Karar, uzun yıllar farklı statülerde çalışan ve en son hangi kurum üzerinden emekli edileceği tartışılan dosyalar açısından emsal niteliği taşıyor. Karara konu olan süreçte, bir sigortalının SSK, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur kapsamındaki hizmetlerinin emeklilik hesabında nasıl değerlendirileceği tartışma konusu oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu Sosyal Güvenlik Kurumu ise kişinin son yedi yıllık hizmet ağırlığına göre Bağ-Kur şartlarından emekli olması gerektiğini savundu.
Söz konusu davada, sigortalının SSK ve Emekli Sandığı kapsamında yeterli prim gününü tamamladığı, ancak Bağ-Kur günlerinin de dikkate alınmasıyla daha ağır emeklilik şartlarına tabi tutulduğu belirtildi. Davacı taraf, Bağ-Kur hizmetlerinin dışlanarak SSK şartlarına göre emekli aylığı bağlanmasını talep ederek yargıya başvurdu.
İlk derece mahkemesi, sigortalının iradesinin gözetilmesi gerektiği yönünde karar verirken, istinaf süreci sonrasında dosya Yargıtay’a taşındı. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, “taleple bağlılık” ilkesi gereği değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek kararı bozdu.
Dosyanın yeniden görülmesiyle birlikte mahkeme önceki kararında direnince, süreç Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşındı. Genel Kurul, dava dosyasının bütün olarak incelenmesi gerektiğini ve yerel mahkemenin kararının hukuka uygun olduğunu değerlendirdi.




