Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel, düzenlediği basın toplantısında parti içinde tırmanan meşruiyet ve yönetim krizine dair çarpıcı mesajlar verdi. Yargı kararlarıyla son kurultay sonuçlarının yok sayılmaya çalışıldığını ve 2020 yılındaki kurultay kurallarıyla partinin yönetilmek istendiğini savunan Özel, Genel Merkez ve Kemal Kılıçdaroğlu ekibinin Meclis'te grup toplantısı düzenleme hamlesine çok sert tepki gösterdi. Sayısal çoğunluğun kendilerinde olduğunu vurgulayan Özel, partiyi acilen güven tazelemek üzere kurultaya gitmeye çağırdı.
“Saray planıyla karşı karşıyayız”
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
Değerli basın mensupları, iyi bir hafta diliyorum. Öncelikle bu haftanın Meclis'e ve partimize yakışan bir hafta olarak sürmesini ve tamamlanmasını temenni ediyorum.
Zira 21 Mayıs günü bütün dünyada yankı uyandıran, Türkiye'de siyasi tarihimize ve hukuk tarihimize büyük bir kara leke süren butlan kararı ile karşı karşıyayız. Cumhuriyet Halk Partisi'nin son 4 kurultayında resmi Yüksek Seçim Kurulu tarafından mazbata almış, son 3 kurultayda geçerli oyların tamamını almış genel başkanın ve parti yönetiminin görevden uzaklaştırıldığı bir süreçteyiz. Son 3 kurultayda anahtar listenin parti tarihinde ilk kez delinmeden seçildiği parti yönetiminin görevden uzaklaştırılıp; pandemide seyircisiz yapılmış 2020 yılı kurultayının sonuçlarıyla partiyi yönettirmeye kalkan bir saray aklıyla, saray planıyla karşı karşıyayız.
Bu noktada beklenen; elbette bu görevin kabul edilmeyip partinin birlik ve beraberlik halinde derhal kurultaya gitmesine omuz vermektir. Bir yandan kurultayın yapılmasındaki olanaksızlık ifade edildi. Bu konuda Türkiye'de böyle düşünen, genel merkezin yeni görevlendirdiği avukat arkadaş dışında kimse yok. Bütün kamu hukuku hocaları, seçim hukuku hocaları, herkes aksine derhal kurultay yapılması gerektiğini söylüyorlar. Uluslararası dergilerde, hukuk dergilerinde makaleleri yayınlanıyor, aynı metinlerde buluşuyorlar; ama bir hukukçu ve bir kişi "Kurultayı yapamazsınız" diyor ve partiyi yönetmeye kalkıyorlar.
“Bizi baba ocağından polis zoruyla çıkardılar”
Biz mesela Esenyurt kayyumunu neden eleştiriyoruz arkadaşlar? Kayyum olarak otobüs giydiriyor, billboard bastırıyor, kalem bastırıyor ve kayyum olarak seçilmiş siyasetçilerin yapabileceği şeyleri yapıyor. Bugün benzer bir durumla karşı karşıyayız: Partide otobüsler giydiriliyor, afişler hazırlanıyor ve seçilmemiş bir genel başkan var. Bu kez de partimize sahip çıktığımız günlerde, ayın 24'ünde sabahın 7'sinde; önde bir grup milletvekili, arkada o partinin sokağından bile geçemeyecek tiplerle partiye gelip saldırmıştı. Polis bizi o partiden, baba ocağından polis zoruyla çıkardı.
“Korsan toplantı yapma niyeti var”
Ve bugün geldiğimiz noktada; yüzde 96'sının yetişip oy kullanabildiği, 106-107 milletvekilinin grup başkanlığında desteklediği, 111 milletvekilinin acilen kurultay istediği bir süreçteyiz. Grup toplantısı için bulunması gereken 3'te 1 sayısı olan 46 milletvekilinin bulunamayacağının açıkça belli olduğu bir salonda, grup toplantısı kararı alma niyeti var. Grup iç yönetmeliğinde açıkça yazdığı ve Meclis Başkanlığı'nın da takdir ettiği gibi; grup başkanı ya da grup yönetim kurulu tarafından ilan edilecekken, adına grup toplantısı denen bir korsan toplantı veya sadece bir toplantı yapılma niyeti var.
Burada şöyle bir üzüntü var arkadaşlar; bu süreç şöyle başladı ve ilerledi, bütün şeffaflığıyla söyleyelim: Sizlerin geçtiğimiz hafta hem geçmiş olsun hem de amcam için başsağlığı dilekleriyle, bana yakın gazeteci arkadaşımız görüşme talep edince toplu bir görüşme yaptık. Şunu salonunda soruları yanıtladım. Bir sayın arkadaşımız da sordu, dedi ki: "Görkemli bir grup yaptınız, haftaya da yapacak mısınız?" Ben de dedim ki: "Haftaya ayın 9'u, Ferdi'nin ölüm yıl dönümü. Ben grup yapmayacağım ve Manisa'da olacağım. Grup toplantısını 16'sında yapabiliriz."
“Ferdi Zeyrek’in ölüm yıl dönümüne gidecek olmam fırsat bilindi”
Ardından burada, ayın 9'unda Kemal Bey'in grup yapmaya geleceği söylendi. Sayı yok, yetki yok, meşruiyet yok; sokaktaki tepkinin biri bir para... Ama bu Meclis'te, Ferdi'nin ölüm yıl dönümüne gitmem bir fırsat bilinerek burada grup yapma niyeti doğdu. Sonradan da gördük işte; bayramlaşmada olduğu gibi organik bir kalabalık toplanamadığı için —yani her hafta buraya gelen Ankara'nın Çankaya, Mamak, bütün ilçelerinden kendi kendine koşup gelenler gelmeyeceği için— Türkiye'den zoraki bir kalabalık ve o sabahki, sabah saat 7'deki kitleyi de arkaya alarak bir grup toplantısına gelme niyetini üzülerek takip ediyorum.
