Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) partisine veda konuşması yaptı. Merakla beklenen yeni parti hakkında konuşan Özgür Özel, "Milletvekillerimizle yeni partimizi kuruyoruz, açık ara ana muhalefet partisi oluyoruz” dedi.

“Bugün kürsüye vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım”

Özel’in konuşması şöyle:

Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım.

Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma; çok sıra dışı bir konuşma değil, tarihe not düşen, hatırlatan, tarihe emanet edilen cümleleri bırakan; samimi, açık açık bir konuşma yapmaya geldim.

Tarihi konuşmayı, yapılacak ilk seçimin akşamında hep birlikte yapmak üzere tarihe emanet ediyorum.

Kasım 2023’ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde çok önemli bir yer tuttuğundan, tutacağından; yıllar geçse de hatırlanacağından, unutulmayacağından hiçbirimizin şüphesi yok.

Yıllar geçse de tarih sayfalarının her siyasi başarıyı, her hukuksuz saldırıyı, her acıyı, her sevinci yazacağını; emrihak vaki olduktan sonra bile, bizler bu dünyadan göçtüğümüzde bu günlerdeki tutumlarımızın, bazı tutumların, bazı kumpasların ve bazı onurlu duruşların evlatlarımıza, torunlarımıza miras kalacağını hepimiz görüyoruz.

“Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız”

Zaten bugün bu salonun atmosferinden de, uğradığımız o büyük haksızlıklardan sonra darılıp çıktığımız sokakta karşılaştığımız herkesle kurduğumuz diyaloglardan da; tüm il başkanlarımızın, tüm ilçe başkanlarımızın illerinden, ilçelerinden, beldelerinden, üyelerin mahallelerinden, ailelerin akşam sohbetlerinden gelen her şey; bu memlekette bir şeyler olduğunu, bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu ve bu milletin kendi önüne yeni bir rota koyduğunu gösteriyor.

Size söz veriyorum: Her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız.

Bugüne kadarki tutumlarımızdan, bugüne kadarki duruşlarımızdan, bugüne kadarki yaptıklarımızdan; birileri gelir geçer, unutulur, biter diye kimse düşünmesin.

“Acaba bunun da üstünden yıllar geçer, bu işler unutulur; yapanın yaptığı yanına kâr kalır, birtakım kişilerin, birtakım yapıların bugünlerdeki sorumluluklarının üstünden rüzgâr alır, sel alır” diye kimse düşünmesin.

Söz veriyorum; zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak; tembeli tembel, emek vereni çalışkan olarak; silinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak; dost olanı dost, olmayanı ise bugünlerdeki tutumunu unutmadan biz de anacağız, millet de anacak.

Türkiye’de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış ve yapılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var.

Bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek.

Bu millet, eğer böyle davranırsak, bir daha bize yüzünü dönmeyecek. Tarihin en düşük katılım oranı olacak.

Anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13 verdi, 14’lerde gerilemeye devam ediyor. Büyük bir felaket gelecek. Yerel seçimlerdeki felaketten sonra bu milletin sandığa da umudu kalmayacak.

“Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bozamazlar”

Partinin adı değişir, partinin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir; ama bizi bu birliktelikten bölemezler.

Hele öyle söyledim ya; karpuz gibi yarıdan ikiye bölünmüş değiliz. Biz bir bütünüz. Bu bütünü asla bozamazlar.

“Sürecin tamamlanmasını takip edeceğiz”

Cumhurbaşkanı adayımızı alıp tutukladılar. Belediye başkanlarımızı, kıymetli avukatlarımızı aldılar, tutukladılar.

O noktada millete; “Bunlar cansız, bunlar hırsız, bunlar yolsuz, bunlar terörist” damgaları vurmaya çalıştılar.

Türkiye’nin en büyük belediyelerinden biri olan Esenyurt’u kazanmışız; kayyum atayarak işe başladılar.

Operasyonlarla, Ekrem İmamoğlu gibi girdiği tüm seçimleri AK Parti’ye karşı kazanmış birisinin başarılarını hedef aldılar.

Kendisine terör, yolsuzluk, hırsızlık suçlamaları yetmedi; hızını alamayıp casusluk ve gayriahlaki suçlamalarla bir buçuk yıl boyunca; devletin televizyonu dâhil birkaç muhalif, özgür yayıncılık yapan televizyon ve gazete dışında her türlü haysiyet suikastini servis ederek, önemli bir kısmında da özel ekiplerle üstüne giderek arkadaşlarımızı perişan etmeye çalıştılar.

