Kürt meselesinin yasal ve demokratik yollarla çözümüne dair tartışmalar sürerken, süreçteki muhataplık ve yasal düzenlemelerin içeriği en önemli gündem maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Mezopotamya Ajansı’na (MA) yaptığı açıklamalarda, İmralı'daki son durum ve hukuki süreçlere dair çarpıcı tespitlerde bulundu.

"24 Mayıs'tan bu yana İmralı ile temas yok"

Abdullah Öcalan'ın 24 Mayıs’tan bu yana ne ailesiyle, ne DEM Parti İmralı Heyeti’yle ne de avukatlarıyla görüştürüldüğünü belirten Rezan Sarıca, tecrit uygulamasının yeniden yoğunlaştığını ifade etti. Çözüm arayışlarının sürdüğü bir dönemde bu kısıtlamaların sürmesini "çelişki" olarak nitelendiren Sarıca, şöyle konuştu:

"Sayın Öcalan koşullar el verdiği ölçüde barış iradesini gösterdi ve Kürt meselesinin çözümüne dair çok ciddi tarihsel adımlar da attı. Ancak 24 Mayıs’taki heyet görüşmesinden sonra herhangi bir görüşmenin olmadığını görüyoruz. Bu tecrit siyasetinin tamamen son bulması ve ortadan kalkması gerekiyor ki yürütülen süreç amacına ulaşabilsin."

İmralı'daki mevcut koşulların hukuk dışı olduğunu savunan Sarıca, görüş başvurularının sonuçsuz kaldığını ve bu hukuksuzluğun aşılması adına hukuki girişimleri sürdüreceklerini ekledi.

"Kök yasa" ve "çerçeve yasa" değerlendirmesi

Öcalan’ın son görüşmesinde gündeme getirdiği "kök yasa" kavramına açıklık getiren Sarıca, bu tanımın geçmişteki tahribatları iyileştiren ve geleceği kuran yeni bir başlangıcı ifade ettiğini belirtti. Bu düzenlemenin tek seferlik bir mevzuat olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen avukat, yasanın ruhunun önemine dikkat çekti

"Silahlı mücadele yönteminin sonlandırıldığını ifade eden güçlerin siyasi mücadele edebilir koşullara gelmesi gerekiyor. Bu yasa bu açıdan çok önemli. Yoksa kısır bir döngüyle meseleye yaklaşıldığında çıkacak yasanın da sonuç alıcılığı biraz zor olur."

İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan’dan süreç açıklaması
İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan’dan süreç açıklaması
İçeriği Görüntüle

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlandığı belirtilen "çerçeve yasa" taslağının kamuoyundan gizlenmesini de eleştiren Sarıca, geçmişte tarafların ortaklaşmadığı ve tek taraflı atılan adımların tümünün kadük kaldığını hatırlatarak, toplumun taslağı geniş bir zaman aralığında tartışması gerektiğinin altını çizdi.

"Umut hakkı Türkiye'nin inisiyatifine bırakıldı"

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin "umut hakkı" (ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan hükümlülerin belirli bir süreden sonra durumlarının yeniden gözden geçirilmesi hakkı) konusundaki tutumunu da eleştiren Rezan Sarıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) ihlal kararlarına rağmen adım atılmadığını söyledi.

Türkiye'nin Konsey nezdinde barış sürecini bir gerekçe olarak kullandığını, Komite'nin de bu sebeple meseleyi Türkiye'nin inisiyatifine bıraktığını öne süren Sarıca, İşkencenin Önlenmesi Komitesi'nin (CPT) bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Sarıca son olarak, barışın inşasında asıl aktörlerin devlet kurumlarından ziyade sivil toplum kuruluşları, hukuk örgütleri og toplumsal güçler olduğunu belirten, tüm sivil yapılara bu süreçte tarihi bir sorumluluk düştüğünü vurguladı.

Kaynak: MA