İngiltere Premier Lig ekiplerinden Manchester United forması giyen milli futbolcu Altay Bayındır, Anadolu Ajansının hayata geçirdiği "2026 Dünya Kupası Yolu'nda Milli Gururlar" projesinin yedinci konuğu oldu.
Dünya Kupası hasretini 24 yıl sonra sona erdiren A Milli Takım futbolcularını Türk halkına daha yakından tanıtmayı ve "milli takım taraftarı" olgusunu güçlendirmeyi amaçlayan projede, ay-yıldızlı oyuncuların Dünya Kupası'ndaki hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadıkları şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı ele alınıyor.
"Sen her ne kadar kulübünde oynamak istesen de bazen olmuyor"
"Milli takıma kendini ispatlamış, başarılı oyuncular geliyor. Hocamız da oyuncuların neler yapabileceğini, kapasitelerini biliyor. Seçim yapmak çok zor, hocamız bu konuda da saygı duyulması gereken pozisyonda. Başarının temellerini oluşturan birlikteliği çok fazla oynatmamak gerekiyor diye düşünüyorum. Oyunculara, kulübünde oynuyor ya da oynamıyor diye bakılabiliyor ama sen her ne kadar kulübünde oynamak istesen de bazen olmuyor.
Ama sahadaki antrenmanın, saha dışı mücadelen, hedeflerin her zaman devam ediyor. Bazen milli takımda şans bulamadım. Avrupa Şampiyonası'nda Mert abi oynuyordu, ben ikinci seçenektim, Uğurcan arkadaydı. Şimdi Uğurcan birinci seçenek oldu. Bu şekilde değişkenlik gösteriyor. Yarın Muhammed oynar, diğer kalecilerimiz oynar. Bizlerin yapması gereken bu dinamiği, temeli korumak ve hocamızın kararına ne olursa olsun saygı duymak. Ben ABD'deki kampımızda oynamamıştım. Oynasam da oynamasam da saygı duydum. Olması gereken de bu. Bu olmayınca sağlıklı sonuçlar doğurmuyor. Bugün bizler buradayız. Sonuçta armanın bir duruşu var. Dün ağabeylerimiz vardı, yarın da başkaları olacaktır."
"Milli formayı giymek başka bir boyut"
A Milli Takım formasını ilk kez Azerbaycan'a karşı Alanya'da giydiğini hatırlatan ve bunu kendisi için rüya gibi olduğunu vurgulayan 28 yaşındaki file bekçisi, "Milli formayı giymek başka bir boyut. Çok büyük sorumluluk hissiyatı veriyor. Çok büyük bir gurur. Alanya Oba Stadı'ndaydık, formayı ilk kez üstüme giydim, direkt armaya baktım, sonra etrafa baktım, 'Ne yapıyoruz, gerçek mi burası, şu an uyanacağız mı?' dedim. Büyük bir sorumluluk ve gurur. Bazı duyguların kelimelere dökülerek açıklaması olmaz ya o şekilde bir duygu. Maç öncesi ailemle konuştum, 'Ne olursa olsun her zaman arkandayız, yanındayız. Bugünlere gelene kadar neler yaşadığını biliyoruz. Bu gururu, onuru bize yaşattığın için de teşekkür ederiz.' tarzında mesajlar aldım. Bu gururu, onuru, mutluluğu aileme ve kendime yaşattığım için de çok mutluyum" ifadelerini kullandı.
"Oynamadığında kendisini rahat ve iyi hisseden oyuncu, futbolu bıraksın"
28 yaşındaki kaleci, kariyer hedeflerine ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:
"Daha fazla oynamak, daha fazla sahada kalmak istiyorum. Bu, milli takım açısından da oynadığım kulüp açısından da geçerli. Ben oynadığında mutlu olan bir insanım. Oynamadığında kendisini rahat ve iyi hisseden oyuncu, futbolu bıraksın. Oynamayınca üzülüyorsun ama saygı duyup mücadele etmen gerekiyor. Kafamdaki planları zaman gösterecek. Güzel şeyler yaşamak için bugünleri iyi değerlendirip çok çalışmak gerekiyor. İnşallah sonunda da arkaya baktığımızda 'Ne güzel şeyler yaşamışız, ne güzel maçlar olmuş, ne güzel kararlar vermişiz, haklı olduğumuzda da haksız olduğumuzda da insanların sevdiği birisi olmuşuz.' dedirtmek için elimizden geleni bugünden yapmamız gerekecek."