O Tayyip Erdoğan ki “Dokunulmazlıkları kaldıracağım” diye iktidara gelip, üç ay sonra bu yargıyla mı?

Recep Tayyip Erdoğan’ın bugüne getirdiği yargının arkadaşlarımıza yaptığı kumpaslara, haysiyet suikastlarına karşı önümüzde elbette ki bağımsız yargıya güvenimiz tamdır. Sürecin tamamlanmasını takip edeceğiz. Arkadaşlarımızın aklanması lazım.

“Hatta aklanamazlar, parti bizim bunlardan arınmasını lazım” diyecek bir genel başkan; bahçıvan Abdullah Ağa’nın torunu, iki emekli öğretmenin evladı, 10 yaşından beri yatılı okulda arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı. Olmadı, olmayacak.

“Seçilen kadın kolları il başkanını görevden aldılar”

Burada il başkanları var. 74 il başkanı burada. İçlerinden 56 tanesi, geçen dönemde de Kemal Bey döneminde il başkanı olan; 2025’te bir daha aday olmuş, bir daha seçilmiş arkadaşlar.

2025’te kararı Trabzon vermiş, Burdur vermiş, Hakkâri vermiş, Edirne vermiş, Hatay vermiş, Sinop vermiş. Gelip bugün, 2025’in başkanlarını; bugün “butlan”cılık yapmadıkları için, bugün “O gün sizinle beraberdik ama bugün Özgür Bey ile beraberiz” dedikleri için hedef alıyorlar. 38 tanesi diyor ki:

“Biz bu memleketin iktidar yürüyüşüne inanıyoruz. Biz acı bucu değiliz. Biz Cumhuriyet Halk Partiliyiz.”

Daha kötüsünü söyleyeyim mi? Daha içimi yakanı... Açık açık konuşmaya geldim. Dün Bilecik’teydim. Bilecik’te bütün kadınlar birleşti, bir kadın il başkanı seçiyorlar.

Kadın kolları il başkanını kadınlar seçiyor. Görevden alıyorlar. Bunu bütün illerde yaptılar. Kadın üyelerin seçtiği kadın il başkanını, “Sen bilmezsin, biz biliriz” diyen erkekler Ankara’dan belirliyor ve değiştiriyorlar. Kadın üyelerin belirlediği il, ilçe ve genel başkanlara verilen yetkiyi; “Biz buradan yetki aldık” diyen erkekler kullanıyor.

30 yaş altı gençlerin seçtiği gençlik kolları başkanlarını, 70 yaş üstü insanlar Ankara’dan belirliyor.

“Mahallelerde kavga etmemizi istiyorlar”

O yüzden, o yüzden bugünlerde yaşananları bir kere konuşacağız, tam konuşacağız.

Bugünlerde yaşananları herkes görsün:

Kadının iradesine karar veren erkekler yetkisini nereden alıyor? Saraydan. Kadının seçtiğine karşı, sarayın seçtirdikleri karar verecek. Gençlerin seçtiklerine karşı, sarayın yetkilendirdikleri karar verecek. Delegenin seçtiklerine karşı, sarayın yetkilendirdikleri karar verecek.

Sonra arkadaşlar:

“Gitmeyin partiden. Durum burada. Oturun burada, bakın, yakında eğlenin. Sonunda kurultayı başlatacağım, seni doğru sonlandıracağım.” Diyorlar. Yedi ay boyunca bizim birbirimizi yememizi, mahallelerde kavga etmemizi istiyorlar.

Sarayın demek istediği şu:

“Ben ne yapayım? Bana verilen role gel, sen de geç karşıma, tutuşalım. Parti içi güreşe girin ki AK Parti bir dönem daha seçilsin, Erdoğan rahat etsin.”

Yok öyle. Yok öyle.

Herkes şunu bilsin ki; herkes şunu bilsin ki CHP binalarına, örneğin partiye genel sekreter yardımcısı atayacaksın… Son yerel seçimde Adana’da aday olamayınca karşımızda başka partiden aday olmuş, Zeydan Karalar’a ağzına geleni söylemiş birisi şimdi gelecek, partinin yönetimine geçecek. Bilecik’e il başkanı atayacaksın; Bilecik’in kadın belediye başkanına her türlü iftirayla saldırmış birisi olacak.

İllere il başkanları atayacaksın; seçimde karşımızda olmuş, mücadele etmiş, başka partiye gitmiş, başka adaya destek vermiş kişiler gelip partiyi teslim almaya çalışacak. Sonra bunlar mahallelerden seçim başlatacakmış.

