CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığını açıkladı. Özel, Gürlek'in mal varlığını açıklamasına dakikalar kala AK Parti vekillerine SMS attı. Özel, AK Parti vekillerine toplantıyı izlemesi için çağrıda bulundu.

Özel, "11 konut ve 1 arsanın güncel toplam emsallerine göre ortalama değeri 325 milyon 500 bin lira. Alıp satılan 4 konutun işlem tutarı 126 milyon 500 bin lira. Yani mevcut taşınmazlarının ortalama değeri ve satılan mülklerinin toplam ortalama işlem hacmi 452 milyon lira. 1. Derece Hâkim maaşı alsa bile bu kadar serveti edinmesi için tam 190 yıl, yemeden içmeden çalışması gerekiyor. Ama marifetli Akın Bey bunları 19 yılda yapmış" dedi.

"AK Partilileri toplantıyı izlemeye davet ettim"

Özel’in açıklamasından öne çıkan başlıklar şöyle;

Bu ülke, demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü. Milletin iradesine yapılan her darbe, demokrasimizi zayıflattı, halkımızı fakirleştirdi ancak birileri bu süreçlerden kısa süreli olarak karlı çıktılar. Onları kendilerine kar saydılar. Ama tarih darbecileri değil darbenin mağdurlarını haklı gördü, haklı çıkardı. Her darbede, her kumpasta aparatlar ve maşalar hep oldu. Sonrasında da darbeciler tarafından kısa ve orta vadede ödüllendirildiler. Uzun vadede milletin vicdanında mahkûm oldular, mahkûm edildiler. Sonuçta bu süreçlerden kaybeden milletimiz oldu, ülkemiz oldu, devletimizin yurtdışındaki imajı oldu. Bugün anlatacağım öykü 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın, şimdi nasıl yargı tokmağına, kamuflajların üzerlerine hasbelkader geçirilmiş cübbelere nasıl dönüştüğünü, bir darbenin tankla, topla değil cübbeyle ve tokmakla nasıl geldiğinin ispatıdır.

Bugün anlatacağım öykü 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın, şimdi nasıl yargı tokmağına, kamuflajların üzerlerine hasbelkader geçirilmiş cübbelere nasıl dönüştüğünü, bir darbenin tankla, topla değil cübbeyle ve tokmakla nasıl geldiğinin ispatıdır.

Ekranlara geri dönüyor: İsmail Küçükkaya’nın yeni adresi belli oldu!
Ekranlara geri dönüyor: İsmail Küçükkaya’nın yeni adresi belli oldu!
İçeriği Görüntüle

Bu hikayenin iyi tarafı Kasım 2023’te başladı. Hiç kimse hayal etmezken, hesaba katmazken daha birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkmış olan bir parti, 100 yıl önceki pratiğiyle, geleneğiyle, kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı. Mücadele etmeye karar verdi, özeleştiri yaptı ve bu özeleştirisi millet tarafından takdir gördü. Döndü millet, ‘Atatürk’ün kurduğu parti, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında büyük bir yenilgi yaşamışken bakalım şimdi ne yapacak?’ dedi ve bir kredi verdi. Değişime, gençlere, kadınlara, her yaştan gençlere bir kredi verdi.

Bunun sonunda sadece dört ay sonra girilen ilk seçimlerde 21 yıllık bir iktidar, ‘Hiç yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz’ diyen bir iktidar, kazandıklarıyla övünen, hiçbir zaman yenilmeyeceği konusunda kamuoyunda algı yaratan ve bu konuda bir kabul oluşturan bir iktidar ilk kez yenildi. 47 yıl sonra Cumhuriyet’in kurucu partisi, birinci partisi bir kez daha birinci partiydi. Seçim akşamı, milletin paralarıyla, verdiği vergilerle, ödediği bandrollerle yayın yapan; seçimden önce 100 saatin 99’unu iktidara, birini Cumhuriyet Halk Partisi’ne ayıran, kamu yayıncılığı ile mükellef TRT 47 yıl sonra büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı.