"Old Trafford'da Türk bayrağının dalgalanıyor olması ve sebebinin ben olmam gurur verici"
Manchester United'ın oyuncularının vatandaşı olduğu ülkelerin bayraklarını stadyuma astığını vurgulayan Altay, "İngiltere'nin en büyük şehirlerinden birindeki Old Trafford'da Türk bayrağının dalgalanıyor olması ve sebebinin ben olmam gurur verici. Hatta bir video çekilmişti o dönem. Sonra babam da çok duygulandı, çok hoşuna gitti, gurur duydu. Kelimelerle tarif edemem. Old Trafford, tarihi bir stadyum. Bu enerjiyi stadyumda hissediyorsun. Gerçekten de çok büyük oyuncuların ayak bastığı, çok büyük başarılar elde ettiği, tarihinde sayısız kupası olan, efsanevi hocaları olan bir takım. O takımda olmak çok güzel, gurur verici ama aynı zamanda sorumluluk veren bir his. Sorumluluklarımızı da yerine getirmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devam edeceğiz" açıklamasını yaptı.
"En büyük rekabet Liverpool-Manchester United arasında oluyor"
Altay Bayındır, Premier Lig'de Manchester United'ın en büyük rekabeti Liverpool ile yaşadığını anlattı.
Liverpool maçlarının öncesinde Manchester United'lı taraftarların daha coşkulu olduğunu söyleyen Altay, "Kazanma aşkı ve hırsı çok eskiye dayalı bir rekabet. Bir dönem Leeds United ile de aynı şekilde çok rekabet yaşandı. O maçlar da bizim için çok önemli. Duygusal anlamda taraftarlarımızın daha çok önem verdiği, daha farklı bir bakış açısıyla baktığı maçlar. Ama tabii Manchester United-Manchester City dünya çapında bir derbi ama burada özellikle tarihe baktığınızda en büyük rekabet Liverpool-Manchester United arasında oluyor" şeklinde konuştu.
"Eldivenimde yırtıklar olurdu, annem parmaklarını dikerdi"
Bursaspor'a kaleci olarak gidip antrenmanlara katıldığını söyleyen Altay Bayındır, abisiyle birlikte bir dönem yeşil-beyazlı kulüpte forma giydiğini söyledi.
Abisinin daha sonra arabalara olan merakı sebebiyle farklı bir yol çizdiğini belirten Altay, "Bursaspor'da 4 senelik bir serüvenim oldu. O dönemdeki bazı problemler sonrasında ailemle karar alarak takımdan ayrıldım, tekrar Yolspor’a döndüm, yaşımdan büyüklerle oynamaya başladım. O zaman amatör kümedeydik. Bu bahsettiklerim 12-13 yaşları. O dönem Arabayatağıspor vardı. Bursa’da amatör kümede fırtına gibilerdi. Oraya geçtim. Çok iyi bir takım ve iyi bir ortam vardı, çok iyi bir başkanımız vardı. Geçme sebebim de Murat Gündoğdu hocamız oradaydı. Kaleci antrenörümüzdü ve bana çok fazla şey kattı. O dönemde taşları, topları önüme dizerdi, karşıdan vururdu, refleks-reaksiyon çalışmaları yapardık. Kıvılcımı içeriden artırıyordu. Yaşımdan çok büyüklerle oynuyordum. Hatta birkaç tane fotoğraf gönderdi geçenlerde o günlere ait. Herkesin sakalı var ben orda küçücük, fasulye gibiyim, eldivenler elime büyük. O zamanlar eldiven bulamıyorduk. Eldiven almak çok büyük bir işti. Doğum günümde eldiven hediyesi geldiği zaman ben uçacak yer arıyordum. Bir eldiveni 1 yıl kullanıyorduk. Eldivenimde yırtıklar olurdu, annem parmaklarını dikerdi, yenisini almaya imkanımız olmuyordu. Ben de annemden gördüm dikmeyi, kendim dikiyordum" diye konuştu.





