Cumartesi Anneleri, polis bariyerleriyle çevrili Galatasaray Meydanı’nda sınırlı sayıda kişiyle bir araya geldi. Basın açıklamasını Cumartesi İnsanları’ndan Zelal Buldan okudu. Buldan, Anayasa Mahkemesi kararına rağmen uygulanan mekan yasağı ve kişi sınırlamasının hukuksuz olduğunu vurgulayarak, “32 yıldır soruyoruz, 32 yıldır cevapsız bırakılıyoruz: Cüneyt Aydınlar nerede?” dedi.
Buldan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun AYM ve AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir yasaya gerek olmadığını raporladığını hatırlattı ve sorunun hukuki değil, siyasi olduğunu söyledi.
Gözaltı ve kayboluş
Cüneyt Aydınlar, 20 Şubat 1994’te Bakırköy Ömür Durağı’nda polislerce gözaltına alındı ve Gayrettepe Siyasi Şube’ye götürüldü. Yedi gün boyunca kayıt dışı gözaltında tutulduktan sonra resmi kaydı 27 Şubat’ta yapıldı. Tanıklar, Aydınlar’ın ağır işkence gördüğünü, bir ayağının kırık olduğunu ve polisler tarafından “Ölmeye gidiyorsun” denilerek götürüldüğünü aktardı.
Ailenin ve İnsan Hakları Derneği avukatlarının sorularına İstanbul Emniyeti “Elimizden kaçtı” yanıtını vermişti. Ancak aynı operasyonda gözaltına alınan kişiler, 2 Mart’a kadar Aydınlar ile birlikte gözaltında tutulduklarını açıklamıştı.
Hakikat ve adalet talebi
Cüneyt Aydınlar’ın kardeşi Emrah Aydınlar, “Yarım bırakılmış bir hayatın, mezarsız bırakılmış bir insanın sesi olarak konuşuyorum” diyerek, ağabeyinin ağır işkence gördüğünü ve yürüyemeyecek duruma geldiğini aktardı. Aydınlar, “Gözaltında kaybedilenlerin akıbetlerini açıklayın, mezarsız bırakılanları mezarlarına kavuşturun” çağrısında bulundu.
Avukat Eren Keskin ise Aydınlar’ın kayıtlı gözaltıda kaybolduğunu belirterek, “Türkiye yargısı, birçok kayıp dosyasında olduğu gibi bu dosyada da etkin bir soruşturma yürütmedi; sorumlular tespit edilmedi, katiller yargı önüne çıkarılmadı” dedi. Keskin, dosyanın hâlâ tarihe “kayıtlı bir gözaltında kayıp vakası” olarak geçtiğini vurguladı.