47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi, TRT ekranlarında dahi birinci partiydi. Çünkü milletin gönlünde birinci partiydi. Sayın Erdoğan’ın veciz bir şekilde, kendi açısından talihsiz bir şekilde prompterdan kopup da geçtiğimiz haftalarda söylediği, ‘Bu gidişi engelleyemezsin’ dediği o gidiş artık başlamıştı, durmayacaktı.

Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı. Kazanmak, mutlak kazanmak, devlet gücüyle kazanmak; karşısındakini kaybetmeye mahkum görmek, kılmak kolaydı ve bu sefer kendisini yenenlere normal yollarla müdahale edecek takati kalmamıştı. Ne kendinde ne partisinin ana kademesinde, ne kadın ve gençlik kollarında bu konuda bir enerji görmüyor, bir ümit duymuyordu.

Meclis’te oluşturduğu parlamento grubunun da aslında kendisinin seçim kazanıp, onların da sadece sandalyeleri doldurdukları, ne dediyse onları yapacakları, aksini yapanların cezalandırıldığını çok iyi bilen bir grup olduğunu düşünüyordu. Ben bugün o grubun bu duyduklarını hazmedip hazmetmeyeceklerini, ben bugün 22’nci dönem grubunun, partinin ‘Erdemliler Hareketi’ diye yola çıkan kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum.

O yüzden de onları, bu toplantıyı izlemeye, bu toplantıyı takip etmeye özel olarak davet ettim.

“AK Parti yargı kolları ‘Aktoroslar çetesine’ dönüştü”

Siyasi bir makamdan, ‘Kendisinin bakan yardımcılığı siyasidir’ diye Türkiye’ye tanıttığı o makamdan alıp da İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı yaptı. Bu görevlendirmeyi yaptı. Yargı kolları kurulmadan önce bu millet adalet sisteminden memnun değildi. ‘Mahkemeler plazalardaki avukat bürolarında görülüyor’ diye konuşuluyordu. Mahkeme sonuçları için verilecek ücretler dilden dile yayılıyordu. Yani FETÖ borsaları filan vardı. Bu konuda birileri ‘FETÖ borsası var’ diyor, birileri de ‘Aman ha bakalım, olmasın’ diyordu.

Ama bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti. AK Parti bütün varlığını ve ikbalini bir çeteye teslim etti. Ardından AK Parti yargı kolları, AK Toroslar çetesine dönüştü. Kendi kendine, yaşanarak. Bu çetenin üyeleri 1990’larda ‘ölüm arabası’ olarak anılan, faili meçhul cinayetlerin simgesi beyaz Torosları muhalefete, muhaliflere gösterecek cesarete kavuştular. Hem de Erdoğan’ın ‘Beyaz Torosları biz tarihe gömdük’ dediği gün beyaz Toros paylaşımı yapacak kadar kendilerinden emin, pervasız ve karşı tarafa karşı o kadar da acımasızdılar.

“19 Mart 2025’te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar”

AK Parti yargı kollarından doğan bu çete, verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işletti. Önce 30 Ekim’de Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanını alıp Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyım atadılar. ‘Burada terör ilişkisi var’ diyerek. Ardından Beşiktaş operasyonları, en sonunda ise 19 Mart 2025’te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar. Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği, 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrenci Cumhurbaşkanlığına aday olacak diye, o diplomayı iptal etmek için devletin kendisini, mührünü, belgesini ve imzasını inkar ettiler.