Ben bu partinin gencecik evlatlarına; mahalle seçimlerinde onların belirlediği belirsiz adreslerde delege yazacakları yere gidin, orada delege olmaya çalışın; dövmezlerse, vurmazlarsa, kırmazlarsa mücadele edin, yedi ay boyunca uğraşalım, Türkiye’ye rezil olalım demiyorum.

“Biz artık gidiyoruz”

Kimse bana particilik oynamayacak. Ya Cumhuriyet Halk Partili gibi davranılacak ya da saraydan alınan talimatlarla hareket edilecek. Başka yolu yoktur.

Dünyanın lafını duyduk senelerce, bir kelime cevap vermedik. Ama milletin, partililerin gözünün önüne geçip de böyle bir şey yapılmasına izin vermeyiz. Şaşırıyor musunuz? Sokakta sel olup akanlara şaşırırsınız. Çünkü orada akan duygu adalet duygusudur. Taşan duygu yenilgiye isyan duygusudur. Kabaran duygu iktidara yürüme duygusudur.

O yüzden biz artık gidiyoruz. Siz dört kişiyle davul zurna, tehdit, tekbirlik esnaf ziyareti yapmaya kalkıyorsunuz.

Şükürler olsun ki bugün istikameti millete soran ve doğru yolu milletle bulan bir yolda ilerliyoruz.

Milletimize onları asla ve asla yalnız bırakmayacağımızı, asla ve asla onların umutlarını kör etmeyeceğimizi söz verdik.

“Mecbur bırakılmış bir vedanın hemen eşiğindeyiz”

Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu da içimizde taşıdığımızı milletimizle paylaşmak isterim. Bu partinin evlatları; Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu ülkenin kurucu partisi olduğunun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu partinin kurucusu olduğunun farkındadır.

Bu parti, onun iki büyük eserinden biridir. Gurur duyduğu bir eseridir ve onun emanetidir. Demokrasi mücadelesinin ağır bedellerini ödemiş bir siyasi partidir.

Kurulduğu gündeki Millî Mücadele’nin yanında demokrasi mücadelesinde; il başkanlarını suikastlere feda etmiş, il başkanları hapislerde tutulmuş, işkenceler görmüş, mal varlıklarına el konmuş, darbeler ve saldırılar yaşamış bir partidir.

Bugün geldiğimiz noktada biz, bu büyük mirasın her satırına, her emekçisine, her hatırasına; geçmişteki her gününe sonuna kadar sahip çıkıyoruz.

“Gelinen nokta teslim olma noktası değil”

Bugün gelinen nokta, sarayla uzlaşmanın ya da uzlaşanlarla uzlaşmanın noktası değildir. Teslim olmanın noktası değildir. Sinmenin, susmanın, durmanın noktası asla değildir.

İşgal altındaki İstanbul’da saray kuklası bir paşa olmak yerine ölümü göze alıp Anadolu’ya geçen ve Kurtuluş Mücadelesi’ni veren Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği yol bizim yolumuzdur. Bıraktığımız şey ne Cumhuriyet’tir, ne demokrasi mücadelemizdir, ne de bu büyük tarihi mirastır. Biz oradan buraya yaptığımız yürüyüşte, o günden bugüne yaptığımız yürüyüşte ve bugünden sonra yapacağımız yürüyüşte; her adımda eskimiş, körleşmiş, yozlaşmış siyaseti geride bırakıyoruz.

“Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz”

Eski nesil siyaseti geride bırakıyoruz. Siyaseti rekabet ahlakıyla, insanların ülkesini kurmak için yola çıkan ve bu konuda kararlılıkla yürüyen bir anlayışla yeniden hayata geçiriyoruz. Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz.

Kısır tartışmaları, bitmeyen kutuplaşmaları, insanları birbirine düşüren dili; devleti partiye dönüştüren anlayışı, siyaseti hukuk eliyle dizayn etme girişimlerini ve bunun yarattığı korkuyu, sessizliği, umutsuzluğu geride bırakıyoruz. Bunları yapanları cesaretle karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık değildir. Bu bir vazgeçiş değildir.

“Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir”

Bu, Türkiye’de daha güçlü şekilde değişimi sürdürmenin ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir. Hiçbir siyasi parti kurucusunun gösterdiği hedefe ulaşma azmini terk edemez. Hiçbir makam, demokrasi değerlerinden; hiçbir yapı, Cumhuriyet ideallerinden daha önemli değildir.

