CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığını açıkladı. Özel, Gürlek'in mal varlığını açıklamasına dakikalar kala AK Parti vekillerine SMS attı. Özel, AK Parti vekillerine toplantıyı izlemesi için çağrıda bulundu.
"AK Partilileri toplantıyı izlemeye davet ettim"
Özel’in açıklamasından öne çıkan başlıklar şöyle;
Bu ülke, demokrasi tarihi boyunca çok darbeler gördü. Milletin iradesine yapılan her darbe demokrasimizi zayıflattı, halkımızı fakirleştirdi. Ancak birileri bu süreçlerden kısa süreli olarak kârlı çıktılar, onları kendilerine kâr saydılar. Ama tarih darbecileri değil, darbenin mağdurlarını haklı gördü, haklı çıkardı. Her darbede, her kumpasta aparatlar, maşalar hep oldu. Sonrasında da darbeciler tarafından kısa ve orta vadede ödüllendirildiler, uzun vadede milletin vicdanında mahkûm oldular, mahkûm edildiler. Sonuçta bu süreçlerden kaybeden milletimiz oldu, ülkemiz oldu, devletimizin yurt dışındaki imajı oldu.
Bugün anlatacağım öykü, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbelerinde tutulan silahın şimdi nasıl yargı tokmağına, kamuflajların üzerlerine hasbelkader geçirilmiş cübbelere nasıl dönüştüğünü; bir darbenin tankla, topla değil, cübbeyle ve tokmakla nasıl gerçekleştirildiğinin ispatıdır.
Bu hikâyenin iyi tarafı Kasım 2023’te başladı. Hiç kimse hayal etmezken, hesaba katmazken; daha birkaç ay öncesinde büyük bir seçim yenilgisinden çıkmış olan bir parti, 100 yıl önceki fıtratı ile geleneğiyle, kuruluş kodlarıyla düştüğü yerden ayağa kalktı.
Mücadele etmeye karar verdi. Öz eleştiri yaptı ve bu öz eleştirisi millet tarafından takdir gördü ve döndü millet. Cumhuriyet Halk Partisi, Cumhuriyetin 100. yılında büyük bir yenilgi elde etmişken “bakalım şimdi ne yapacak” dedi ve bir kredi verdi. Değişime, gençlere, kadınlara, her yaştan gençlere bir kredi verdi ve bunun sonunda sadece 4 ay sonra girilen ilk seçimlerde, 21 yıllık bir iktidar, “hiç yenilmiyoruz, yenilmeyeceğiz” diyen bir iktidar; kazandıklarıyla övünen, hiçbir zaman yenilmeyeceği konusunda kamuoyuna algı yaratan ve bu konuda bir kabul oluşturan bir iktidar ilk kez yenildi.
47 yıl sonra Cumhuriyetin kurucu partisi, bir partiydi; seçim akşamı 47 yıl sonra milletin paralarıyla, verdiği vergilerle, ödediği bandrollerle yayın yapan, kamu yayıncılığıyla mükellef TRT, seçimden önce 100 saatin 99’unu iktidara, birini Cumhuriyet Halk Partisi’ne ayıran yayın anlayışıyla büyük bir sürprizle karşı karşıyaydı. Ve 47 yıl sonra Cumhuriyet Halk Partisi, TRT ekranlarında dahi bir partiydi. Çünkü milletin gönlünde birinci partiydi.
Recep Tayyip Erdoğan’ın veciz bir şekilde, kendi açısından talihsiz bir şekilde, prompterdan kopup da geçtiğimiz haftalarda söylediği “bu gidişi engelleyemezsin” dediği o gidiş artık başlamıştı ve durmayacaktı. Kendisi bizimle siyasi rekabet edemeyeceğini anlamıştı. Kazanmak, mutlaka kazanmak; devlet gücüyle kazanmak, karşısındakini kaybetmeye mahkûm görmek, kılmak kolaydı ve bu sefer kendisini yenenlerle normal yollarla mücadele edecek takati kalmamıştı; ne kendinde, ne partisinin ana kademesinde, ne kadın ve gençlik kollarında. Bu konuda bir enerji görmüyor, bir ümit duymuyordu.