O öğrenciyle bir örneğin ülkenin en prestijli vakıf üniversitesinde İşletme Ana Bilim Dalı Başkanı’nın diplomasını iptal edip lise mezunu yapmayı dahi göze aldılar. Yüzlerce kişiye uygulanan prosedürü bir kişiye uygulandı diye durdurmak istediler. Üniversiteye dünya kadar yazı yazdılar. Yapmayınca tehdit ettiler. Dekanları istifa ettirdiler. İşi diploma vermek olan fakülteye bu işi yaptıramayınca, işi duvar boyatmak, ring seferi planlamak olan üniversitenin yönetim kuruluna bir iftar saatinde diplomayı iptal ettirdiler. Aynı saatlerde bir yandan terör soruşturması yürüyordu, o iftarın ertesi sabah sahurunda bir savcı terörden, bir başkası rüşvetten, bir başkası ihaleye fesattan harekete geçip, tesadüfen… Tesadüfen, kendi kendilerine bir büyük operasyona giriştiler.

Bir gece önce diploma iptali yapan üniversitenin yönetim kuruluyla, onun ipini elinde tutanlarla, terör mahkemesinin ya da yolsuzluk mahkemesinin iplerini elinde tutanlar aynı oynatıcılardı. O yüzden son derece senkronize, son derece birbiriyle mütenasip, zaman akışı uyumlu ama hukuka, vicdana, insafa aykırı bir düzen oturtulmuştu, tutturulmuştu.

Her biri üzerinde gizlilik olan soruşturmaların sonradan ispatı da bulunamayacak iftirai sözleri eş zamanlı yandaş basına dağıtılıyor, oralardan algı operasyonları köpürtülüyordu. Her darbenin bir bildirisi okunurdu. Bu darbenin de bildirisi TRT’de okundu. ‘560 milyarlık yolsuzluk’ diye TRT söyledi.

Şimdi TRT oradan yayın yapıyor, koca canlı yayın aracı var. Şöyle bir yayın yapmıyor; ‘560 milyarlık yolsuzluk davası başladı’ demeyerek kendini tekzip ediyor. O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını, İBB’nin altı yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini, bütçenin çoğunun gittiği maaşları ödenip, vapurların yüzdürülüp, asfaltların döktürülüp, suların dağıtılıp, hizmetler yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin arkasında durmuyor, başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor

TRT’ye tepki

Şimdi TRT oradan yayın yapıyor, koca canlı yayın aracı var. Şöyle bir yayın yapmıyor; ‘560 milyarlık yolsuzluk davası başladı’ demeyerek kendini tekzip ediyor. O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını, İBB’nin altı yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini, bütçenin çoğunun gittiği maaşları ödenip, vapurların yüzdürülüp, asfaltların döktürülüp, suların dağıtılıp, hizmetler yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin arkasında durmuyor, başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor.

Bu operasyonların yürütücüsü başsavcı, 2005’te Marmara Hukuk’tan mezun olmuş. Önce İzmir, sonra Edirne’de aday hakimlik yapmış. 2011’de yükselmeye layık görülüp Kayseri’ye hakim olmuş. 2014’te Burdur, sonra Tekirdağ’a atanmış. 2016’da İstanbul’da hakim olarak göreve başlamıştı. Akın Gürlek, tesadüflerin değil, kuklaların ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir birlikte yürüyüşlerin, bir görevlendirilmişliğin, görevi yerine getirmenin kişisidir. Tekirdağ’da görev yaptığı dönemde o günlerde hiçbirimizin adını bilmediği, 10 yıl sonra duyacağımız bir bilirkişiyle çok samimi oldu. Adı; Satılmış Büyükcanayakın.

O dönemde DSP’li, DYP’li belediye başkanlarına operasyonlar, şantajlar, görevden almalar, tehditler işinin bilirkişisi meğerse oralarda pilot uygulama yapıyor; Akın Bey’le birlikte antrenman yapıyor, biri boş koşu yapıyor, öbürü onun önüne top atıyor ve birlikte çalışıyorlarmış. Yolları bir daha Akın Gürlek İstanbul’a gelince kesişti. Tekirdağlı bilirkişi. Bilirkişileri mahkemeler sivil toplumlardan, meslek örgütlerinden, kamu kurumlarından talep ederler. İsimler verilir. Sırayla ya da kurayla belirlenir. Satılmış Büyükcanayakın, İstanbul’a yerleşti. 8 bin bilirkişi arasında yerini aldı. Akın Gürlek ne zaman bilir kişi istese kuradan Satılmış Büyükcanayakın çıktı. 8 binde bir ihtimal 15 kez üst üste hayata geçti mesela.

