CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin Ankara'da yapılan 39. Olağan Kurultay'ında açıklamalarda bulunuyor.
Özel'in açıklamalarından satır başları;
“Kim demiş sustuk? Kim demiş sustuk? Kim demiş direnmeyip teslim olduk?” İşte teslim olmayanlar burada! İşte teslim olmayanlar burada! İşte direnenler burada!
Merhaba dostlarım! Merhaba dostlarım! Merhaba dostlarım!
Dar yollardan geçtik. Bize ömür biçenler oldu; “Dayanamazlar, dağılırlar” dediler, “Vazgeçerler” dediler, “Teslim olacaklar” dediler. Ama yine buradayız, ayaktayız. Bin kere budadılar körpe dallarımızı, bin kere kırdılar; yine çiçekteyiz, işte yine meyvedeyiz. Bin kere korkuya boğdular zamanı, bin kez ölüm dediler; yine doğumdayız, işte yine sevinçteyiz.
Hepiniz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin muhalefetteki son kurultayına hoş geldiniz. Şeref verdiniz! 81 ilde, 973 ilçede, baba ocağının bacasını tutturanlar burada; sabahın seherinde kapıyı açanlar, çayı koyanlar, o kapıyı gün boyu açık tutanlar burada. Atatürk’ün askerleri, cumhuriyetin muhafızları burada.
Tribünlerde, yurdun dört bir yanında büyük bir coşkuyu paylaşmak için gelen herkese hoş geldiniz diyorum. Şeref verdiniz. Sayımızı onurlandıran, siyasi partilerin değerli temsilcilerini, onların şahıslarında değerli genel başkanlarını ve tüm üyelerini, salonumuzu şereflendiren değerli büyükelçileri ve diplomatları, Avrupa Sosyalist Partisi’nden ve dünyadaki kardeş partilerimizden buraya gelen tüm yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz.
Değerli yol arkadaşlarım, bugün kim olduğumuzu hatırlatma, unutanlara hatırlatma günüdür. Cumhuriyet Halk Partisi, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinden, yani Kuvayı Milliye’den doğmuştur. Kurultayımız, 4 Eylül 1919 tarihli Sivas Kongresi’dir. Delegelerimiz, Sivas Kongresi’nin kahraman 41 delegesidir.
Cumhuriyet Halk Partisi, önce kurtuluşu, sonra kuruluşu örgütleyen; Türkiye’ye eşit yurttaşlığı ve temel insan haklarını getiren; ülkemizi çok partili demokratik sisteme taşıyan, yani Türkiye’ye sandığı getiren partidir. 1970’lerde sosyal demokrasiyi iktidar yapan partidir. Bu parti, yıllarca iktidar olmasa bile milletin gücünden başka bir güç tanımayan, demokrasi fikrinden bir milim sapmayan bir partidir.
Gün olmuştur, partimiz ağır bedeller ödemiştir. 12 Eylül darbecileri tarafından kapatılmış, mallarına el konulmuştur.
"Bu kurultayı da vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz"
Genel başkanlarımız hapse atılmıştır, ama bir Anka kuşu gibi küllerinden doğmayı başarmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı ateşi söndürmeye kimsenin gücü yetmemiştir; bundan sonra da yetmeyecektir. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye’ye yön veren, Türkiye’nin kurucu iradesini temsil eden partidir.
Her kurultay öncesi ülkeye bir seçim ruhu, bir seçim havası hakim olur. Kurultaylarımız hem partiyi hem ülkeyi değiştirme görevi ve sorumluluğu taşır. Sizler, Sivas Kongresi’ndeki temsilcilersiniz. Birileri ülkede sandığı kaldırmaya çalışırken, mahallelerden başlayarak, mahallelerimize koyduğumuz sandıklardan, ilçeye, ilden, il kongrelerine kadar, bu salona gönüllendirilen sizler, omuz başlarında 2 milyon üyemizin ve 86 milyon vatandaşımızın yüklerini ve sorumluluğunu taşıyorsunuz.
Bu kurultayı da vereceğiniz kararla partimizi iktidara taşıyacak kadroları belirlemeye geldiniz. Bunun için, bu önemli günde buraya, bu görevi yapmaya büyük bir disiplin ve kararlılıkla gelen tüm delegelerimizin şahsında Cumhuriyet Halk Partisi örgütünün ve tüm üyelerinin karşısında saygıyla eğiliyorum. Hoş geldiniz, iyi ki sizlerle yol arkadaşım, iyi ki birlikteyiz. Her günümüz birlikte mücadele ile geçti, geçiyor.
