Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'na katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Balıkesir'de düşen F-16'da şehit olan Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat'a Allah'tan rahmet yakınlarına başsağlığı diledi. Erdoğan, "Şehit haberi bizi derinden üzdü. Gerekli inceleme ve soruşturma başlatıldı" dedi.
Erdoğan, açıklamalarının bir bölümünde aralarında yazar, sanatçı ve akademisyenlerin bulunduğu 168 kişinin imza attığı ‘Laikliği Birlikte Savunuyoruz’ isimli bildiriyi hedef aldı. Erdoğan, "Ayrıcalıklarını kaybetmek, milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bazı kesimlerin işine gelmiyor. Türkiye'nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması, bunları rahatsız ediyor" ifadelerini kullandı.
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
"Gerekli inceleme ve soruşturma başlatıldı"
"Aziz milletim, değerli milletvekili arkadaşlarım, saygıdeğer misafirler, sizlere en kalbi duygularımla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum. Radyo ve televizyon kanalları, sosyal medya platformları ve diğer iletişim vasıtaları üzerinden toplantımızı takip eden tüm vatandaşlarıma, dünyanın farklı coğrafyalarında milletimizi gururla temsil eden tüm kardeşlerime, Türkiye sevdasını yüreğinde taşıyan tüm dost ve soydaşlarımıza buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Dün gece maalesef üzüntü verici bir haber aldık. Balıkesir 9. Ana Jet Üssü Komutanlığımızdan kalkan ve görev uçuşu yapan F-16 uçağımız kaza kırıma uğradı ve uçağımızın pilotu şehit oldu. Öncelikle kahraman şehidimiz Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’a Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve yakınlarına sabır, Türk Silahlı Kuvvetlerimize ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Şehit haberi bizi derinden üzdü. Gerekli inceleme ve soruşturma başlatıldı.
Erdoğan'dan ‘Kâbe’de hacılar Hû der Allah’ ilahisine ilk yorum
Bu yıl ayrıca ülkenin her yerinde terennüm edilen ilahilerle coşkuyu, neşeyi ve manevi hazzı millet olarak hep birlikte yaşıyoruz. ‘Kâbe’de hacılar Hu der Allah’ ilahisini yediden yetmişe insanımızın diline ve inşallah kalbine nakşeden, ülkemizi o güzel ilahilerle tek ses, tek yürek hâline getiren bestecisinden icracısına kadar tüm kardeşlerime buradan tebriklerimi iletiyorum. Özellikle okul bahçelerinde yavrularımızın hep birlikte bu ilahilere eşlik ettiklerini, hep bir ağızdan coşkuyla lafza-i celali seslendirdiklerini görmek bizi ziyadesiyle memnun etti, mesrur etti, gururlandırdı.
Tüm Türkiye’nin aynı ritimde buluşması, aynı sözleri ve aynı sesleri terennüm etmesi özlediğimiz, arzuladığımız, hasretini çektiğimiz bir iklimdi. Şunu bir defa açık açık söylemek isterim. Kimse bundan gocunmamalı. Rahatsız olmamalı. Kimse tedirgin olmamalıdır. Bu fotoğraf gerçek Türkiye fotoğrafıdır. Bu fotoğraf bu toprakların fotoğrafıdır. Bu milletin fotoğrafıdır. Bu fotoğrafa vesile olan herkesten Allah’a gani gani razı olsun diyorum.
“MEB'in ramazan genelgesi anayasaya uygundur”
(MEB’in Genelgesi) Bu yazıda neler var? Ramazan ayı boyunca öğrenciler için söyleşi programları düzenlenecek. Okul-aile iş birliğini güçlendirmek için iftar sofraları kurulacak. Çocukların milli ve manevi değerlerimizi daha iyi öğrenmeleri ve tecrübe etmeleri için okul dışı öğrenme ortamları hazırlanacak. Öğrencilerimizin paylaşma becerileri geliştirilecek; birlik, merhamet ve vatanseverlik gibi hasletler çocuklarımıza aşılanacak.
Bu etkinliklerin öncelikli özelliği gönüllülük esasına dayalı olarak yapılacak olmasıdır. Ayrıca, bu etkinlikler anayasal dayanağı olan etkinliklerdir. Anayasamızın gerek başlangıç kısmında gerekse diğer maddelerinde, her vatandaşın manevi varlığını geliştirme hakkı açıkça belirtilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığımız da, anayasanın kendisine yüklediği sorumluluk gereği, öğrencilerimizin milli ve manevi değerlerini güçlendirmek amacıyla tamamen gönüllülük esasına dayalı bu çalışmayı yapmıştır. Yapılan uygulama doğrudur, yerindedir ve hukuka uygundur.
Ramazan’ın manevi iklimine uygun olmasının yanı sıra, milletimizin hissiyatına da tercüman olan bu hizmet, çok hayırlı bir çalışmadır. Hangi siyasi görüşten olursa olsun, milletimizin büyük çoğunluğu genelgeyi desteklemiş, memnuniyetle sahiplenmiş ve fevkalade olumlu karşılamıştır.
Erdoğan'dan 'Laiklik Bildirisi'ne tepki
Ancak, yazının gönderilmesinin hemen ardından, Ramazan-ı Şerif’ten yalnızca bir gün önce, nesli tükenmekte olan bazı yobaz gruplar ortaya çıktı. “Bayat laiklik elden gidiyor” şarkısını söyleyen, millete nefret kusan ve bildiriler yayınlayan kişiler, Ramazan kapsamında çocuklarımıza milli ve manevi değerleri anlatacak etkinliklerden rahatsız oldular.