15 kez bir bilirkişi kurası çekildi ve Satılmış Büyükcanayakın çıktı. İşte o başka bilirkişilerin ‘Herhangi bir suç yok’ diye rapor verdiği, itiraz edilen bilirkişinin ‘Herhangi bir kamu zararı yoktur, suç yoktur’ dediği yerde; örneğin Ahmet Özer’e ‘Doğrudan bir ilişkisi olmamakla birlikte belediye başkanı olduğu için sorumluluğu değerlendirilmektedir’ deyip, kendisi hakkında ikinci bir tutuklama talep edilen bir dosyaya altlık yapabilmiş kişidir. Üç kere başka bilirkişilerin ‘Yok’ dediği başka dosyalara Akın Bey’in kurasıyla geldiğinde ona uygun ifadeler verebilmiş, belgeler düzenleyebilmiş kişidir.

“O YSK’nın başkanı Akın Gürlek oldu”

İstanbul İl Başkanımız Canan Kaftancıoğlu’na 9 yıl 8 ay ceza veren, Yargıtay’ın kısmen bozduğu bu kararların hepsinin altında imzası vardı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu’na 25 yıl ceza veren oydu. Anayasa Mahkemesi iki kez bozdu, uymamak için direndi. O direnince Anayasa Mahkemesi tekrar tekrar kararlar alarak Enis Berberoğlu özgürlüğüne kavuştu, milletvekilliğine kavuştu. Ancak o, asla bu kararlara uymamak için direndi, halen daha da nerede bir Anayasa Mahkemesi kararına direniliyorsa arkasında Akın Gürlek var. Bu kadar bozulmuş, bunlardan biri olsa sizi ayırmazlar, bu kadar toplumsal davalarda aldığı kararlar. Örneğin Sırrı Süreyya Önder kararı, Anayasa Mahkemesi’nde 15’te 15’le bozuldu. Hiçbirini ne Deniz Baykal ne Kemal Kılıçdaroğlu ne Özgür Özel atadı o Anayasa Mahkemesi üyelerinin.

Tamamı AK Parti döneminde sayın Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atanmış üyelerin 15’te 15 ‘Hak ihlali’ dediği bir kararı düşünün. Bu karara rağmen yükselmeye, oradan oraya gezdirilmeye devam etti. Adalet Bakan Yardımcılığı geçici bir dinlenme, bir ödüllendirme, daha sonrası için cesaretlendirme yeriydi. Sayın Erdoğan AK Parti Yargı Kollarına ihtiyaç duyunca, kanuna aykırı olarak. Çünkü kanunumuz diyor ki ‘Bir hakim - savcı siyasete girerse oraya geri dönemez.’ Görevden ayrılış kararı yok, göreve kabul kararı yok, bilmem ne yok. Bir imzayla alıyorlar, bir imzayla koyuyorlar gerisin geriye. 2 Ekim 2024 günü bu şartlar altında İstanbul’a başsavcı olarak atandı. Tek beklenti Ekrem İmamoğlu’nun, Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidar yürüyüşünün önünü kesecek operasyonlar yapmasıydı. Adalet, hukuk, milletinin huzuru, refahı kimsenin umurunda değildi. Kurulan paralel yargıya da tek vaadi ‘Ödüllendirileceksiniz. Nasıl sana sahip çıktım, Bakan Yardımcısı yaptım. Buradan sonra da hepiniz ödüllendirileceksiniz’ oldu.

Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak soruşturmalarda yapılan haksızlık, hukuksuzluklara, yapılan tehditleri, ‘İBB Borsası, haksız kazanç, hepsinin delili var, ispati var’ dedikçe HSK’dan bir murakıp gelip sormadı. Beş dosya yolladık kapağını açan olmadı. Peki bugün ne oldu arkadaşlar? O HSK’nın Başkanı Akın Gürlek oldu. Şimdi bunların hesabını sorması gereken yerin başı, Adalet Bakanı olduğu için Akın Gürlek oldu. Şimdi benim artık ne HSK’ya ne Erdoğan’a, ona, buna değil; belki birer birer AK Partili insanların, siyasetçilerin vicdanına ve bu milletime tarih önünde emanet edeceğim şeyler var.

Şimdi tapular üzerinden gidiyoruz. Türkiye’de herhangi bir tapu dairesinden veya ilgili resmi yerden ID numarasıyla taşınmaz sorguladığınızda, bu taşınmazlarla ilgili alım-satım bilgileri, sahibin adı, parsel ve değer bilgileri ortaya çıkıyor. Bunlar Akın Gürlek bakan olmadan önce kısa süre önce ID numaraları üzerinden takip edilebiliyordu.

Özel'in açıkladığı tapular

Arkadaşlar buradaki ID numarası açık hepinize. Bu ID numarasının Türkiye’deki herhangi bir tapu dairesinden, belediyeden, ilgili yerden sorgulama imkanı olan bir yerden girdiğinizde karşınıza taşınmazlarla ilgili alım - satımın nüfus kağıdı çıkıyor; ‘Hangi ada, hangi parsel, nedir, ne kadara alındı, ne yapıldı, nerede duruyor.’ Birinci tapumuz… Bunların tamamı Akın Gürlek, Bakan olmadan kısa bir süre önce ID numaralarından belli olan ve bunların tamamı birazdan da söyleyeceğim, bu ID numarasından takip edilebilecek olan tapu kayıtlarıdır. Birincisi; İstanbul, Kartal, Esentepe ile perdeyi açıyoruz. Avrupa Konutları projesinden 10 bin 661 ada 551 parselde bir daire. ID numarası; 125 616 129. Emsal konutun ortalama değeri 26 milyon 250 bin lira. Ortalama dediğimiz şu; bu siteye girdiğinizde 20 milyona satan da var 30 milyona da. Tamamını toplayıp ilan sayısına bölüyoruz, ortalama 26 milyon 250 bin lira. 22 milyon da olabilir, 28 milyon da olabilir. Emsallerinin ortalaması. Ucuza satan var, paraya sıkışmış olur. Yüksek fiyata satan var. Ortalaması bu. İkinci tapu; aynı ada ve parselde ikinci daire. Bu sefer takip ediyor 125 615 706 numaralı tapu. Aynısı 26 milyon 250 bin lira. Buraya kadar gelsem Bakan istifa ettirir bu. İkisinin toplamı 52 milyon 500 lira. Akın Gürlek ömrü boyunca aldığı maaşları bir kurşunu harcamadan biriktirse ve o günkü değil bugünkü paradan Cumhuriyet Başsavcısı maaşıyla 19 yıl aldığı maaş bu iki daireyi almaya yetmiyor. Devam edelim, üçüncü tapu; İstanbul, Beykoz, Çavuşbaşı Mesa Orman’da villa. Dedeoğlu mevkii, parsel numara 10, pafta 3. Havuzu var, orman içi. ID numarası orada. Ortalama değeri 85 milyon lira. Tapu dört; Avcılar, Firuzköy, 648 ada, 5 parsel, Ispartakule Bizim Evler Projesi. Ortalama fiyat 15,5 milyon lira. Tapu beş; Tuzla Merkez, 7 bin 579 ada, bir parsel, Tuzla Marin City ikinci etap. Adres, ID numarası yukarıda. Birinci etap emsali konutların ortalama değeri 10 milyon lira. Tapu altı; İstanbul’dan ayrılıyoruz, Ankara Çankaya. 26 bin 54 ada, 42 parsel, Park Joven Sitesi’nde ev. ‘360 derece Ankara manzaralı’ diye satılıyor. Değeri 35,5 milyon lira. Tapu yedi; Lodumlu… Bu Ankara’da bilinen bir husus. ‘Lodumlu’yu mu söyleyeceksin?’ diyorlardı. Lodumlu, Beytepe Mahallesi, VIP Tower, Beytepe Projesi. 28 bin 958 ada, 1 parsel. Ortalama konut değeri 25 milyon lira. Tapu sekiz; Çankaya Lodumlu, Beytepe Mahall Ankara’da, 29 bin 369 ada, 3 parsel. Mahall Ankara’dan alınmış 17,5 milyon lira. Tapu dokuz; Çankaya Lodumlu, Beytepe Mira Rezidans 28 bin 559 ada, 1 parsel. Ortalama değeri 23 milyon lira. Tapu 10; İzmir Konak Halkapınar’da, 8 bin 505 ada, 1 parsel. Mahall Bomonti. Bir önceki Ankara Mahall’di, bu İzmir, Mahall Bomonti. Daire değeri 27 milyon lira. Aynısından bir tane daha tapu 10 ve 11; 10’da İzmir Konak’ta, Mahall’de bir tane 27 milyon lira, 11’de de aynı projeden bir daire daha ve bunun da değeri 27 milyon lira. Tapu 12; üç büyük kentte 11 taşınmaz tapusu yetmezmiş gibi deniz gören bir arıza arsa, Çanakkale Gelibolu’da Bayır Mahallesi’nde Değirmenaltı Mevkii’nde 329 ada, 6 parselde 500 metrekare arsa. Emsalsiz deniz, boğaz manzarası. Edinilişi 7 bin 500 lira. Pahalı biçilmez bir arsa. Bunlar eldeki tapular.”

