Türkiye’de Türkçe ve Ermenice yayımlanan ilk gazete olma özelliği taşıyan Agos, 30. yılını kutluyor.

Türkçe-Ermenice haftalık olarak yayımlanan Agos gazetesi, kuruluşunun 30. yılını geride bıraktı. İlk sayısı 5 Nisan 1996’da yayımlanan gazete, Cumhuriyet döneminde iki dilde yayımlanan ilk yayın organı olarak öne çıktı.

Ermenice “içine fidenin dikildiği çukur” anlamına gelen Agos’un kurucuları arasında Hrant Dink, Harutyun Şeşetyan ve Anna Turay yer aldı. Gazetenin genel yayın yönetmenliğini kuruluşundan itibaren Hrant Dink üstlendi.

Cumartesi Anneleri, 1097’nci eyleminde Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu
Cumartesi Anneleri, 1097’nci eyleminde Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu
İçeriği Görüntüle

Hrant Dink, 19 Ocak 2007’de uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetti. Dink’in ardından genel yayın yönetmenliği görevini sırasıyla Etyen Mahçupyan, Rober Koptaş ve Yetvart Danzikyan yürüttü.

30. yıl mesajı

Agos’un mevcut Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan, 30. yıl dolayısıyla yaptığı açıklamada gazetenin yayın çizgisine dikkat çekti. Danzikyan, Agos’un köklü bir basın geleneğini sürdürdüğünü vurgulayarak, Hrant Dink’in ardından da yayın faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiğini ifade etti.

“Öyle uluorta Ermenice gazete okunur mu?”

Gazetenin eski yayın yönetmenlerinden Rober Koptaş 30. yıl için kaleme aldığı yazıda şu ifadeleri kullandı:

“1995 olmalı. On sekiz yaşında, üniversite ikinci sınıftayım, Aras Yayıncılık’ta ofisboyluk yapmaya başladığım sonbahar. Müdiremiz Payline Tomasyan, akşam gelecek iki misafir için büroyu açık tutmamı, çay-kahve ikram edip onları ağırlamamı söylüyor. Akşam, Hrant Dink ve Vartan Paçacı geliyorlar Hıdivyal Palas’ın ikinci katındaki on iki metrekarelik daracık odamıza. Vartan Paçacı’nın adını Aras kitaplarının künyelerinden tanıyorum, grafik tasarımcı olduğunu biliyorum ama Hrant Dink’i ilk kez duyuyorum. Ortaya birtakım gazete taslakları, sayfalar, koca koca kâğıtlar, denemeler seriliyor. İkramımı yapıyorum, çay, neskafe, kenara çekilip onları dinliyorum. Hangi tasarımın daha güzel olduğunu tartışıyorlar. Hrant Dink bir ara fikrimi soruyor. Daha önce bir sürü gazete kurup batırmışım ve bu anı bekliyormuşum gibi, mavi logolu olanı beğenmediğimi, turizm gazetesini andırdığını, kırmızı logolu olanın daha güzel olduğunu söylüyorum. Halbuki hep utangacım, benden çekingeni yok, nasıl söyleyebildim bunu, ben de şaşırıyorum. Gülümsüyorlar.

Bir Ermeni gazetesi çıkacak hem Türkçe hem Ermenice olacak, o kadarını anladım. Seviniyorum. Üniversiteye başladığım yıl Cumhuriyet okumaya başlamışım, Evrensel ve Özgür Gündem’i de takip ediyorum, değil mi ki artık solcuyum. Bir manastır keşişinin sadakatiyle her gün sabah duası niyetine gazete alınan, gazete okunan yıllar. Evimiz Kumkapı’da, Anadoluhisarı’ndaki okuluma gitmek için trene, vapura, otobüse biniyorum her gün. Dönüşte Aras’a varmak için de otobüsle köprüyü geçip Mecidiyeköy üstünden Beyoğlu’na geliyorum; metro öncesi zamanlar, yani hayatımın yarısı yollarda geçiyor. Demek artık vapurda, trende, otobüste rahatça açıp okuyabileceğim bir Ermeni gazetesi de olacak diye mutlu oluyor, hayal kuruyorum. Jamanak’ı da Marmara’yı da bilmiyor değilim ama o güne kadar bunu yapabileceğime ihtimal vermemişim demek. Öyle uluorta Ermenice gazete okunur mu?”

Kaynak: Haber Merkezi