Bugün, benim için de geçtiğimiz iki yılın hesabını sizlere, kurultayımıza verme günüdür. Bugün verdiğimiz sözleri tutabilmenin iç huzuruyla karşınızdayım. Tarihin o dönüm noktasındaki kurultayımızda mertçe yarıştık, mertçe rekabet ettik. Kurultayımızın ardından dört ayda ilk seçimlerimize hazırlandık. Kadınlara, gençlere ve bilime güvenerek yola çıktık. Dar vakte, tam 106 yerel seçim mitingi sığdırdık. Örgütümüze güvendik, özgüvenli siyaset yaptık ve söz verdiğimiz gibi ilk seçimde partimizi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yaptık.
Yüzde 25 olan oyumuzu, 10 ay sonra ittifak olmadan yüzde 38’e çıkardık. Milletimizin desteğiyle, alınamaz denilen yerleri, mucize gibi düşünülen ilkeleri ve şehirleri kazandık. Kimisi Adıyaman’ı, Kütahya’yı, Afyon’u, Uşak’ı, Kastamonu’yu, Manisa’yı, Denizli’yi, Bursa’yı, Balıkesir’i kazandık. O gece, 411 belediye başkanlığı ile nüfusun yüzde 85’ine hizmet etme imkânını yakaladık. Bunu tek başımıza biz değil, her biri birbirinden kıymetli adaylarımızla, örgütümüzle ve milletimizle birlikte başardık.
Yerel seçimlerden sonra da durmadık. İllerimizi dolaştık, halk buluşmaları gerçekleştirdik. Yetmedi, partimizi yeniden sokağa ve meydanlara taşıdık. Atanmayan öğretmenlerden, işçilere, emeklilerden çiftçilere kadar 9 ayrı tematik miting yaptık. Partimizin yurt dışındaki bağlarını güçlendirmek için çok çalıştık; Sosyalist Enternasyonel Başkan Yardımcısı olarak ülkeye toplam 20 ziyaret gerçekleştirdik.
"Ankara’da oturmadık, Ankara merkezli siyaset yapmadık"
19 Mart’tan sonra darbeye karşı direniş evresine geçtik. 255 günde 72 eylemde toplam 11 milyon yurttaşımızla meydanlarda buluştuk ve iki yılda 62 ilde 208 kez meydanları doldurduk. Meydanlara dolmadık, meydanlardan hep birlikte taştık. Ankara’da oturmadık, Ankara merkezli siyaset yapmadık. Bize istikamet verilmeyecek ellere de teslim olmadık; millet merkezli siyaset yaptık, milleti de bu siyasete kattık ve ortak ettik.
Baba ocağına katılımları artıracağımızın sözünü vermiştim. İki sene önce 1,2 milyon olan üye sayımızı tam 2 milyona ulaştırdık. Yeni döneme uygun bir tüzük ihtiyacını dile getirmiştik. Aylar süren çalışmalar sonucunda, 81 il başkanımızın sahiplenmesiyle ve büyük emekleriyle, büyük bir mutabakatla yeni tüzüğümüzü neredeyse oy birliğiyle kabul ederek yürürlüğe koyduk.
Gençlerin ve kadınların önünü daha da açtık. Örgütümüzün ve üyelerimizin adaylıklardaki söz hakkını güçlendirdik. Küçük kurultayımızı yeniden şekillendireceğimizi söylemiştik; örgüt temsilcilerini meclisimize dahil ettik ve katılımcılığı artırdık. Yeni bir programın sözünü vermiştik. Bir yıl boyunca, emek emek okuduğumuz programımızı hazırladık; önce 81 ilde, sonra 923 ilçede, ardından tekrar 81 ilde, il danışma kurullarıyla yerelde, ilçeden ile, sivil toplumla, sendikalarla, meslek örgütleriyle, kanaat önderleriyle çalışarak olgunlaşan raporları Ankara’ya yolladık.
Dünyaya, doğru zeminden ve doğru perspektiften bakan harika bir ekibin çalışmasıyla, başarılı sosyal demokrat programları inceledik; uygun kısımlarından yararlandık. 600 akademisyen, 600 örgüt temsilcisi ve gençlik ile kadın kollarımızın dışında 250 genç arkadaşımızla hep birlikte çalıştık. Gençlik ve kadın kollarının içine sinen, parti dışındaki gençleri ve kadınları da kapsayan, hepsini birden buluşturabilen bir çalışmayı tamamladık.
