CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’de düzenlediği grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özel, "Orta Doğu'da işe yarayan tek şey, güçlü liderlik rejimleri oldu; ya merhametli monarşiler ya da meşruti monarşi türü yapılar" diyen ABD Büyükelçisi Barrack'a sert tepki gösterdi.
Özel, “Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar. Bu hadsiz, daha önce de çıkıp “Trump akıllı adam, Erdoğan’a onda olmayanı verdi, her şeyi aldı, daha da alacak” diyordu. Bu topraklarda güçlü lider monarşisi lazım denince susanlara söylüyorum... Aslında saflar net. Dünyada da netleşiyor” ifadelerini kullandı.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Bu yüksek katılım, bu coşku, bu heyecan; emin olun karşımızda sürekli bir kötülükle, karşımızda olanlara, parti bize saldıranlara, seçilmişlere, belediye başkanlarımıza saldıranlara, arkadaşlarımıza saldıranlara yani dost olmayanlara kaygı veriyor, dosta da güven veriyor.
İyi ki varsınız. Zor bir haftayı geride bıraktık. Önce Şanlıurfa’da, bir gün sonra da Kahramanmaraş’ta okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk. Halen daha bu travmanın etkisi altındayız. Bu konuyla ilgili birazdan kapsamlı olarak düşüncelerimizi ifade edeceğim. Ama grup toplantımızın en başında hayatını kaybeden evlatlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar, ailelere sabır diliyorum. Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılarla bir daha karşılaşmamayı ümit ediyorum.
“Okullarımızda yaşanan silahlı saldırılarla sarsıldık, kahrolduk”
Geçtiğimiz hafta evlatlarımıza hedef alan saldırıların yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti’ne yönelik hadsiz bir saldırı da gerçekleşti. Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack… İki gün sonra 106. kuruluş yıl dönümünü kutlayacağımız meclisimizin duvarında da yazan “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” Amasya Tamimi’nden itibaren, yani ülkeyi bir hanedan yönetiyorken, ülkede demokrasi dışı bir rejim varken; o bir tek adamın yanlışları koca imparatorluğu delik deşik etmiş, geriletmiş, en sonunda ülke işgal edilmişken, oradan önce bir Kurtuluş Savaşı’nı sonra kuruluşu örgütleyenlerin ve buradan en doğru yönetim biçimi olan demokrasiyi önceleyenlerin, kendisine “Krallık mı, padişahlık mı, Amerikan tipi başkanlık mı hangisini seçeceksin?” dendiğinde, millet “Bir meclis kurdu, ne görev verirse onu yapacağız” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu bu çatının altındayız.
Ve bu ülkenin Cumhurbaşkanı’na gelip de güven mektubu sunanlar, yani “Ülkem adına sizi burada ben temsil edeceğim, beni muhatap kabul edin, size saygılıyız, sizi buraya getiren iradeye saygılıyız, Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısında saygıyla eğiliyoruz” diyenler; bunlar oturuyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, geriliyorlar, yayılıyorlar. Tepki alacağımı biliyorum ama diyeyim: özensiz cümleler kuruyorlar.
Buralarda diyor ki, “Bu topraklarda işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleridir. Ya merhametli monarşiler ya meşrutiyet monarşisi türü yapılar; demokrasi buralarda işlemiyor.” Üstelik bu konuşmayı Cumhurbaşkanı’nın himayesinde, Dışişleri Bakanı’nın ev sahipliğinde Antalya’daki Demokrasi Forumu’nda yapıyor. Demokrasi forumunda “Buralarda demokrasi istemiyoruz, monarşi lazım, güçlü liderler lazım” diyor.
Özür Özel’den Trump çıkışı
Trump’ın yeni düzenini dünya düzeni olarak hatırlarken; Trump’ın özel temsilcisi olarak burada olan, “Suriye’de çocuk iyi iş yapıyor” diyenler, İran’ı üç günde rejimini değiştireceğiz diyenler, “Yeni dini lideri seçerken bana da danışın yoksa kabul etmem” diyenler… Yani artık Orta Doğu’da devlet dışı unsurlar yok, devletler ona tabi olsun ama her devletin başında benim dediğim olsun, benim çıkarlarımı korusun dedikleri kukla lider modelini Türkiye’de söyleyip adına “monarşi”, “demokrasi değil güçlü lider” diyerek Trump’ın yeni düzenini Türkiye’de ilan etmeye kalkıyorlar.