Mecliste oluşturduğu parlamento grubunun da aslında kendisinin seçim kazanıp onların da sadece sandalyeleri doldurdukları, ne dediyse onu yapacakları, aksini yapanların cezalandırıldığını çok iyi bilen bir grup olduğunu düşünüyordu. Ben bugün o grubun bu duyduklarını hazmedip hazmedemeyeceklerini; ben bugün 22. dönem grubunun, partinin “Erdemliler Hareketi” diye yola çıkan kurucularının bugün duydukları karşısında ne yapacaklarını gerçekten çok merak ediyorum. O yüzden de onları bu toplantıyı izlemeye, bu toplantıyı takip etmeye özel olarak davet ettim. Ve hiçbir kademesine güvenmeyen Recep Tayyip Erdoğan, siyasete müdahale etsin diye daha önce görülmemiş bir şey yaptı ve AK Parti yargı kollarını kurdu ve göreve getirdi. Bunun için ona yıllar önce bu ülkenin askerlerine, aydınlarına, siyasetçilerine karşı kullandığı Zekeriya Öz gibi bir profil lazımdı; onu bulmakta zorlanmadı.
“AK Parti yargı kolları ‘Aktoroslar çetesine’ dönüştü”
Siyasi bir makamdan, kendisinin bakan yardımcılığı siyasidir diye Türkiye’ye tanıttığı o makamdan alıp da İstanbul’a Cumhuriyet Başsavcısı yaptı. Bu görevlendirmeyi yaptı. Yargı kolları kurulmadan önce bu millet adalet sisteminden memnun değildir; mahkemeler plazalardaki avukat bürolarında görülüyor diye konuşuluyordu. Mahkeme sonuçları için verilecek ücretler dilden dile yayılıyordu; yani “FETÖ borsaları” falan vardı ve bu konuda birileri “FETÖ borsası var” diyor, birileri de “aman ha, bakalım olmasın” falan diyordu.
Ama bu sefer çeteleşme yargının en tepesine sirayet etti. AK Parti bütün varlığını ve ikbalini bir çeteye teslim etti. Ardından AK Parti yargı kolları “Aktoroslar çetesine” dönüştü. Kendi kendine yaşanarak bu çetenin üyeleri, 90’larda ölüm arabası olarak anılan faili meçhul cinayetlerin simgesi “beyaz Torosları” muhalefete, muhaliflere gösterecek cesarete kavuştular. Hem de Erdoğan’ın “beyaz Torosları biz tarihe gömdük” dediği gün, beyaz Toros paylaşımı yapacak kadar kendilerinden emin, pervasız ve karşı tarafa karşı o kadar da acımasızdılar.
“19 Mart 2025’te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar”
AK Parti’yi yargı kollarından doğan bu çete, verilen siyasi talimatlara uygun olarak bir darbe planını adım adım işletti. Önce 30 Ekim’de Esenyurt’un seçilmiş belediye başkanını alıp Türkiye’nin en büyük ilçesine kayyum atadılar; burada terör ilişkisi var diyerek. Ardından Beşiktaş operasyonları… En sonunda ise 19 Mart 2025’te bu ülkeye bir sivil darbeyi yaşattılar.
Devletin 35 yıl önce ilanla davet ettiği, 31 yıl önce de diploma verdiği bir öğrenci cumhurbaşkanlığına aday olacak diye o diplomayı iptal etmek için devletin kendisini, mührünü, belgesini, imzasını inkâr ettiler. O öğrenciyle, örneğin ülkenin en prestijli vakıf üniversitelerinden birindeki işletme ana bilim dalı başkanının diplomasını iptal edip lise mezunu yapmayı dahi göze aldılar. Yüzlerce kişiye uygulanan prosedürü “bir kişiye uygulandı” diye durdurmak istediler.
Üniversiteye dünya kadar yazı yazdılar, yapmayınca teklif ettiler; dekanları istifa ettirdiler ve işi diploma vermek olan fakülte bu işi yaptıramayınca, duvar boyatmak, ring seferi planlamak olan üniversitenin yönetim kuruluna bir iftar sofrası saatinde diplomayı iptal ettirdiler. Aynı saatlerde bir yandan terör soruşturması yürüyordu ve o iftarın ertesi sabah sahurunda bir dosya terörden, bir savcı terörden, bir başkası rüşvetten, bir başkası ihale fesattan harekete geçip tesadüfen, tesadüfen kendi kendilerine büyük bir operasyona giriştiler.
