İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin toplu açılış töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Tüm engellemelere, silkelemelere, alçaklıklara rağmen dimdik ayaktayız. AK Parti döneminin 4.6 katı sosyal yardımla tarih yazıyoruz sosyal belediyecilikte" dedi.
“Tarihi yerel seçim başarısının üçüncü yılına başlıyoruz”
Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
31 Mart 2024'te yapılan yerel seçimlere değinen Özel, "Milletin sandıkta tarih yazdığı, tarihi bir yerel seçim başarısının iki yıl sonrasında, 31 Mart’ın hemen ertesinde bir 2 Nisan günü üçüncü yıla hep beraber başlarken sizlerle birlikteyiz. İzmir’de büyükşehir belediye başkan adayımız dahil gösterdiğimiz 31 belediye başkanımızın 29’unun seçildiği; İzmir tarihinde tüm partilerden ve Cumhuriyet tarihi boyunca toplam altı kadın belediye başkanı varken, dokuz kadını aday gösterip, sekizini İzmirlilerin göreve getirdiği; yine 12 genç aday gösterip, 11’inin İzmirliler tarafından göreve getirildiği; İzmir açısından da tarihi, Türkiye nüfusunun da yüzde 65’ine, ekonomisinin yüzde 80’ine yerel yönetimlerde hizmet verme olanağını yakaladığımız, 411 belediyeyi kazandığımız, 15 büyükşehri ve 21 ilçe belediyesini kazandığımız, bizim dışımızda yedi bölgede il ve büyükşehir belediyesi olan başka bir partinin olmadığı, Cumhuriyet tarihi boyunca bir siyasi partiye nasip olmuş en büyük yerel seçim başarısını iki yıl önce hep birlikte başardık. Bu büyük başarıya emeği geçen ve bizi layık gören herkese yürekten teşekkür ediyorum" sözlerine yer verdi.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'a teşekkür eden Özel, "Cemil Başkan iki yıl önce görev geldi ve o günden bugüne çalışıyor. Konuşmamım ilerleyen kısımlarında da bir - iki hatırlatmam, saptamam daha olacak bu konuda. Ama şunu hatırlatmak lazım ki Cumhuriyet Halk Partisi 2023 yılının mayıs ayında 100’üncü yılında Cumhuriyet’in, ikinci yılının ilk seçiminde büyük bir umutla hazırlandığı, seçmeninin kendisinden daha hazır ve daha motive olduğu bir süreçte 14 ve 28 Mayıs tarihlerinde bir seçim yenilgisi yaşamış; umutlar yerle yeksan olmuştu. Öğretmen evlerine emekli öğretmenlerin artık çıkmadığı, yolda karşı karşıya gelen iki üyenin birbirinin ikisi de yere baktığı için yüzünü görmedikleri, il ve ilçe binalarının boşaldığı, tenhalaştığı, herkesin adeta bir duygusal kopuş içinde siyasetten ve yaşama heyecanından koptuğu bir süreci yaşadık. O süreçte biz partimizin bir özeleştiri yapması gerektiğini, geleceğe dair bambaşka umudu örgütlemesi gerektiğini, aksi takdirde yerel seçimlerde büyük bir felaketle karşı karşıya kalacağımızı öngördük. Bu tüm kamuoyu anketlerinde de ölçülüyordu. Partinin kararsızlar dağıtılmadan oyu yüzde 13 ila 15 arasına gerilemişti. Kararsızlardan ziyade protesto oyu, tepki oyu, ‘Oy kullanmayacağım’ diyenlerin rakamları çok fazla artmıştı. Seçmen bizimle duygusal bağını koparmıştı" ifadelerini kullandı.