19 Eylül’de, genel başkanlarımızın Allah gani gani rahmet eylesin; Altan Abi oradan hepimize gurur ve özlemle bakıyor. Bir önceki kurultayı da birlikte, Saraçhane’de otobüsün üstünde birlikte gerçekleştirmiştik. Bu süreci yürütürken, delegelerden imza toplamak, toplanıp toplanmadığı tartışmaları gibi meseleleri değerlendirdik. Mevcut genel başkan, imza toplanmazsa aday olamaz; aday olanlar ise yüzde beşiyle aday olabilirler. Bu yöntem, tartışmaların önünü kesen, gerçek gündeme odaklanan bir uygulama oldu.
Genel başkanlarımızın önerisi ve delegelerimizin bunu tüzüğe koymasıyla, bu seneki kurultayımız 4–9 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi. 4 Eylül, Sivas Kongresi’nden, 9 Eylül ise hem ülkenin düşman işgalinden kurtuluşu, hem partimizin kuruluşu, hem de kapatılan partimizin yeniden kurulduğu güne atfen seçildi. 19 Eylül’de Kurtuluş Haftamızı, bir yıllık emeğin sonunda ortaya çıkan programımızı hep birlikte konuşarak ve tartışarak coşkuyla kutladık.
"Bu kurultay, partimizin muhalefetteki son kurultayıdır; iktidardaki ilk kurultayımız olacak"
Varsın olsun, ekranı ortadan ikiye böldüler. Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul’daki baba ocağına kayyum atadılar, 5.000 polisle saldırdılar. Bunu tam da, programımızı hep birlikte bu kurultaya yollayacak son halini verdiğimiz 8 Eylül gününde yaptılar.
Bize yapılan her provokasyona, her türlü saldırıya, bizi pozitif gündemden başka gündemlere çekmeye çalışanlara inat, sesi yükselttiğimiz gündü ama sözünü yükseltmenin, içeriğe önem vermenin ve bu ülkeyi yönetecek kadroların, bu ülkeyi yönetecek programın hazır olduğuna inancımızla, milletimizin hep karşısında kararlılıkla, hem cesaretle hem de metanetle durduk.
Şükürler olsun, dün hep birlikte sizlerden gelen talepleri de görerek, son metne, son komisyonda dahi doğru önerileri dikkate alarak ve haklı eleştirilere uyum yaparak metni buraya getirdik. Burada yapılan tartışmalardan sonra, oy birliğiyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 ilden gelen seçilmiş ve tüm doğal delegelerinin oy birliğiyle programımızı hazırladık. Bundan sonra, Cumhuriyet Halk Partisi bu salondan “Şimdi iktidar zamanı” diyerek ayrılmaya, iktidara yürümeye hazırdır.
Verdiğimiz değişim sözünün altını tüm bu adımları atarak doldurduk ve şimdi kadroları, tüzüğü, parti programı yenilenmiş, kendine güvenen bir parti olarak hep birlikte geleceğe yürüyor. Kimileri kazanmış, kimileri yenilgiyle tanışmamış bir kadroyuz ve size, bu kurultaydan geçen kurultaylı olduğu gibi bir söz vererek ayrılmayı ve bu sözü tutmayı, kendim için hayatımın onur meselesi sayıyorum.
Geçen kurultayda, bu salonda, 1970’lerde rahmetle andığımız Ecevit’in yaptığı gibi, yerel ve genel tüm seçimlerden partisini birinci çıkardığını gördük. Bizim de bunu başaracağımızı, eğer bunu başaramazsak, bu görevde kalmayacağımızı söylemiştim. Bu sözü verdikten 4–5 ay sonra, bu sözün ilk adımını atmak, bu sözü ilk sınavda tutmak nasip oldu.
Şimdi, burada, bu kurultaydan, 40. kurultayımızdan tarih önünde söz veriyorum: Bu kurultay, partimizin muhalefetteki son kurultayıdır; iktidardaki ilk kurultayımız olacak. Artık iktidar zamanıdır. Şimdi ders zamanıdır. Şimdi iktidar zamanıdır. İktidara yürüyoruz. Şimdi iktidar zamanı; gençlerin dediği gibi: iktidar, iktidar, iktidar.
Ayrıntılar geliyor..