Bir gece önce diploma iptali yapan üniversitenin yönetim kurulu ile onun ipini elinde tutanlarla, terör mahkemesini ya da yolsuzluk mahkemesinin iplerini elinde tutanlar aynı oynatıcılardı. O yüzden son derece senkronize, son derece birbiriyle mütenasip, zaman akışı uyumlu ama hukuka, vicdana, insafa aykırı bir düzen oturtulmuştu, tutturulmuştu.
Her birisi üzerinde gizlilik olan soruşturmaların, sonradan ispatı da bulunamayacak iftira sözleri eş zamanlı yandaş basına dağıtılıyor, oralardan algı operasyonları köpürtülüyordu. Her darbenin bir bildirisi okunurdu; bu darbenin de bildirisi TRT’de okundu. “560 milyarlık yolsuzluk” diye TRT söyledi.
TRT’ye tepki
Şimdi TRT oradan yayın yapıyor, koca canlı yayın aracı var; şöyle bir yayın yapmıyor: “560 milyarlık yolsuzluk davası başladı” demeyerek kendini tekzip ediyor. O gün algı yaratmak için bu yalanı attıklarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 6 yıllık bütçesinin toplamının bile bu kadar etmediğini; bütçenin çoğunun gittiği maaşların ödenip vapurların yüzdürülüp asfaltların döktürülüp suların dağıtılıp hizmetlerin yapıldıktan sonra bile 56 kuruş iddia edemedikleri için şimdi TRT darbe bildirisinin altında durmuyor, başka yalanlara, başka algı operasyonlarına sarılıyor.
Bu operasyonların yürütücüsü başsavcı 2005’te Marmara Hukuk’tan mezun olmuş; önce İzmir, sonra Edirne’de aday hâkimlik yapmış, 2011’de yükselmeye layık görülüp Kayseri’ye hâkim olmuş, 2014’te Burdur, sonra Tekirdağ’a atanmış, 2016’da da İstanbul’da hâkim olarak göreve başlamıştır. Akıl, yürek tesadüflerin değil; kuklaların ipini elinde tutanların hiç şaşırmayacağı bir birlikte yürüyüşlerin, bir görevlendirilmişliğin, görevi yerine getirmenin kişisidir.
Tekirdağ’da görev yaptığı dönemde, o günlerde hiçbirimizin adını bilmediği, 10 yıl sonra duyacağımız bir bilirkişiyle çok samimi oldu; adı Satılmış. Büyük, cana yakın… O dönemde DSP’li, DYP’li belediye başkanlarına operasyonlar, şantajlar, görevden almalar, tehditler… İşinin bilirkişisi meğersem oralarda pilot uygulama yapıyor; Akın Bey ile birlikte antrenman yapıyor. Biri boş koşuyor, öbürü onun önüne top atıyor; birlikte çalışıyorlarmış. Yolları bir daha Akın Gürlek İstanbul’a gelince kesişti.
Tekirdağ’da bilirkişi; bilirkişileri mahkemeler, sivil toplumlar talep ederler, meslek örgütlerinden talep ederler, kamu kurumlarından talep ederler; isimler verilir, sırayla ya da kurayla belirlenir. Satılmış, büyük, cana yakın İstanbul’a yerleşti; 8.000 bilirkişi arasında yerini aldı. Akın Gürlek ne zaman bilirkişi istese, kuradan Satılmış büyük cana yakın çıktı.
8.000’de bir ihtimal, 15 kez üst üste hayata geçti. Mesela 15 kez bir bilirkişi kurası çekildi ve Satılmış büyük cana yakın çıktı. İşte o; başka bilirkişilerin “herhangi bir suç yok” diye rapor verdiği, iki itiraz edilen bilirkişinin “herhangi bir kamu zararı yoktur, suç yoktur” dediği yerde; örneğin Ahmet Özer’e doğrudan bir ilişkisi olmamakla birlikte belediye başkanı olduğu için sorumluluğu değerlendirilmektedir deyip, kendisi hakkında ikinci bir tutuklama talep edilen bir dosyaya altlık yapabilmiş kişidir.