“İzmir’e ne yapılsa azdır”
İki yılda her şeye rağmen 42,5 milyar liralık hizmet yapıldı İzmir’e. Buca metrosu yüzde 50’yi aştı, 14 ilave istasyonla proje fuara kadar uzatıldı. 22 yeni tramvay alımı başladı, 45 yeni otobüs hattı açıldı, 125 yeni otobüs filoya katıldı. 3 deniz taşıtı filoya katıldı. 90 dakikalık ücretsiz aktarma imkanına geçildi. Gaziemir’deki o çok söylenen Hava Eğitim Yolu Taşıt Üst Geçidi, Karabağlar’daki Dostluk Bulvarı bağlantısı yapıldı. Bayraklı Akın Kıvanç Köprüsü yapıldı. 600 araçlık yeni bir filoya ilave yapıldı. 13 milyarlar liralık altyapı yatırımları yapıldı. İçme suyu, yağmur suyu, atıksu altyapılarına, görünmeyen yerlere dünya kadar yatırım yapıldı. 156 yeni su kuyusu ile susuzluk sorununa, ki biliyorsunuz tarihi bir kuraklık varken avuçlarını ovuşturanlar ve buradan bir kuraklık bekleyenler, Allah’a şükür çok iyi yağışlarla şu andan itibaren neredeyse seçime kadar yetecek kadar su barajlarda durdu. Bunun için de CHP başarısız olsun diye düşünenlerin gözyaşları da bu barajları birazcık daha doldurdu. Memleket yağmur duasına çıkanları çok görmüştü. Yağmur yağmasın duasına çıkanları da gördü. Kent lokantaları açıldı, gördük. İzmar Tanzim Satış Marketleri açıldı, ki Tansaş dediğimiz marka İzmir’den doğmuş. Tansaş tanzim satış mağazaları İzmir’den doğmuştur. Şimdi o ilk günkü ruhla yeniden İzmar Tanzim Satış Marketleri 21’e ulaştı, 42’ye ulaşacak gelecek sene. Süt dediğinizde binlerce, onbinlerce, 100 binlerce litre sütle övünüyoruz Türkiye’nin dört bir yanında. Ama iş patent sahibi İzmir’e gelince 6 milyon litre sütün dağıtıldığını, 12 milyon öğün yemek dağıtıldığını, 51 milyon lira sosyal destek sağlanması gibi büyük rakamlarla karşılaşıyoruz. Ekonomik kriz ailelerin belini bükünce, kreş ücretleri 10 bin liradan hak ettiği 25 in liraya 40 bin liraya gelmek yerine, 4 bin liraya düşürüldü. Yoksul ailelerin çocukları kreşlerden alınmasın diye. Ve işte sağlığında İlber Ortaylı’ya buraya bir kütüphane açtırma gibi vizyoner işlerden tutun da daha say say bitmez dünya kadar iş yapıldı. İzmir’e yeter mi? Yetmez. İzmir’in hak ettiği midir? Değildir. Çok daha fazlasını hak eder İzmir. İzmir beklentilerin yüksek olduğu, Cumhuriyet Halk Partisi’ne desteğin yüksek olduğu, seçmenin kusurumuz olsa günahımız olsa zaman zaman görmeden ya da cezalandırmadan arkamızda durduğu ve en zor zamanlarda da en muhteşem zaferi yaşadığımız zamanlarda da hep en iyisini Cumhuriyet Halk Partisi’ne vermiş, 31 adayın 29’unu seçmiş bir ilçedir. Aliağa’nın özel durumu herkesin malumudur. Oranın başarılı, genç ve hepimizin Aliağa’ya layık gördüğü, kıl payı ile Aliağa’yı kazanamamış belediye başkan adayımız da şu anda il başkanımızdır, Çağatay Güç. O yüzden İzmir’e ne yapılsa azdır. Ve İzmir için ne yapılıyorsa hedef daha fazlasını yapmaktır.
