri var. Bin yıl önce cetvelle çizilen haritaları hepimiz biliyoruz ve o zaman hem Lozan'da hem de milli kurtuluş savaşımızda biz burayı kendimize yurt ederken başarılı olamayanlar hala aynı şeylere tevessül etmeye devam ediyorlar. Bir büyükelçi, aynı zamanda Suriye'de de görevli. Eyalet valisi gibi. Oralara kendi kendine planlar kuruyor. 100 yıl önce gerçekleştirmek isteyip gerçekleştiremediklerini şimdi orada gerçekleştirecek şekilde eyaletlerden bölünmüş ülkelerden, milli devletlerinin çok kötü olduğundan bahsederek adeta buralarda küçük küçük devletçikler olunması gerektiğini savunmaya başlıyor. ‘İsrail'in güvenliği için buralarda güçlü kuvvetli milli devletler zararlıdır’ diyor.
Bin yıldır burayı kanlarını döküp bize yurt edenlerin, bu cumhuriyeti bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk'ün izinden gitmeye kararlıyız, böldürtmeyeceğiz. Bu emellere izin vermeyeceğiz ve saçma sapan tartışmalarla da işimiz yok. Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi biz, doğrudan doğruya milletperveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Biz, ne mutlu Türk'üm diyene derken de bugün Anayasanın altmış altıncı maddesinde de, kırk ikinci maddesinde de ifade edilirken asla etnik bir kökenden değil. Bu ülkeyi kuran halka Türk milleti denir. Gayet açık. Bu geçmiş anayasalarda da bu şekilde var, şimdi de var. Bunları tekrar tekrar değiştirip ‘yeniden alalım’ diyenleri asla kabul etmiyoruz ve reddediyoruz. Ne mutlu Türk'üm diyene." (ANKA)