Üç kere başka bilirkişilerin “yok” dediği başka dosyalara, Akın Bey’in kurasıyla geldiğinde ona uygun ifadeler verebilmiş, belgeler düzenleyebilmiş kişidir. Şimdi belli bir yere gelirken eğri oturup doğru konuşacağız. AK Partili birçok hukukçu izliyor bu toplantıyı ya da gönlü AK Parti’de olan birçok insan bu toplantıyı izliyordur; eğri oturup doğru konuşacağız.
“O YSK’nın başkanı Akın Gürlek oldu”
İstanbul il başkanımız Canan Kaftancıoğlu’na 9 yıl 8 ay ceza veren, Yargıtay’ın bozduğu kararın altında da imza vardı. Milletvekilimiz Enis Berberoğlu’na 25 yıl ceza veren oydu; Anayasa Mahkemesi iki kez bozdu. Uymamak için direndi; o dirence, Anayasa Mahkemesi tekrar tekrar kararlar alarak Enis Berberoğlu özgürlüğüne kavuştu, milletvekilliğine kavuştu.
Ancak o, asla bu kararlara uymamak için direndi. Halen daha, nerede bir Anayasa Mahkemesi kararı direniliyorsa, arkasında Akın Gürlek vardır. Bu kadar bozulmuş dosyalardan biri olsa, sizi ayırmazlar. Bu kadar toplumsal davalarda aldığı kararlar… Örneğin Sırrı Süreyya Önder kararı, Anayasa Mahkemesi’nde 15’te 15 bozuldu. Hiçbirini ne Deniz Baykal, ne Kemal Kılıçdaroğlu, ne Özgür Özel atamadı; o Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamı AK Parti döneminde, Sayın Abdullah Gül ve Sayın Erdoğan tarafından atanmıştı. Üyelerin 15’te 15’i hangi ihlali dediğini gösteren bir kararı düşünün; bu karara rağmen yükselmeye, oradan oraya gezdirilmeye devam etti.
Biz Cumhuriyet Halk Partili olarak, soruşturmalarda yapılan haksızlıkları, hukuk hususlarına yapılan tehditleri, İBB Borsası’ndaki haksız kazançları dile getirdik. Hepsinin delili ve ispatı var. Ancak HSYK’dan herhangi bir müracaat almadık, 5 dosya yolladık ama kapağını açan olmadı.
Peki bugün ne oldu arkadaşlar? O YSK’nın başkanı Akın Gürlek oldu. Şimdi, bunların hesabını sorması gereken yerin başı adalet bakanı olduğu için Akın Gürlek oldu. Artık benim hesap soracağım yer SSK’ya, Erdoğan’a ya da başka birine değil. Belki birer birer AKP’li insanların, siyasetçilerin vicdanına ve bu milletime tarih önünde emanet edeceğim şeyler var.
Şimdi tapular üzerinden gidiyoruz. Türkiye’de herhangi bir tapu dairesinden veya ilgili resmi yerden ID numarasıyla taşınmaz sorguladığınızda, bu taşınmazlarla ilgili alım-satım bilgileri, sahibin adı, parsel ve değer bilgileri ortaya çıkıyor. Bunlar Akın Gürlek bakan olmadan önce kısa süre önce ID numaraları üzerinden takip edilebiliyordu.