Bunlar, Noel süslemeleri yapıldığında rahatsız olmuyor; Cadılar Bayramı kılıfı altında sahnelenen belirsiz etkinliklerden rahatsız olmuyor; çocukları alkole, uyuşturucuya, sigaraya ve her türlü sapkınlığa özendiren şarkılardan rahatsız olmuyor. Sosyal medya ve dijital platformlarda çocukların maruz kaldığı rezilliklerden rahatsız olmuyor; batıda çocuklara yönelik her gün ortaya çıkan insanlık dışı skandallardan rahatsız olmuyor. Ama ne zaman Ramazan kapsamında çocuklarımıza bu toprakların milli ve manevi değerleri anlatılacak olsa, işte bundan rahatsız oluyorlar.
Biz, bunların derdinin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Laiklik kavramının arkasına saklanarak, yıllarca bu millete nasıl zulmettiklerini, milletin değerlerini nasıl tahrip ettiklerini, çocukları özünden uzaklaştırmak için nasıl gayret ettiklerini çok iyi biliyoruz.
“Çocuklarımızın ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor?”
Hayırdır, çocuklarımızın namazı ve orucu öğrenmesi sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın Ramazan süslemesi yapması sizi neden rahatsız ediyor? Çocuklarımızın teneffüs saatlerinde okul bahçelerinde ilahiler söylemesi sizi neden rahatsız ediyor? Gençlerimizin dilinde küfür ve hakaret yerine Allah lafzının olması sizi neden bu kadar rahatsız ediyor? Laiklik kavramının arkasına saklanmayı bırakın; derdinizi açıkça söyleyin.
Hiç kimse kusura bakmasın, ama bu milletin hiçbir ferdi, bu milleti var eden milli ve manevi değerlerin öğretilmesinden rahatsız olamaz. Rahatsız olan varsa, bu vatan, bayrak, toprak ve milletle aidiyetini tekrar tekrar sorgulasın.
"Ayrıcalıklarını kaybetmek bazı kesimlerin işine gelmiyor"
Ayrıcalıklarını kaybetmek, milletle eşitlenmek, milletle aynı hak ve ödevlere sahip olmak bazı kesimlerin işine gelmiyor. Türkiye'nin özgürleşmesi, tıpkı yatağını bulan bir nehir gibi kendi yatağında akması, bunları rahatsız ediyor.
Değerli milletvekillerimiz, çok değerli kardeşlerim; bugün bir kez daha şunu altını çizerek ifade ediyorum: Bu milletin mayasında İslam vardır. Bizi bir millet yapan, her türlü farklılığımıza rağmen bir arada tutan manevi değerlerimizdir. Ordumuz, unutmayın, peygamberimizi rehber edinmiş şehitlerimiz İslam şehitleridir; zaferlerimiz ise Allah yolundaki zaferlerdir.
Bu milletin temelinden ezanı, Kur’an’ı, peygamber sevgisini, Ramazan’ı, orucu, zekâtı, sadakayı çekip aldığınızda geriye ne tarih kalır, ne istihbarat, ne millet, ne de devlet kalır. İstiklal Marşı’mız da diyor ki: 'Ezanlar ki şehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.'
"Farklı inançlara karşı adil bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın"
Evet, bu ezanlar ebedi yurdumun üstünde inlemeye devam edecek ve bu sayede Hakk’a tapan milletimin istiklaline hiç kimse el uzatamayacak, dil uzatamayacak, hiç kimse ona kast edemeyecek. Biz, büyük imparatorluklar kurmuş, büyük medeniyetler inşa etmiş bir milletin evlatlarıyız. Tarih boyunca üç kıtaya huzur götüren büyük devletlerimizin harcında, dünyaya istikamet çizen medeniyetlerimizin temelinde Kur’an, peygamber aşkı ve iman vardır.
Ahmet Yesevi, Hacı Bektaşi Veli, Yunus Emre, Mevlana, Ahmet-i Hani ve daha niceleri, İslam’ın gür sedasıyla bu vatanın ve milletin temelini oluşturmuşlardır. Eğer bunları unutursak; Kur’an’ı, peygamberi, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaşi’yi unutursak, bu milletten geriye hiçbir şey kalmaz.
Kimse bize azınlık hakları dersi vermeye kalkmasın. Kimse bize inanç özgürlüğü dersi vermeye kalkmasın. Biz bu değerleri dışarıdan alıp öğrenecek bir millet değiliz; biz bu değerleri dünyaya öğretmiş ve dünyaya öğretmeye devam edecek bir milletiz. Bin yıldır bu topraklardayız. Bu topraklarda bin yıldır Türk de var, Kürt de var, Arap da var; Alevi, Hristiyan, Musevi ve daha niceleri de var. Avrupa’da farklı mezhepler birbirini doğrarken, bu topraklarda ecdadımız bir arada yaşamanın eşsiz terazisini kurmuştur. İnanç özgürlüğünü görmek isteyen Türkiye’ye baksın; farklı inançlara karşı adil bir yaklaşım görmek isteyen Türkiye’ye baksın, ders alsın. Bizim için bu kavramlar dışarıdan alınacak öğretiler değildir."



