Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 2017’den bu yana cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın ikinci başvurusuna ilişkin kararını açıkladı. Kararı duyuran AİHM Başkanı Mattias Guyomar, Türkiye'nin Kavala hakkındaki 2019 tarihli önceki ihlal kararını ve tahliye çağrısını uygulamadığını vurgulayarak, en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtti.
Kararı yorumlayan anayasa hukukçusu Prof. Dr. Tolga Şirin, Hükümetin AYM önünde bekleyen başvuruların henüz sonuçlanmadığı yönündeki savunmasının AİHM tarafından reddedildiğini belirtti. Mahkemenin, Kavala’nın 8,5 yılı aşkın süredir özgürlüğünden yoksun bırakılmasını ve alt derece mahkemelerinin AYM kararlarına karşı gösterdiği direnci dikkate alarak AYM yolunun pratik etkililiğinin zedelendiğine hükmettiği ifade edildi.
Umut hakkı ve siyasi sınırlandırma
Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının koşullu salıverilme imkânı içermeyen "indirgenemez" niteliğinin Sözleşme'nin 3'üncü maddesine aykırı bulunduğuna dikkat çekildi. Ayrıca sürecin baskın amacının sivil toplum faaliyetlerini cezalandırmak ve sivil topluma gözdağı vermek olduğu, Sözleşme’nin 18'inci maddesi anlamında hak sınırlamalarının siyasi saikle kullanıldığı vurgulandı.
Yapısal sorunlar ve hukuki sonuçlar
Mahkemenin yaklaşık 4 milyon TL’lik tazminatın yanı sıra Kavala hakkındaki mahkûmiyetin hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması gerektiğine işaret ettiği aktarıldı. Kararda ayrıca HSK’nın bağımsızlığının güçlendirilmesi, AYM kararlarının eksiksiz uygulanması ve indirgenemez müebbet cezaları için gözden geçirme mekanizması kurulması gibi genel tedbirlere dikkat çekildi.
Hukukçu Kerem Altıparmak ise karara ilişkin, 8,5 yıldır yargılama yapılmadan bir kişinin özgürlüğünden mahrum bırakıldığını ifade etti. Prof. Dr. Tolga Şirin de değerlendirmesinde, kararın teknik boyutlarıyla birlikte Türkiye'nin uluslararası alandaki görünümü açısından bir "utanç vesikası" olduğunu kaydetti.





