Yazılı açıklama yayımlayan O'Flaherty, "İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında seçilmiş İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıklar hakkındaki ceza yargılamasındaki gelişmelerden endişe duyuyorum. Bu yargılamalar, adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği ilkesi ve yargının bağımsızlığı gibi ciddi sorunları gündeme getirmektedir." ifadelerini kullandı.

"Savunma hakkını kısıtlayan uygulamalar var"

O'Flaherty, yargılama sürecinde ağır kısıtlamaların uygulandığına ilişkin raporlar bulunduğunu belirterek, soruşturma dosyası ile temel belge ve delillere erişimin sınırlandırıldığını, bunun da savunmanın tutukluluğa etkili şekilde itiraz etmesini ve davaya hazırlanmasını zorlaştırdığını kaydetti.

Açıklamada, sanıklar ve gözlemcilerin zaman zaman mahkeme salonundan çıkarıldığı, bazı tanık ifadelerinin ise baskı altında alındığı iddiasıyla sonradan geri çekildiği aktarıldı. O'Flaherty ayrıca, İmamoğlu hakkında mahkemedeki beyanları nedeniyle kamu görevlilerine hakaret ve tehdit suçlamalarıyla ayrı soruşturmalar açıldığını hatırlattı.

"Aynı güne planlanan duruşmalar savunmayı zorlaştırdı"

Komiser, 6 Temmuz'da İBB davası, siyasi casusluk davası ve diplomaya ilişkin ceza davasının duruşmalarının aynı zamana planlanmasının, İmamoğlu ve avukatlarını birden fazla yargılamayı eş zamanlı yürütmek zorunda bıraktığını ifade etti.

Davanın kapsamının geniş olmasına ve bazı sanıkların savunmalarını tam olarak sunamamasına rağmen ilk duruşma sürecinin 8 Temmuz'da tamamlandığını belirten O'Flaherty, İmamoğlu'nun da bizzat savunma yapmasının engellendiğine ilişkin iddialara dikkat çekti.

Raporda ayrıca, İmamoğlu'nun duruşmaların önemli bölümünde mahkeme salonunda bulunmasının engellendiği, bunun da aleyhindeki delilleri ve diğer sanıkların ifadelerini takip etme imkanını sınırladığı yönündeki değerlendirmelere yer verildi.

Cumartesi Anneleri 1111’inci haftada: ‘Bu bir sayı değil, inattır’
Cumartesi Anneleri 1111’inci haftada: ‘Bu bir sayı değil, inattır’
İçeriği Görüntüle

"Kötü muamele iddiaları etkin şekilde soruşturulmalı"

O'Flaherty, gözaltı ve tutukluluk sürecinde onur kırıcı muamele ve tehdit iddialarından da endişe duyduğunu belirterek, bu iddiaların Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi kapsamındaki yükümlülükleri doğrultusunda derhal, etkili, bağımsız ve tarafsız biçimde soruşturulması gerektiğini vurguladı.

"AİHS hükümlerine tam uyum sağlanmalı"

Açıklamasının sonunda Türkiye makamlarına çağrıda bulunan O'Flaherty, dava süreci devam ederken tüm sanıklara savunmalarını eksiksiz sunabilecekleri ve dinlenebilecekleri gerçek bir fırsat tanınması gerektiğini belirtti.

Masumiyet karinesine saygı gösterilmesinin önemine işaret eden O'Flaherty, İmamoğlu ve diğer sanıklar hakkındaki tüm yargılamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3, 5 ve 6. maddelerine tam uyumlu yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Söz konusu maddelerin kötü muamele yasağını güvence altına aldığını, tutuklu yargılamanın yalnızca istisnai durumlarda uygulanmasını öngördüğünü ve adil yargılanma hakkını koruduğunu kaydetti.

Kaynak: Haber Merkezi