Ali Babacan’ın konuşmasından başlıklar şu şekilde:

"Bu hükûmet artık yönetemiyor"

Bu seçimlerde Van Büyükşehir’i ve ilçe belediyelerini yönetmeye talibiz, belediye meclislerine talibimiz, ama bir sonraki seçimlerde de arkadaşlar, ülkeyi yönetmeye talibiz ve bunun için hazırlanıyoruz. Kadrolarımızla hazırız, planlarımızla programlarımızla hazırız. Çünkü bu hükûmet artık yönetemiyor. Büyük bir feryat var, büyük bir feryat.

"Desteğinizi belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri için de istiyoruz"

Asla demokrasiden vazgeçmeyin. Asla benim oyum kıymetsiz demeyin. Her bir oy çok kıymetli ve sandık günü gidip iradenizi mutlaka kullanın. Bizim sadece belediye başkan adaylarımız yok, bakın; ilde, büyükşehirde ve ilçelerde, hem belediye meclisi için hem de il genel meclisi için adaylarımız var. Dolayısıyla biz desteğinizi sadece belediye başkan adayları için istemiyoruz. Biz desteğinizi aynı zamanda belediye meclis üyeleri, il genel meclis üyeleri için de istiyoruz.

"Toplamda söz verdiklerinin %10’unu bile yapamadılar"

Tam, 14 ay geçti. 14 ay, depremden bu yana. Sayın Erdoğan ne dedi, geçen sene Şubat’ta deprem oldu, Mayıs’ta seçim var, Mart’ta çıktı dedi ki, ‘312 bin konut inşa edeceğiz’ dedi. ‘Bir yılda 312 bin konut.’ Ben dedim ki, ‘Bir dakika, bir dakika dur, atıp tutmak kolay. TOKİ’nin yıllık konut üretme kapasitesi belli. Yıllık 50 bin civarı konut üretebiliyor. Siz bu 312 bin konutu nasıl yapacaksınız? Hangi teknik kapasiteyle ve hangi parayla yapacaksınız önce onu bir açıklayın bakalım.’ Nitekim, toplamda söz verdiklerinin %10’unu bile yapamadılar arkadaşlar.

"Vatandaşın hakkını, hukukunu gasp eden bir devlet, güçlü bir devlet olamaz"

Vatandaşını ezen, vatandaşın hakkını, hukukunu gasp eden bir devlet, güçlü bir devlet olamaz. Çünkü siyasi meşruiyeti olmaz. Halkta karşılığı zayıf olur. İşte, bunun içindir ki biz vatandaşlarımızın, insan olmaktan kaynaklanan her türlü temel hak ve özgürlüklerini de çok önemseyen bir partiyiz. Sadece önemsemeyen, hayata geçirmek için de her türlü gayretin içerisinde olan bir siyasi partiyiz.

"Kayyum uygulaması demokrasinin tam da kalbine saplanmış bir hançerdir’ dedik"

Biz parti programımızı yazarken, bakın, bugün ben Van’da olduğum için söylemiyorum bunu. DEVA Partisi’ni kurduğumuz ilk gün, 9 Mart’ta açıkladığımız parti programına çok açık şekilde bunu yazdık: ‘Bu yanlıştır’ dedik. ‘Demokrasilerde böyle bir şey kabul edilemez’ dedik. ‘Halkın iradesine idari bir kararla müdahale edilemez’ dedik. ‘Bu vatandaşlarımızın demokrasiye olan inancını demokrasiye olan bağlılığını, sandığa olan güvenini sıfırlar’ dedik. ‘Kayyum uygulaması demokrasinin tam da kalbine saplanmış bir hançerdir’ dedik.

Özgür Özel: Üzerimizdeki yüzde 25'lik cam tavanı, bu sonuçlarla beraber tuzla buz ettik Özgür Özel: Üzerimizdeki yüzde 25'lik cam tavanı, bu sonuçlarla beraber tuzla buz ettik

"Ana dil bir insanın annesinin ak sütü kadar helalidir"

Kimisi ana dil diyor, kimisi ana dili diyor; ama biz ne diyoruz, bir evde insanın annesinin konuştuğu dil diyoruz. İşte onun için diyoruz ki, ‘Madem ana dili evde insanın annesinin konuştuğu dil, ana dil bir insanın annesinin ak sütü kadar helalidir’ diyoruz. Cumhuriyetimiz 100 yılı devirmiş. 101. yılın içerisindeyiz. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 104. yılın içindeyiz. Hâlâ bugün Meclis’te bu garabeti yaşıyoruz.  Bir milletvekilimiz çıkıp da Meclis kürsüsünde iki-üç kelime Kürtçe ifade kullandığında, bu hâlâ meclis kayıtlarına alınamıyor, biliyor musunuz? Elleri ayaklarına dolaşıyor.

"Kürt sorunundan kaçtığınız sürece, Kürt sorununu çözemezsiniz"

Türkiye Cumhuriyeti hudutları içerisinde en çok konuşulan ikinci dile siz yabancı dil muamelesi yapamazsınız. Bilinmeyen bir dil muamelesi yapamazsınız. Meclis orada, Allah aşkına oturun, bir uzlaşma komisyonu kurun. Deyin ki, ‘Bu Türkiye’nin gerçeği, bunu artık bir kabul edelim, önce bu hakkı bir teslim edelim.’ Daha sonra da Meclis’in iç çalışma kuralları gereği nasıl bir yöntem izleyelim, ne yapalım; bunu oturun bir konuşun. Bakın, bu gerçeklerden kaçıldığı sürece bu sorun çözülmez. Kürt sorunundan kaçtığınız sürece, Kürt sorununu çözemezsiniz.

"Yakın tarihimizde emeklilerimiz hiçbir zaman bu kadar perişan olmamıştı"

Yakın tarihimizde emeklilerimiz hiçbir zaman bu kadar perişan olmamıştı. Her yıl arka arkaya, 2018’den bu yana özellikle, her yıl arka arkaya enflasyonu gerçeğinden düşük açıklıyorlar, emekliye o kadar artış veriyorlar, ama gerçek enflasyon çok yüksek olduğu için emeklimizin geliri reel anlamda sürekli düşüyor ve emeklimiz her geçen yıl yoksullaşıyor. Her geçen ay yoksullaşıyor. 5 senedir sistematik olarak yapılıyor bu.

"Tarıma destek verdiğin zaman zaten enflasyon düşecek"

Tarıma siz desteği verin, maliyetleri düşürün; hem çiftçinin yüzü gülecek hem de bu ülkede gıda fiyatları bu kadar artmayacak. Çözüm bu kadar basit. Basit yani; faizi artırıyor, faizi artırınca devletin faiz ödemesi artıyor. Sen faize ödediğinin onda birini tarıma ver, bak tarım nasıl ayağa kalkıyor. Tarıma destek verdiğin zaman da zaten enflasyon düşecek, senin faizi artırmana gerek kalmayacak. Bu kadar basit inanın. Ama bilmiyorlar. Bilmediklerinin de farkında değiller.

Muhabir: Oğulcan Balcı