Uyuşturucu testlerinin tamamının negatif çıktığını açıklayan Denizli, süreç boyunca şeffaf şekilde hareket ettiğini vurguladı.
Denizli, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldığını ve avukatları aracılığıyla Adli Tıp Kurumunda test yaptırma talebinde bulunduğunu belirtti. "Saç, kan, idrar ve tırnak örneklerimi dosya için sunduk. İfade öncesi ve sonrası bu iftiraya dair herhangi bir açıklama yapmadım" dedi.
“İtibar suikasti girişimlerine hepimiz tanıklık ediyoruz”
Lal Denizli’nin yaptığı sert açıklama şöyle;
"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü bir soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldığımı öğrendim. İki gün sonrasında Savcılık makamımıza avukatım aracılığıyla Adli Tıp Kurumunda test test yaptırmak istediğimizi sözlü olarak beyan ettik. Daha sonra hemen ertesi gün de avukatlarım Uyap üzerinden aynı talebimizi bir dilekçe sunarak dosyaya tebliğ ettiler. 20 Şubat günü davet üzerine çağrıldığım soruşturma dosyası kapsamında ifademi verdim ve bu talebimi ifademde tekrar yineledim. Ardından da test yaptırmak üzere savcılık tarafından Adli Tıp Kurumuna yönlendirilerek örneklerimi dosya için Adli Tıp Kurumuna sunduk.
Saç, kan, idrar ve tırnak örnekleri. İfade öncesi de ifade sonrası da bu iftiraya dair herhangi bir bir açıklama yapmadım.
Her zaman olduğu gibi çalışmaya, kentime hizmet etmeye devam ettim. Adaylaştığım ilk günden beri çeşitli yakıştırmalara konu edindim. İnandığım değerler ve siyasetimi örme prensibim çerçevesinde iftiralara cevap üretmek, ahlaksız yakıştırmalara laf yetiştirmek hiçbir zaman prensibim olmadı. Bundan sonra da olmayacak.
İfade esnasında da hiç tanımadığım biri gizli, biri açık tanık olmak üzere çeşitli ahlaksız yakıştırmalarla adımı yan yana getirmeye teşebbüsünde bulundular.
İki tane iftiracı. Türkiye'de son yıllarda bitmek bilmeyen itibar suikasti girişimlerine hepimiz tanıklık ediyoruz. Hiçbir delile, gerçeğe dayalı olmayan laf kalabalıkları üzerinden insanlara korkunç ithamları yapmayı kendine hak gören bir azınlık güruh olduğunu hepimiz görüyoruz, yaşıyoruz. Üstelik bu ahlaksız itham ve iftiralar benimle sınırlı kalmayarak alın teriyle, emeğinin peşinde koşan birçok çalışma arkadaşımı da hedef almıştır. Türkiye'de en zoru kadın olmaksa, bir diğer zor olanda hem genç bir kadın hem de siyasetin içerisinde olmak.
Bizleri kendilerine kolay lokma gören, istedikleri gibi bel altı vurmayı kendine hak gören ve bu iftira düzenine ruhunu teslim etmiş kişileri kız kardeşim merhume Gülşah Durbay'ın kanser tedavisi esnasında ona çeşitli iftiralar atanlardan tanıyoruz, biliyoruz.
Çünkü bu zihniyet hep aynı çirkinlikten besleniyor. Bu süreçte beni en çok yaralayan, değerli babamın üzüntüden geçirdiği uykusuz gecelere ve annemin gözyaşları olmuştur. İşte tam da bu sebeple aileme tüm bu ahlaksız iftiraları atan, yayan herkes hakkında avukatlarım yasal süreçleri başlatıyor. Hepsiyle yargı önünde tek tek hesaplaşacağım. Temiz olan leke tutmaz. Benim anlamak, güneş balçıkla da sıvanmaz.
