Silivri'de aralarında İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil çok sayıda kişinin yargılandığı davaları takip eden İstanbul Baro Başkanı İbrahim Kaboğlu, CHP Genel Merkezi’nde yaşanan yönetim değişikliği ve sonrasındaki sürece ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulundu. Evrensel gazetesine açıklamalarda bulunan Kaboğlu, 21 Mayıs'ta verilen "mutlak butlan" kararı sonrası işbaşına gelen Kemal Kılıçdaroğlu yönetimine yönelik eleştirilerde bulundu.
Evrensel'den Dilan Temiz'in haberine göre CHP Genel Merkezi'ne yönelik müdahaleyle başlayan sürecin ardından, yeni yönetimin olağanüstü kurultay taleplerine kapıyı kapatmasını değerlendiren Kaboğlu, "Kurultay görevim değil" söyleminin üzerinde konuşmaya bile değmeyeceğini ifade etti. 103 yıllık bir partinin hukuka örnek teşkil etmesi gerektiğini vurgulayan Kaboğlu, bu yanlıştan bir an önce dönülerek olağanüstü kurultayın toplanması gerektiğini söyledi.
"Mutlak butlan kararı hukuken yok hükmündedir"
Mahkemenin verdiği kararın yetki alanı dışında olduğunu savunan İbrahim Kaboğlu, Türkiye'deki anayasal düzende idari, adli ve seçim yargısı gibi alanların birbirinden ayrıldığını hatırlattı. Siyasi partilerin kurultaylarını denetleme merciinin asliye hukuk mahkemeleri değil, seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) olduğunu belirten Kaboğlu, şu ifadeleri kullandı:
"Bu açıdan bu mutlak butlan kararı hukuken 'yok' hükmünde olan bir karardır dedik en başından beri, bu görüşümü muhafaza ediyorum."
"Yönetimin varlık nedeni olağanüstü kurultaya gitmektir"
CHP Lideri Özgür Özel ve delegelerin topladığı 900 imzaya rağmen, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin kurultay çağrılarını reddetmesini eleştiren Kaboğlu, mevcut yapının görevini hukuka uygun yürütmediğini ileri sürdü. Genel merkeze yönelik müdahalenin ardından mutlak butlan kararının hukuki bir kararmış gibi işleme konulduğunu söyleyen Kaboğlu, işlemlerin kararın amacına uygun yapılmadığını belirtti.
Geçici tedbir kararıyla görevi üstlenen mevcut yönetimi "atanmış" veya "kayyum" olarak nitelendiren Baro Başkanı Kaboğlu, yönetimin öncelikli sorumluluğunu şu sözlerle hatırlattı:
"Eğer bu karar hukuken varsayılıyor ise, bu karar uygulanacak idi ise, bu karar gereği Sayın Kılıçdaroğlu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevini üstlenmiş ise bu şekilde geçici tedbir kararıyla, o zaman bu yönetimin, atanmış olan yönetimin ilk yapması gereken şey kurultay toplaması idi. Varlık nedeni bu ise, o zaman olağanüstü kurultaya gitmeliydi."
"Kurultay benim görevim değil demek, üzerinde konuşmaya bile değmeyen bir söylem"
Kaboğlu, "Olağanüstü kurultaya gitmek yerine, her türlü kendisine, üzerine vazife olmayan ya da hukukun cevaz vermediği her türlü önlemi alıp yaptırımı uygulayıp "Kurultay benim görevimdir, değildir" biçiminde bir söylem, üzerinde görüş beyan etmeye bile değmeyen bir söylemdir. Umuyorum ki hukuka herkes saygı gösterecek. Eğer 24 yıllık, 25 yıllık yönetim hukuka saygı gösterseydi, bu binalar (Silivri'de yeni inşa edilen yaklaşık 3 bin kişilik salon) olmayacaktı. Bu salonlara gerek duyulmayacaktı. Bu salonların yapılması hukukun sürekli ihlal edilmesi sonucu olmuştur. Hiç değilse 103 yıllık parti Cumhuriyet Halk Partisi hukuka saygı göstermeli. Bugüne kadar olduğu gibi Türkiye'ye, bütün yöneticilere bu yönüyle örnek olmalı. Bu yanlıştan bir an önce geri dönülmeli, haliyle olağanüstü kurultay yapılmalı ve hukukun gereği neyse, demokrasinin gereği neyse o yapılmalı" diye konuştu.