Akın Gürlek Tapular

"125 milyon liralık konut biz üzerine gittik diye durdu"

“Devam edelim… Dört tane bu konular konuşulmaya başladığından beri ele çıkarılan, Bakan olduktan sonra başka çıkan varsa onu da buraya dahil edeceksiniz. Birazdan bir toplam icmale geleceğim. Satılan mülk; ID numarası burada. Bunu girdiğinizde Akın Gürlek’in İstanbul Esenyurt’ta Çınar Mahallesi’nde, N Live Rezidans’ta 285 ada, 7 parsel numarasında dairesini 7 milyon 750 liraya sattığını… İkinci satılan mülk; bu ID numarasıyla Halkalı’da Tema İstanbul Konutları’ndaki konutu 43 milyon 500 bin lira sattığını… Satılan mülk üç; Üsküdar Altunizade’de Acıbadem Konutları’nda 47 milyon 500 bin liraya bir konut daha sattığını… Tapu dört, satılan mülkler dört; Ankara Çankaya, Beytepe Beyterrace’de, ada numarası belli, 29 bin 357’de. 27 milyon 750 bin liraya bir taşınmaz daha sattığını… Satılanları görelim, dördünü birden. Toplam icmale gelelim. Arkadaşlar elde 12 mülk var, değeri 325.5 milyon lira. Ortalama değeri. Satılan dört konut var, değeri 126.5 milyon lira. Toplam 452 milyon liralık gayrimenkul ya da paraya çevrilmiş gayrimenkul var. Hesapta bir kuruş kenarda para yoksa gayrimenkuller ve satılan gayrimenkullerin değeri 452 milyon lira. 19 yıl boyunca bütün maaşlarını İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak alınan Türkiye’deki en yüksek maaştan alsa, biriktirse ve bir ekmek almasa, bir kilovat saat elektrik parası ödemese, bir şişe suyu alıp içmesen toplam maaşları 45 milyon lira. Toplam gelir 452 milyon lira. 19 yıllık maaşıyla 190 yılda alamayacağı kadar gayrimenkul almış. Bir başka deyişle 10 hakim ve savcı, 19 yıl çalışsalar ve bütün parayı birleştirseler bunların hepsini aynı anda alıyorlar. Bitmedi, aktivizm devam ediyor; konut aktivizmi. Senfoni denilen boğaz manzaralı muhteşem bir yer. Satış fiyatı; 95 milyon 542 bin lira. Alıcı ad - soyad; Akın Gürlek. T.C. numarası ve bütün her şeyi. Bununla ilgili satış sözleşmesi ele geçip, ilgili işlem yapıldığı anda bu satın almayı durdurdular. Ancak Emlak Konut’un resmi kayıtlarında ön satış, satış bedeli, kime satılacağı, hangi daireye kadar belli. Altı kendisi tarafından paraflı. Bu durdu. Biz bu işlerin üzerinde gittik diye durdu. Belki eldeki 125 milyon lira buraya bağlanacaktı, bilinmiyor. Ama 95 milyon liralık Senfoni Etiler’de de böyle bir mesele var.”