Zaten aksi bir sonuç beklemediğim test sonuçlarımın tamamının negatif olduğunu dün çeşitli basın yayın organlarında gördük.
Bugün avukatıma Adli Tıp Kurumumuz tarafından ilgili raporum dosyaya sunulduğu bilgisi verildi. Bugün daima şeffaflıkla yönettiğimiz Çeşmemizde bu iftiranın atıldığı ilk günden beri bana güvenini kaybetmeyen, desteğini, sevgisini ve inancını üzerimden bir an olsun eksik etmeyen tüm yol arkadaşlarımı, seçmenlerimi, komşularımı ve kamuoyunu açıkça bilgilendirmek maksadıyla bu toplantıyı gerçekleştiriyorum.
Dün de, bugün de, yarın da hesabını veremeyeceğim bir konunun parçası da, öznesi de olmadım, olmam. Bizler bu ülkenin değerlerini kuşanmış, memleketine haysiyetle hizmet etmeye adanmış bir yaşamı sürdürürken milletimize karşı açık ve dürüst olmaktan bir an olsun tereddüt etmeyiz. Bu sebeple de davet usulüyle gerçekleşen ifade işlemlerinin tüm dosyalarda örnek olmasını temenni ediyorum. Bizler kamuya karşı sorumluluğu olan, millete karşı sorumluluğu olan kişiler olarak her zaman her türlü soruya ve sorguya yargı makamlarında gerekli cevapları veririz. Bundan da asla gocunmayız, kaçmayız.
Tıpkı mal beyanı gibi, gerekirse bürokrasiye, gerekse de belediye başkanlarına, belirli aralıklarla test yapılmasının da bu tür ahlaksız yakıştırmaların, bir iftira aracı olarak kullanılmasının önüne geçebileceğini düşünüyorum. Bu uygulanabilir. Böylece kendi kafalarından uydurma iftiralarla töhmet altında kalan birçok kamu çalışanı da bu sayede bu iftiraların bir parçası haline dönüştürülmez. Tüm bu süreç boyunca, bana inanmaktan hiç vazgeçmeyen, desteğini bir an olsun yanımdan, yanımdan eksik etmeyen değerli genel başkanımız Sayın Özgür Özel'e, beni hiç yalnız bırakmayan genel başkan yardımcılarımıza ve milletvekili yol arkadaşlarımıza sonsuz teşekkür ediyorum. Yine desteğini hiç eksik etmeyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Cemil Tugay, ilçe belediye başkanı arkadaşlarımız ve Türkiye'nin dört bir yanında bizimle birlikte olduğunu söyleyen değerli belediye başkanı arkadaşlarıma da teşekkürü bir borç biliyorum. Tüm Çeşmeli komşularıma, yol arkadaşlarıma ve Türkiye'nin dört bir yanından desteğini ilk günden beri ileten herkese teşekkür ederim. Kimsenin endişesi olmasın. Ben hiçbir zaman bana inananların başını öne eğdirmem. İşimin başındayım. Çeşmemize hizmet etmeye devam ediyorum. Çeşmeyi güzel konularla, Çeşmeyi yatırımlarımızla, Çeşmeyi geleceğe vizyon katan projelerle duymaya devam edeceksiniz. Bu ayda, bu vesileyle basın mensuplarımızı da burada misafir etmişken, Çeşme'de Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan barınma sorununa ilişkin geliştirdiğimiz ve Türkiye'de ilk kez uygulanacak kiralık sosyal konut projemizin temelini atacağımızı da buradan tüm Türkiye kamuoyuyla paylaşmak isterim. Çeşmemiz hem kentimizin hem ülkemizin sorunlarına merhem olmaya devam ediyor, devam edecek. Kıymetli basın mensupları, değerli komşularım, yol arkadaşlarım ve başkanlarım. Meclis üyelerim, muhtarlarımız ve tüm vatandaşlarımıza bugün burada olduğunuz için teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. "