“AK Parti ve MHP dayanışma gösterirse sorun kökten çözülecek”
Şimdi bugün ikinci yılda buradayız, karşınızdayız. Şöyle bir durumla karşı karşıyayız. Büyükşehir belediyemizin İZBETON’daki beş etaptan dördünün inşaatlarına başladığı, bir etabın da önümüzdeki ay inşaata başlayacağının kesinleştiği bir evredeyiz. Bugün Örnekköy Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı dördüncü etaptaki ev sahiplerine burada anahtarlarını teslim etmeye başlıyoruz. Yılsonuna kadar bin 18 bağımsız birim teslim edilmiş olacak. Zaten gördünüz; inşaat bitmiş, ince işler aşamasında. AK Parti’nin ‘Gel, protesto et’ dedikleri şimdi ‘Allah razı olsun’ diyerek başkanımızdan, ekibimizden, Cumhuriyet Halk Partisi’nden memnuniyetlerini ifade ediyorlar. Diğer Egeşehir’deki iki etaplık proje var. Burada da sorunlar yaşandı. Çok büyük mesafe aldık. İki etapta da inşaatlara başlandı. Önümüzdeki yıl tamamı hak sahiplerine teslim edilecek. Bunların hepsinde evi alacaklarla teslim edecekler imzaları attılar, mutabakata vardılar. Sadece bir yerde imza atılmadı. Onun da sebebi AK Parti ve MHP’nin sayın belediye meclis üyelerinin ret oyu vermiş olmasıdır. Önümüzdeki toplantıda AK Parti ve MHP de artık bu işten kendilerine siyasi rant çıkmayacağını görüp hemşerileri ile dayanışma gösterirlerse bu imzalar da atılacak, sorun kökünden çözülecektir. Partinin Genel Başkanı olarak bu işleri yakından; haftalık demeyeyim ama ayda birkaç kez sorarak, ilerlemelerini takip ederek bu işi kendim ve partimiz açısından son derece önemli görüyorum. Bu sene, gelecek sene ve seçime kadar biz bu evlerin tamamını teslim etmek suretiyle büyük bir krizi, çünkü 10 kata varmış inşaat maliyetlerinin yarattığı bir krizi bir şekilde aşmış olacağız ve İzmir’e başımızı önümüze eğdirecek bir yanlış yapmamış olacağız. Bu bir anlayış, yaklaşım meselesi. Tepkiyi, protestoyu demokrasiye dahil görüp; mağduriyeti de bir başına değil, kamunun da katkıları ile ortadan kaldıracak bir şey olarak görmemiz lazım.
"Esenyurt’ta 35 bin konut mağduriyeti var”
Niye söylüyorum? 2011’de Meclis’e gitmişim. 2011’de Meclis’te ‘Manisa’dan ilk hangi muhtar gelecek, hangi arkadaşım ziyarete gelecek?’ derken 2011’de kapımı Esenyurt konut mağdurları çaldı benim. 2004’ten 2019’a kadar Esenyurt’ta AK Partili bir belediye başkanı vardı. Esenyurt’ta maketlerden satışlar yapıldı. O belediye başkanının, AK Partililerin gelip maket başında poz verdikleri; senin 18’inci katı aldığın ama apartmanın 12 katlı olduğu, üstündeki katların imarının olmadığı; ‘Sat, yaparız’ denilip başka yerlere, mahkemelere takılan; bir dairenin kat irtifakı kurulmaksızın noterden satış yöntemleri ile üç - dört kişiye satıldığı ve benim hatırladığım 30-35 bin olmayan konut var. Bunlar 2011’de bana geldiler ya 2015’te de İzmir’den seçilmiş olan milletvekillerimiz Murat Bakan’a, Ednan Arslan’a geldiler. Yeni milletvekillerine de. Hala gelip gidiyorlar ve bize diyorlar ki, her CHP’li şunu duymuştur; ‘Allah razı olsun hiç olmazsa dinledin. AK Partililere gidince kapıdan kovuyorlar. ‘Bana ne kardeşim almasaydın, sorsaydın’ diyorlar.’ Esenyurt’ta 35 bin konut mağduriyeti var. Ortaya çıkmasının en önemli sebebi kötü niyetli müteahhitler ama onlarla işbirliği halindeki AKP yerel yöneticisi, belediye başkanı ve üst düzey bürokrasisi. Adamları kapıdan kovuyorlar. Esenyurt konut mağdurları şöyle gezer Meclis’te; bakar eğer, CHP’li, DEM’li, İYİ Partili, Saadet Partili ise anlatır. AK Partilinin yanına girmezler. Çünkü demişler ki ‘Bunları almayın. Konuşurken video çekiyorlar ve bunlar yayınlanıyor, partiye zararı oluyor.’ Kapılar kapalı onlara. İstanbul’da sadece Esenyurt konut mağduriyeti yok. İşte Fikirtepe yıllardır konuşulur, nihayet ‘Bir miktar konut nisan ayında teslim edilecek’ filan. On binlerce aile İstanbul'un dört bir yanında. Sadece o değil ki. Gecekondusunu müteahhide vermiş; müteahhit kazmış, kaçmış. Kazdığı kaçtığı çukurda çocuklar boğuluyor 12 yıldır. Dönüp de ‘Ne oldu bu işe?’ diye bakmayanlar İzmir’de o inşaat maliyetleri arttığında küçük bir tökezlemeden kendilerine büyük siyaset kurdular. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi ile AK Parti’nin belediyecilik anlayışını da insana yaklaşımını da dosta gösteren, düşmanı da bu yüzden ürküten tüm kadrolarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Hepinizin eline, emeğine sağlık.
“Tüm engellemelere rağmen dimdik ayaktayız"
Son sözüm; tüm engellemelere, rağmen tüm silkelemelere, tüm hukuki saldırılara, tüm alçaklıklara rağmen dimdik ayaktayız. İki yıl önce hedef vermişiz. Demişim ki Gökan Zeybek burada. ‘1000 kreş, yani okul öncesi eğitimini kastetmiyoruz. Halk arasındaki kreş lafıyla, çocuk etkinlik merkezi. 1000 kreş, 100 tane de öğrenci yurdu.’ Niye? İstanbul’u aldığımızda ikisi de sıfırdı. Niye? ‘Kreşe ne gerek var? Kadının işi çocuğu doğurmak, çocuğu bakmak, varsa yaşlıya, engelliye bakmak. Kreş neyin nesi? Otursun evinde. Yurt? Yurt lazımsa onu verecek bir kurt bulunur. O çocuğu alıp da, o çocuğun beynini yıkayacak, zihnini yıkayacak ve bir takım tarikatların, cemaatlerin yurtları bulunur. Ne gerek var devletin yurt işine girmesine?’ ‘1000 tane öğrenci çocuk etkinlik merkezi ve 100 tane de öğrenci yurdu’ demiştik. İkinci yılın sonunda İzmir’de 10 yaşında gelip de 17 yaşında gittiğim, 18 yaşında gelip 22 yaşında gittiğim, dönüp gelip askerliğimi yaptığım İzmir’de Cumhuriyet Halk Partisi gururla sunar: 801 kreşimiz, 77 öğrenci yurdumuz açıldı bile. Silkeleyenlere inat, saldıranlara inat, hapislere, mahpusluklara, bedel ödeyen arkadaşlarıma selam olsun ki; yüzde 80 kreşlerde hedef tutmuştur. Öğrenci yurtlarında yüzde 77’deyiz. 172 kent lokantasıyla düşük gelir seviyesindeki insanların kursağındayız. Aşevlerimizle yoksulun evindeki sofradayız. 173 Halk Market, Halk Mandıra, Halk Ekmekle vatandaşa üçte biri fiyatına peynir verebilmenin, yarı fiyatına kıyma, kuşbaşı verebilmenin, bu zorluklarda bu mücadeleye, bu yaşam mücadelesine bir nebze olsun omuz verebilmenin onurundayız. Cumhur İttifakından belediyeleri devralmadan önce temel propagandaydı. ‘CHP’ye verirsen maaşı keserler, yardımı keserler.’ Tam net rakam söylüyorum. AK Parti döneminin 4,6 katı sosyal yardımla tarih yazıyoruz sosyal belediyecilikte.



