KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Medya Haber Televizyonu’nda yayınlanan özel programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürece ilişkin devletin tutumuna da değinen Besê Hozat, Türkiye’nin Kürt sorununu demokratik temelde çözmemesi halinde ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalacağını ifade etti. CHP’nin İmralı heyetine üye göndermemesini eleştiren Hozat, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın baş müzakerecisi olarak muhatap alınmasının önemine dikkat çekti.

“Türkiye bu süreci geliştirmezse, geleceği karanlık”

Sürecin Türkiye ve bölge için tarihi bir sürec olduğu, bölgenin yeniden dizayn edildiğini belirten Besê Hozat şöyle konuştu:

Mesut Barzani, Cizre'ye geldi
Mesut Barzani, Cizre'ye geldi
İçeriği Görüntüle

“Şimdi Devlet Bahçeli çokça dillendiriyor; işte ‘Türkiye’nin bekası’. Bunların hepsi doğrudur. Gerçekten Türkiye’nin bu anlamda bir beka sorunu var. Türkiye üzerinde çok ciddi bir tehlike var. Türkiye bu süreci geliştirmezse, Türk devleti adım atmazsa, bu barış ve demokratik toplum süreci başarıya gitmezse, yani Türkiye Kürt sorununu demokratik temelde çözmezse, Kürtlerin varlığını ve kimliğini tanımazsa, yasal anlamda çok köklü reformlara gitmez ve değişiklikler yapmazsa, gerçekten Türkiye’nin geleceği çok karanlıktır. Onu açık belirtelim. Türkiye varlığını ancak Kürt-Türk birliğini demokratik temelde ama hukuki eşitlik temelinde sağlayarak koruyabilir. Kürt sorununu demokratik temelde sağlayarak koruyabilir. Bu son derece açıktır. Zaten tarih de bunu bize gösteriyor. Önderliğimiz de sürekli buna vurguda bulunuyor. Devlet Bahçeli vurguda bulunuyor. Recep Tayyip Erdoğan; Türkiye Cumhurbaşkanı buna sürekli dikkat çekiyor. Evet, Türk-Kürt birliği ise; o zaman bu birliğin yolu, Kürt sorununu demokratik çözmekten geçer. Kürtlerin varlığını, kimliğini tanımaktan geçer. Bunu anayasal güvenceye kavuşturmaktan geçer.”

“İktidar halen kararsızdır”

AK Parti iktidarının sürece yaklaşımını eleştiren Besê Hozat şunları dile getirdi:

“İktidarın halen sürece dönük yaklaşımı çok zayıftır. Aslında kararsızdır. Yani Kürt sorununu demokratik, siyasi temelde çözmeye halen karar vermiş değildir bu iktidar. Yani ne zihniyeti var ne de bir çözüm programı, buna uygun bir politika geliştirmiş. Zihniyette elbette bir değişiklik olmazsa bunun programı da bunun politikası da ortaya çıkmaz. Yani oluşturulmaz. Bu konuda bir kararsızlık hali var. Gelişmeleri görüyor, tehlikeleri görüyor. Bunun Türkiye açısından yol açacağı sonuçları öngörüyor. Bunları biliyor yani. Bu anlamda bu süreci gerçekten en iyi okuyan -hakkını vermek lazım- Devlet Bahçeli’dir. Tehlikenin derinliğini görüyor. Bunları görüyor. Ve gelişmelere bakarak, siyasi konjonktüre bakarak böyle kendince bir yol belirlemeye, bir rota çizmeye çalışıyor. Bu işler böyle gitmez yani. Ciddiyet, tutarlılık, samimiyet, politika ister. Yani böyle siyasi konjonktüre bakarak, gelişmelere bakarak, ‘hele bir bakalım, biz belki Türkiye lehine bir şeyler bulur da…’ Böyle bu tür şeyler içerisine girilirse, Türkiye kaybeder.”

“Eve dönüş yasası istemiyoruz”

Besê Hozat, örgütün en tepesindeki yöneticisinden en yeni katılan savaşçısına kadar herkes için özgürlük yasasının çıkarılması gerektiğini belirterek, “Artık ikinci evreye girdi süreç. Bu ikinci evre, yasal düzenlemeler evresidir. Yani artık bu ikinci dönemde yasal hukuki düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Özgürlük yasalarının çıkması, demokratik entegrasyon yasalarının çıkması gerekiyor. Bu insanlar gidecek; demokratik siyaset, demokratik toplum çalışması yapacak. PKK kadroları, bu Hareket’in kadroları af maf istemiyor. Eve dönüş yasası falan istemiyor. Bir grup için yasa istemiyor. Bilmem şu suç, bu suça göre şey istemiyor. Hiç kimse suç işlememiş, suç işlemediği için de af istemiyor. Af, suç işleyenler için yapılır. Biz suç işlememişiz ki af isteyelim. Biz soykırım altında tutulan, yüz yıldır soykırım saldırılarına maruz kalan bir halkın özgürlük, demokrasi mücadelesini verdik. Varlık, kimlik mücadelesini verdik. Bu çok onurlu bir mücadeledir. Bu mücadeleyi veren insanlar çok onurlu insanlardır. Bu insanların gözü ailede, özel yaşamda, gidip sıradan basit topluma karışmada değil. Bu insanlar özgürlük yasaları istiyor. Herkes için özgürlük. Bu örgütün en tepesindeki yöneticisinden en yeni katılan savaşçısına kadar özgürlük yasası çıkacak. Bu insanlar gidecek, demokratik siyaset yapacak, demokratik toplum çalışması yapacak” dedi.

“CHP eski kodları bırakamıyor”

CHP’nin İmralıya komisyon üyesi göndermemesini eleştiren Bese Hozat, “CHP’nin İmralı’ya giden heyete üye vermemesi büyük bir yanlıştı. Gerçekten bu politika, bu yaklaşım iktidara hizmet etmişti. Aslında CHP o klasik politikasından belli ki tam vazgeçememiş… CHP’nin temel handikapı, sorunu nedir? CHP halen o ezber, o eski kodları tam olarak bırakamıyor. CHP içerisindeki bu ulusalcı, sağ eğilim gerçekten şey hale geliyor ve CHP’nin politikasını etkiliyor. Bu, CHP yönetimi açısından gerçekten ciddi bir şeydir. Yani üzerinde durulması gereken bir durumdur. CHP Önder Apo’yu muhatap almadan, muhataplığını kabul etmeden Kürt sorununu doğru temelde çözemez. Yani bu anlamda doğru yaklaşması gerekiyor” dedi.

“CHP hatadan dönebilir”

Abdullah Öcalan’ın CHP’nin bu süreçte öncülüğünü önemsediğini dile getiren Besê Hozat, “Ve şimdi komisyonun içinde kaldılar. Bu önemlidir. Biz baştan itibaren söyledik, Önder Apo da çok önemsedi. Bu süreçte CHP’nin öncülüğünü gerçekten önemsedi. ‘CHP inisiyatif alsın, bu sürecin öncülüğünü yapsın’ dedi. Mesela DEM Parti’nin de çok çağrıları oldu. Biz de bunu çok önemsedik. CHP sıradan bir parti değil ki! Ana muhalefet partisidir. Yerel seçimlerde Türkiye’nin birinci partisi oldu. Bu önemlidir. Bu anlamda halen her şey bitmiş değil. Bir hata yaptı ama bu hatadan dönülebilir” diye konuştu.

Kaynak: Haber Merkezi