DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Siirt Kurtalan ilçesindeki sel nedeniyle geçmiş olsun dileklerini paylaşan Bakırhan, "Halkın uğramış olduğu zarar bir an önce tespit edilip giderilmeli" ifadelerini kullandı.
"Doruk Madencilik işçileri serbest bırakılmalı, hakları verilmeli"
Ankara'ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin direnişine değinen Bakırhan, "110 işçiyi gözaltına aldılar. 'Neden bakanlığın önündesiniz' diye sormadılar. İşçilerin bir an önce bırakılması gerekiyor. Doruk Madencilik'in de işçilerin hakkını bir an önce vermesi gerekiyor. İşçilerle dayanışma içerisindeyiz" diye konuştu.
"Böyle bir ortamda şiddet normalleşir"
Urfa ve Maraş'taki okul saldırıları nedeniyle yasta olduklarını söyleyen Bakırhan, "Yas susmak değildir, gerçeğin yüzüne bakma ve yeni felaketleri önleme sorumluluğudur. Bu katliamlar münferit değil, bireysel çılgınlık hiç değil; yıllardır biriken bireysel ve toplumsal öfkenin, çaresizliğin, yalnızlaştırmanın ve duyarsızlığın sonucudur. Sistem dokunduğu her şeyi çürütüyor. Eşitsizlikler derinleşiyor. Felaket geliyorum diyor ve geliyor. Böyle bir ortamda şiddet normalleşir" dedi.
İktidarı eğitim alanıyla oynayarak ideolojik hegomonya kurmaktan vazgeçmeye çağıran Bakırhan, şunları kaydetti: "Ekonomik kriz kalıcılaştı. Yoksulluk kuşaktan kuşağa miras kaldı. Gençlere gelecek değil, çıkmaz sokaklar gösteriliyor. Eğitim sistemine bakın, enkaz kelimesi bile hafif kalır. Tek tipçi, rekabetçi, piyasa odaklı bir anlayış çocuklarımızı metalaştırdı. Her yıl yeni bir müfredat, her müfredat bir öncekinden fecaat. İsimler değişti, müfredat değişti ama eğitimi toplumu biçimlendirme aracı olarak gören devlet aklı değişmedi. İktidar artık eğitim alanıyla oynayarak ideolojik hegomonya kurmaktan vazgeçmelidir. Biz kaliteli kamusal eğitim istiyoruz. Ana dilinde, parasız, bilimsel eğitim istiyoruz."
"Uyuşturucu salgını var, çeteleşme sıradanlaştı"
Uyuşturucu sorununa ve çeteleşmeye dikkat çeken Bakırhan, "Uyuşturucu salgını var. 12 yaşına kadar inmiş. Mahalle aralarında, okul önlerinde çocuklarımız uyuşturucuya ulaşabiliyorlar. Onlar ulaşabiliyor ama attığımız tweet'ten dolayı gece yarısı bizi gözaltına alan devletimiz uyuşturucuyu kimin sattığını bir türlü tespit edip önleyemiyor. Çeteleşme sıradanlaştı. Şiddet bir güç gösterisi olarak görülüyor. Bazı medya organları suçu estetize ediyor. Mafya romantizmi normalleştiriliyor. Bu cezasızlığın, denetimsizliğin sonucudur. Haklarını yemeyelim, muhalif medyayı denetliyorlar, ceza kesiyorlar!" dedi.
"Kıyamet değilse bile artık bir şeyler kopmalı"
Silahlanma sayısına da değinen Bakırhan, "Türkiye'de ruhsatsız silah sayısının 10-30 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Net bir rakam yok. Bazen Ankara'da olduğu gibi çetelere bürokrasimiz de silah dağıttığı için gerçek sayının ne olduğunu kimse bilmiyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre 2024'te silah ve bıçakla suç işleyen çocuk sayısı 11 bin, 2025'ye 13 binlere kadar çıkmış. Bunlar istatistik değil, her birisinde bir çocuğun ailesinin çığlığı var. Bu çığlıklar ülkenin gerçek kırmızı alarmıdır. İktidar görmezden geliyor. Birileri oy peşinde, birileri rant peşinde. Kıyamet değilse bile artık bir şeyler kopmalı, bir şeyler yapmalıyız çocuklarımız için hep birlikte" diye konuştu.
Yusuf Tekin'e istifa çağrısı
Bakırhan, bu tip katliamlarda hiçbir iktidar mensubunun sorumluluk üstlenip istifa etmediğine dikkat çekerek, "Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tablonun sorumluluğunu üstlenmeli ve istifa etmelidir. İktidar da kendi payına düşeni görmeli ve gereğini yapmalıdır. Sizin yetiştirdiğiniz gençlik ötekini kabul etmiyor. Öteki kabul edilmedikçe de huzur gelmiyor" dedi.
Gülistan Doku soruşturması
Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan gelişmelere de değinen Bakırhan, "Hem vali, hem kayyum. Çoklu maaş al, oğlun için gençlik merkezinde oda kur. Yetmiyor milletin canıyla oyna. Oğlu da 4 gün gözaltına kaldı diye derslerinden olacakmış. İktidar titizlikle bu meseleyi soruşturmalı. Ucu nereye giderse gitsin. Gözümüz kulağımız bu davalarda olacak. Gülistan'a sözümüz olsun" diye konuştu.
Bakırhan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bir avuç azınlık zenginleşirken ülke yoksullaşıyor. Yargı bağımsızlığını yitirdi, medya susturuldu. Seçilmişlerin yerine kayyumlar atanıyor. Demokratikleşmeden normalleşme olmaz. Demokratik normalleşme, toplumsal çözümün panzehridir. Bugün aramızda kursiyer teğmenlerin ve askeri öğrencilerin aileleri var, hoş geldiniz. Darbenin hesabı sorulmalıdır ama bu hesap suçsuz insanlardan sorulmalıdır. Ailelerin adil yargılanma talebi var."