"Kanuna rağmen mal beyanında bulunmadı"

“İzaha muhtaç sorular; aileden, emekli babadan kalan bir miras yok. Bir memur maaşıyla yalnızca taşınmaz olarak bu servet nasıl yapıldı? Satışlardan elde edilen gelirler nerede? Elde edilen ödemeler nereden çekildi, kime verildi? Mesa’daki ev gibi senet karşılığı alınan konutlar var. Bu senetler nerede düzenlendi, evler kimin aracılığıyla bulundu? Senet verildi, o senedin parası nereden ödendi? Kanununa göre bakan bir ay içinde mal bildiriminde bulunacaktı. Devlete geçen hafta perşembe verilmesi gereken mal bildiriminde bunların hangi hangileri var? Şimdi ben bu sorduğumuz sorulara cevap olacak şeyleri söyleyeyim. Birincisi burada Akın Bey’in eşinin üzerindeki herhangi bir tapu kaydından bahsetmedik. Aileyle ve eşle uğraşma meselesi konusundaki hassasiyetimizi biliyorsunuz. Mehmet Türkoğlu diye biri isim. Osman Dündar Çiftçi diye bir isim. Hayrettin Koç diye bir isim. Bu alışverişlerin tamamının aracıları, çantacıları, evrak düzenleyenleri, vekâlet alanları, alanları, satanları. Bu kişiler eğer bu devlette bununla ilgili bir şey yapabilecek biri varsa, bu kişilerin üzerindeki taşınmazlar. Devam ediyorum. Radyo Televizyon Üst Kurulu. Halihazırda şu an, bugün RTÜK’te Daire Başkan Yardımcısı Selim Bozkurt. Resmi görevde. Hiç gören yok RTÜK’te. Akın Bey rica etmiş, geçmişte daire başkan yardımcılığı eğitimi o kadarına müsait. Görevine gelmiş. Maaşını çekiyor, RTÜK’te tanıyan bir kişi varsa, gidin bulunun röportaj yapın arkadaşlar. Hemen davet etsin odasında çay için. Çaycıya sorun. Emekli polis, görevi emekli polis Selim Bozkurt’un. RTÜK’te Daire Başkan Yardımcısı. Baba yiğidin birisi mal varlığına baksın. Babayiğit birisi emekli polis RTÜK’te Daire Başkan Yardımcısı olup oraya adımını atmayan kişinin üzerindeki alınan, satılan, tapuya girilecek, ID’ler çıkacak, ne almış ne satmış? Ankara’da ve İstanbul’daki avukatlık ofislerinde gidilip de tutukların yakınlarıyla, avukatlarla, birtakım ilişkiler, konuşmalar, buradaki isimlerin tamamı ve devamı, hepsi.”

Kaynak: Haber Merkezi