Bu hadsiz, daha önce de çıkıp “Trump akıllı adam, Erdoğan’a onda olmayanı verdi, her şeyi aldı, daha da alacak” diyordu. Bu konuşma yapıldığında Erdoğan İstanbul’da Junior Trump’la konuşup “Babanız randevu verirse görüşeceğim, pahalı gaz alacağım, nadir toprak elementlerinin hepsini vereceğim, yeter ki bana bir randevu ayarlayın” deyip çocuktan baba için randevu istiyordu. Bunu deşifre ettik, önce sustular, inkâr edeceklerdi, Trump doğruladı, “İyi bir anlaşma yapacağız” dedi.
Geldi, çok uçak aldı, nadir toprak elementlerine duyduğu merakı ve önemi söyledi. Ne çerçeve koyduysak doğrulandı. Bu Barrack da “Erdoğan’da olmayanı verip her şeyi alacak” diyordu. “Olmayan nedir?” sorusunun cevabına da “meşruiyet” diyor. Erdoğan meşru değil; ülkesinde seçim kaybetti, tartışılıyor, adil yönetmiyor, AYM kararlarına uymuyor, hukuk tanımıyor ama ona meşruiyeti hukuk devleti ve seçmen vermeyecek, artık Trump olmayanı verip her şeyi alacak diyor.
Bir kelime söylemediler. Trump’ın Dışişleri Bakanı, “Erdoğan Trump’la 5 dakika görüşmek için yalvarıyorlar” dedi. Bu laftan iki gün sonra gidip Trump’la görüştüler. Şimdi öyle bir durumla karşı karşıyayız ki; artık Erdoğan-Trump ilişkisi Türkiye’nin menfaatini düşünen, onurunu kollayan, kurumsal ve kurallara dayalı bir ilişki olmaktan çıkmış; karşılıklı çıkar ilişkisine dönmüştür.
Erdoğan Trump’la kurduğu ilişkiyi bir al-ver, bir muhtaçlık ve “o olmazsa ben olmam” anlayışıyla yürütmekte; ona karşı tek kelime sesini çıkaramayan bir noktaya gelmiştir.
Nerede o “One minute” diyenler, nerede o Erdoğan’ın dış politikadaki çıkışlarını anlatanlar, “makronun parmağını tutmasından parmak güreşi diplomasisine” kadar hikâyeler anlatanlar… Şimdi ne oluyor?
Bu topraklarda yemini üzerine ettiğiniz Anayasa’nın tarif ettiği Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başkanına “5 dakika için yalvarıyor, bizden meşruiyet alıp her şeyi bize veriyor” diyenlerin, şimdi “burada güçlü liderin monarşisi lazım, buralarda başka bir şey istemiyor” deyince susanlara söylüyorum: susanlara…
Dünyada da netleşiyor aslında saflaşma. Dünyada da netleşiyor. Demokrasi formu diye, diplomasi formu diye kodladığınız yerde kimlerin gelip kimlerin gelmediğini bir görün. Kimler kimlerle beraber, ne konuştu hafta sonu; siz kimlerle neleri konuştunuz, hangi lafları yuttunuz, onu bir görün.
Milletimiz görüyor. Alternatif bir dosyan, yabancı düşmanı; en başta Türk düşmanı, geçmişteki o büyük acıları bize yaşatan, yangınları Solingen’deki faciaları yaşatanların siyasi yapısını orada destekliyor. Macaristan’a gidince orayı destekliyor, Hindistan’a gidince onu destekliyor. Türkiye’ye gelince de Erdoğan’ı destekliyor."
"Ara seçime karşı olunmaz"
Özel'in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ara seçime kapıları kapattığı açıklamasında kullandığı "Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz budur; Türkiye'nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" ifadelerine ne yanıt vereceği merak konusu olmuştu.
Özel, "Söyleyecek sözüm yok. Yapılacak seçimin kayıp olduğunu görmektedir. Ama ara seçime karşı olunmaz. Ara seçime karşı olmak anayasaya karşı olmaktır. Alparslan Türkeş'in kaçınmadığı sandıktan Bahçeli'nin kaçınması doğru değil" ifadelerini kullandı.