Dün olduğu gibi bugün de ilan ederiz: Dosta, olmayana; yanımızda olanlara, düne kadar karşımızda olanlara… Siyasette gömlek çıkarmıyoruz. Biz bu ülkenin yarınları için siyasette ateşten bir gömleği hep beraber giyiyoruz. Korkanlar, çekinenler; üç günlük dünyada şerefini değil de rahat koltuklarını düşünenler varsın geride kalsın. Gerçek gücü ve umudu bu milletin evlatlarının en büyük hakkı olarak görüyorum.

Bugün seçilmiş il başkanlarımızla, yarın seçilmiş Parti Meclisimizle, ardından milletvekillerimizle bir araya geliyoruz. Partimizi milletimizin sesi ve ona yetki veren milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz. Teknik işlemlerin ardından milletvekillerimizle birlikte yeni kuracağımız partimizde, hiç şüpheniz olmasın ki açık ara farkla Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ana muhalefet partisi oluyoruz. Bugün bu kürsüye, Cumhuriyet Halk Partisi’nin grup kürsüsüne veda ederken ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz.

“Altı oka sonuna kadar bağlıyız”

Ancak artık ana muhalefet partisi grup kürsüsüne veda etmenin, iktidar partisi grup kürsüsüne kavuşmanın gününü sayıyoruz. Bizler sosyal demokratız, Altı oka sonuna kadar bağlıyız. Ülkenin kurucularına, kuruluş kodlarına, kuruluşundan beri benimsediğimiz partimizin ideallerine elbette sahibiz. Ancak bununla birlikte biz büyük bir çağrının da sahibiyiz.

10 ay önce yüzde 5 oy alan partiden yüzde 25 oy alan partiye, oradan yüzde 38 oya giderken nasıl sosyal demokratlarla, muhafazakâr demokratlarla, milliyetçi demokratlarla, Kürt demokratlarla, sosyalist demokratlarla, liberal demokratlarla kucaklaştıysak; Türkiye İttifakı’nı kurduysak…

Atatürk’le, Misak-ı Millî sınırlarıyla, Cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye İttifakı’nda kucaklamaya ve birlikte iktidara yürümeye devam edeceğiz.

Bu büyük yürüyüşü ilk adımını atarken doğru hazırlanmış, doğru takvimlenmiş, riskleri doğru analiz edilmiş şekilde büyüteceğiz. Bu günlerde, bu partiyi milletvekilleriyle kurmamızla birlikte doğru bir takvimlendirme ve ölçeklendirme içinde iktidar yürüyüşümüz sürecektir. Belediye başkanına “Sen niye geçmedin, hâlâ niye buradasın?” denmeyecek.

Filanca kişiye “Niye oradasın?” denmeyecek. Bizim bir kuralımız var: Bir kere kimseyi geride bırakmayacağız. Kimseden ayrı ya da uzak değiliz.

“İktidara yürüyeceğiz”

Şu kadarını söyleyeyim:

“Ben yeni partide yokum, Özgür Özel ile arkadaşlarıyla birlikte değilim” diye kulağınıza gelmeyen herkes emin olun ki bizimle birlikte değildir. Bizimle birliktedir. Kimse bundan şüphe etmesin. Bu iktidar yürüyüşünde bizler; ne Ekrem İmamoğlu’nu geride bırakırız, ne Mansur Yavaş’ı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu: Bu sene Kalkınma Yolu'na başlarız diye ümit ediyoruz
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu: Bu sene Kalkınma Yolu'na başlarız diye ümit ediyoruz
İçeriği Görüntüle

Ne Zeydan Karalar kalır Adana’da, ne Vahap Seçer Mersin’de. Selam olsun Edirne’den Iğdır’a, Trabzon’dan Antalya’ya. Bir daha söylüyorum:

“Ben onlarla değilim” diyen diyebilir. Tarihin önünde, milletin gönlünde ayrışabilir.

Ama bu sözü duymadığımız herkes bizimle birliktedir. İktidar yürüyüşü sahip çıkılacak bir vatan yürüyüşüdür. Siz böyle sahip çıktıktan sonra bu vatan batmayacaktır. Bu büyük yürüyüşe, bu yeni yürüyüşe hazır mısınız? Yolları kapattılar. Yeni bir yol açmaya var mısınız? Haydi bakalım. İktidara yürüyeceğiz. Yürüyelim arkadaşlar.

Kaynak: Haber Merkezi