Özel'in açıkladığı tapular
-
İstanbul – Kartal, Esentepe, Avrupa Konutları Projesi
İBB davasında ikinci hafta: Ev hapsi kaldırılan Mahir Polat duruşma salonuna geldiİçeriği Görüntüle-
Ada/Parsel: 1.661/551
-
Daire ID: 125616129
-
Ortalama değer: 26.250.000 TL
-
-
Aynı adada ikinci daire
-
Daire ID: 125615706
-
Ortalama değer: 26.250.000 TL
-
Toplam: 52.500.000 TL (Cumhuriyet Başsavcısı maaşıyla 19 yıl boyunca biriktirse bile alınamaz)
-
-
İstanbul – Beykoz, Çavuşpaşa, Mesa Ormanı, Villa Dedeoğlu Mevkii
-
Ortalama değer: 85.000.000 TL
-
-
İstanbul – Avcılar, Firuzköy, Isparta Koray Bizim Evler Projesi
-
Ortalama değer: 15.500.000 TL
-
-
İstanbul – Tuzla Merkez, Marin Seti, 2. Etap
-
Ortalama değer: 10.000.000 TL
-
-
Ankara – Çankaya, Jölen Sitesi
-
Ada/Parsel: 26.054/42
-
Değer: 35.500.000 TL
-
-
Ankara – Beytepe, VIP Tower
-
Ada/Parsel: 28.958/1
-
Ortalama değer: 25.000.000 TL
-
-
Ankara – Beytepe Mahallesi, 29 Binada 3 Parsel
-
Ortalama değer: 17.500.000 TL
-
-
Ankara – Beytepe, Mira Rezidans
-
Ada/Parsel: 28.559/1
-
Ortalama değer: 23.000.000 TL
-
-
İzmir – Konak, Halkapınar, Bomonti Mahallesi
-
Ada/Parsel: 8.500/1
-
Ortalama değer: 27.000.000 TL
-
-
İzmir – Konak, Bomonti, aynı projeden ikinci daire
-
Ortalama değer: 27.000.000 TL
-
-
Çanakkale – Gelibolu, Bayır Mahallesi, Değirmenaltı Mevkii
-
Ada/Parsel: 329/6
-
Alan: 500 m²
-
Deniz ve Boğaz manzaralı, paha biçilmez.
-
Devam edelim, önce hepsini görelim; bunlar eldeki tapular arkadaşlar.
4 tane, bu konular konuşulmaya başladığından beri ele çıkarılan… Bakan olduktan sonra başka çıkan varsa onu da buraya dahil edeceksiniz. Birazdan bir toplam icmale geleceğim.
Satılan mülkler:
-
İstanbul – Esenyurt, Çınar Mahallesi, Liv Rezidans
-
Ada/Parsel: 285/7
-
Satış fiyatı: 7.750.000 TL
-
-
İstanbul – Halkalı, Tema İstanbul Konutları
-
Satış fiyatı: 43.500.000 TL
-
-
İstanbul – Üsküdar, Altunizade, Acıbadem Konutları
-
Satış fiyatı: 47.500.000 TL
-
-
Ankara – Çankaya, Beytepe, Bey Teras
-
Ada/Parsel: 29.357
-
Satış fiyatı: 27.750.000 TL
-
Toplam satış geliri: 126.500.000 TL
Mevcut gayrimenkul ve toplam değer:
-
Daha önce listelenen tüm taşınmazlar ile birlikte toplam gayrimenkul değeri: 452.000.000 TL
-
19 yıl boyunca İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak en yüksek maaşı almış olunsa ve hiçbir harcama yapılmasa bile, bu gelir ile söz konusu gayrimenkul alınamazdı (toplam maaş yaklaşık 45.000.000 TL).
-
Başka bir deyişle, 10 hakim ve savcı 19 yıl boyunca maaşlarını birleştirseler, bu kadar taşınmazı aynı anda alamazlardı.
-
Öne çıkan diğer taşınmazlar:
-
Akdeniz’de Senfoni Projesi, Etiler:
-
Satış fiyatı: 95.542.000 TL
-
Satış sözleşmesi ele geçirildi, işlem resmi olarak durduruldu; ancak ön satış ve paraflı belgeler Emlak Konut kayıtlarında mevcut.
-
Soruşturma ve mal bildirimi:
-
Bu taşınmazların nasıl elde edildiği, satış gelirlerinin nereden geldiği ve kimlere ödendiği henüz açıklığa kavuşmadı.
-
Senet karşılığı alınan konutlar mevcut; bu senetlerin düzenlendiği yer ve ödemelerin kaynağı bilinmiyor.
-
Kanuna göre, bakan bir ay içinde mal bildiriminde bulunmak zorunda; ancak son bildirimin geçen hafta perşembe yapılması gerekiyordu
-
Aracılar ve sorumlular:
-
Alım-satım işlemlerinin aracıları: Mehmet Türkoğlu, Osman Dündar Çiftçi, Hayrettin Koç ve diğer vekalet alan kişiler.
-
Bu kişilerin üzerindeki taşınmazlar ve işlemler soruşturulmaya ihtiyaç duyuyor.
-
Eş veya aile üzerine kayıtlı taşınmazlar bu analiz kapsamında yer almıyor; sadece kendisine ait taşınmazlar inceleniyor.
-





