ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyareti sonrası yaptığı açıklamalar, yalnızca Washington ve Pekin hattında değil, İran medyasında da dikkatle takip edildi. İran basınında yer alan analizlerde, görüşmenin İran krizi üzerinden küresel güç dengelerine dair önemli mesajlar taşıdığı yorumları yapıldı.
Trump ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında gerçekleştirilen görüşmelerde İran ve Hürmüz Boğazı başlıkları öne çıktı. Görüşmenin ardından Çin tarafı ateşkes çağrısı yaparken, Hürmüz Boğazı’nın açık tutulmasının önemine vurgu yaptı. Trump ise Şi’nin İran’daki savaşın sona erdirilmesi konusunda kendisiyle “çok benzer” düşündüğünü söyledi.
Evrensel'den Ela Ava'nın haberine göre, Batı basınında görüşmenin diplomatik açıdan olumlu geçtiğine yönelik değerlendirmeler yapılırken, İran medyasında ise daha sert yorumlar dikkat çekti. İran Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen Tasnim Haber Ajansı, görüşmeyi “Trump’a yönelik aşağılama zinciri” olarak değerlendirdi. Yayında, Trump’ın eski ABD Başkanı Lyndon Johnson’a benzetildiği yorumlara yer verildi.
Tasnim’de yayımlanan analizde, İranlı müzakerecilerin Trump’ın temsilcileriyle görüşmeyi reddettiği, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın İran tarafından “küçük düşürüldüğünü” söylediği ve Suudi Arabistan’ın da Washington ile arasına mesafe koyduğu öne sürüldü. Yazıda, Lyndon Johnson benzetmesinin ABD siyasetinde “çıkışı olmayan bir krize saplanma” anlamında kullanıldığı ifade edildi.
“ABD, Çin’in desteğini arıyor” değerlendirmesi
Lübnan merkezli Al-Mayadeen’e konuşan Asyalı diplomatik kaynaklara dayandırılan haberlerde ise Washington’un, Çin’i İran üzerinde baskı kurmaya ikna etmeye çalıştığı iddia edildi. İran medyasında yer alan yorumlarda, ABD’nin Pekin ile İran’ın nükleer programı ya da Hürmüz Boğazı konusunda anlaşmaya vardığı yönündeki haberlerin “medya abartısı” olduğu savunuldu.
Analizlerde, İran krizinin artık ABD ile Çin arasındaki stratejik rekabetin önemli başlıklarından biri haline geldiği ifade edildi. Çin’in İran petrolünün en büyük alıcısı olduğu hatırlatılırken, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir krizin Pekin’in enerji güvenliğini doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekildi.
Buna karşılık Washington yönetiminin, Çin’in Tahran üzerindeki ekonomik ve diplomatik etkisini kullanarak İran’ı ABD’nin taleplerine yaklaştırmasını istediği değerlendirmeleri yapıldı.
“Küresel dengeler açısından kritik görüşme”
İran merkezli ekonomi yayın organı Eghtesad Online’da yer alan değerlendirmede ise İran savaşıyla birlikte ABD’nin Ortadoğu’daki maliyetli krizlerden çıkamadığı ve stratejik ağırlığını tam anlamıyla Asya’ya kaydıramadığı savunuldu. Haberde, Çin’in son yıllarda teknoloji, yapay zeka, elektrikli araçlar ve nadir toprak elementleri alanlarında büyük yatırımlar yaptığına dikkat çekildi.
İran basınındaki yorumlarda, Trump-Şi görüşmesinin yalnızca iki ülke ilişkileri açısından değil, küresel güç dengelerinin geleceği bakımından da kritik bir sınav niteliği taşıdığı belirtildi. Analizlerde, Pekin yönetiminin ABD’nin Ortadoğu’daki istikrar ihtiyacını Tayvan, teknoloji ve ticaret gibi başlıklarda avantaj elde etmek için kullanabileceği görüşü öne çıktı.