Burada şunu söyleyeyim: İyi niyetle bu işi çözmek için emek veren, gayret gösteren, aracılık eden 3 belediye başkanımız daha bu iş ilk çıktığında ben şunu önerdim: "Arkadaşlar sakın böyle bir şey yapmasınlar, biz de yapmayalım, onlar da yapmasın. Bu işi sonra konuşuruz." Bu reddedildi. Bugün sabah daha, "Genel merkezde toplansınlar, yapsınlar; aynı saatte biz grup toplantısı koymayız, ben Manisa'da olmak istiyorum" dedim. "Niye bu toplantı?" sorusuna da şu cevap veriliyor: "Özgür Özel Manisa'ya gittiğini söyledi basın mensuplarına, biz de grup yapmaya karar verdik." Bunu bu kadar açık söylüyorlar, Kemal Bey böyle ifade etmiş. Özgür Özel de "Ben de yapacağını söyledim, yapmak istiyorum" diye...
“Yarın grup toplantısında ben konuşacağım”
Grup başkanvekili arkadaşımız gerekli başvuruyu yapıyor Meclis Başkanlığı'na. Biz yapmayacaktık ama yarın grup başkanvekillerimizin açacağı ve benim konuşacağım grup toplantısı yapılacak. Ferdi'yi kürsüde anacağım. Partililerimizi yarınki grup toplantısına hem Ferdi'yi anmaya hem de partisine omuz vermeye davet ediyorum. Buradan, bir alternatif grup toplantısını başka bir yerde yaparlar, başka zamanda yaparlar; onun için 46-48 milletvekiline ihtiyaçları var, o değerlendirmelerini kendilerine bırakıyorum.
Ama sağduyulu davranmaya; partimizin sokağına bile yakışmamış o kişilerden —hani 'arınma' diyorlar ya— öncelikle onlardan arınmaya, Cumhuriyet Halk Partilileri ise asla karşı karşıya getirmemeye davet ediyorum kendilerini.
Ve bir grup toplantısı yapılmak isteniyorsa, Kemal Bey böyle bir grup toplantısı yapmayı istiyorsa yol bellidir: Önce bine yakın toplanmış olan imzayla kendilerine gelecek hafta yapacağımız kurultay başvurusunu derhal işleme almaktır, kurultayı toplamaktır, kurultayda aday olmaktır. Kurultaydan seçilip de buraya gelindiğinde, bu partinin tüm milletvekilleri seçilmiş genel başkan gruba geldiğinde onu ayakta karşılar; bunda hiçbir mahsur yok.
“Derhal kurultay kararı alınmalıdır”
Ama burada, son 4 seçimi AK Parti yargısı yok kabul etti diye, 2020 yılındaki genel başkanlık sıfatıyla ve kaybettiğiniz kongreden sonra, buradaki milletvekillerinin 110 tanesi grup başkanını "Özgür Özel" olarak seçmişken ve burada bütün yetkiler grup başkanına tanımlanmışken; gelip de "2020 yılının genel başkanıyım" diyerek grup toplantısı yapmaya kalkışamazsınız.
"İzmir'den otobüs kaldırıp kitle getireceğim, sabah saat 7 ekibinden de destek isteyeceğim" deniyor; bu olmaz, bunun olması mümkün değildir. Yapılması gereken derhal kurultay kararı almaktır.
Kurultay kararı alınmadan, bu ara dönemdeki oldu bittilerle; milletimizin emanet ettiği yetkiyi taşıyan ve milletvekillerinin seçtiği grup başkanı olarak o kürsüyü seçilmiş değil, atanmış birisine bırakmamız mümkün değildir. Bu konuda bunu yaptığımızda zaten bize güvenenler, inananlar, arkamızda duranlar —ki sokağı görüyorsunuz, kitleyi görüyorsunuz, partinin bir bütün olarak nasıl davrandığını görüyorsunuz— asla ve asla buna izin vermezler.
Hukuken de siyaseten de meşruiyetin aranacağı yer hukuk ve siyaset zeminidir. Meclis zemininin, eldeki yetersiz rakamlarla bir fırsatçılığa alet edilmeye çalışılmasını ve Cumhuriyet Halk Partililerin burada böyle bir görüntünün parçası olmalarını hiç arzu etmiyoruz. Kemal Bey'den beklenen; 24 Nisan sabahı yaptıkları hatayı tekrar etmeleri değil, bir sağduyu göstermeleridir. Hiç olmazsa burada, geçmişte kendisine güvenmiş, saymış, sevmiş ve oy vermiş olan milyonları bir kez daha kahretmek, böyle bir görüntüye daha sebebiyet vermek değil; bu sefer olsun yakışanı yapmaktır.
“Yarın ben burada lazımım”
Yarınki grup toplantımıza partililerimizi davet ediyoruz. Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümünde böyle bir şeye yeltenme meselesinin bir an önce zihinlerden ve kayıtlardan çıkarılmasını insani bir taraftan da tercih ediyorum.
Bir yandan da şunu söylemem lazım; çok düşündüm "Ne yapmalıyım?" diye... Ferdi'nin sesini duydum. Oraya gitmem gerekirken her gidemediğimde bana şöyle derdi: "Abi sen orada lazımsın, biz burayı hallederiz." O yüzden yarın ben burada lazımım.





