CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerine ilişkin yürütülen soruşturmada iddianame hazırlandı. Özgür Çelik, İnan Güney ve Rıza Akpolat dahil 10 kişi hakkında 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi. Hazırlanan iddianame hakkında konuşan CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Bir düzen kuruldu. iftira at kurtul düzeni" dedi.
İftira at kurtul düzeninden yararlanmak istiyor
Çelik'in açıklamaları şöyle:
"Neden düzenlendi bu iddianame? İki kişinin ifadelerinden kaynaklı. İki ayrı insan gidiyor savcılığa bir ifade veriyor ve bunların ifadelerinden sonra İstanbul Kongresi'yle ilgili bir soruşturma başlatıldı. Peki, kim bu insanlar? Bir tanesinin ismini hiç ağzıma almak istemiyorum, bir sosyal medya trolü. Aylardır CHP'li belediyeler hakkında, CHP'de görev yapan siyaset insanları hakkında mesnetsiz dedikoduları sosyal medyada paylaşan bir insan. Ağzıma almadığım kişinin ifadelerinin özeti şu; "Duyduğum kadarıyla, bildiğim kadarıyla şöyle şöyle olmuş", tamamen muğlak ifadeler, tamamen dedikodudan ibaret ifadeler. Gelelim ikinci kişiye. Kim bu ikinci kişi? Veli Gümüş isimli birisi. Bu 300 günlük operasyonlar kapsamında gözaltına alınmış, hakkında 50 yıllık iddianame düzenlenmiş ve bu 300 günlük zaman dilimi içerisinde, hep söylüyorum ya ben "bir düzen kuruldu. iftira at kurtul düzeni" bu iftira at kurtul düzeninden faydalanarak cezaevinden çıkabileceğini düşünüp, tamamen yalan ve iftira söylemlerle bir etkin pişmanlık ifadesi vermiş ve onun ifadeleriyle şu anda bu iddianame düzenlendi. Peki, ne diyor Veli Gümüş? Diyor ki; "İstanbul Kongresi'nde ben il delegesiydim, bana menfaat teklif edildi." Kimdi bu Veli Gümüş? Bakın. İstanbul Kongresi'nde iki liste yarıştı. Beyaz liste Özgür Çelik'in listesi, kırmızı liste Cemal Canpolat listesi. Kim Veli Gümüş biliyor musunuz? Tabii ki parti içindeki rekabetten bahsediyoruz, günün sonunda hepsi CHP'nin listeleri. Benim İstanbul Kongresi'nde rekabet içerisinde olduğum Sayın Cemal Canpolat'ın listesinde 18'inci sırada yönetici adayı olan kişi. "Bana menfaat teklif edildi" diyen kişi Cemal Canpolat'ın yani benim yarıştığım kişinin listesinde 18'inci sırada yönetim kurulu üyesi adayı olan bir kişi. Bu ifadelerle, rakip listede olan birisinin ifadeleriyle bir soruşturma başlatılacaksa Türkiye'de şöyle bir şeyin yolu açılmaz mı? Siyasi partiler listeler yarıştırıyor, spor kulüpleri listeler yarıştırıyor, sivil toplum kuruluşları listeler yarıştırıyor... O zaman şimdi kaybeden listelerdeki insanlar, kaybetmenin hırsıyla ve öfkesiyle gidip "Bana menfaat teklif edildi" dediklerinde buralara soruşturma mı açılacak? Kaldı ki sadece kaybetmenin hırsı ve öfkesi değil, hakkında 50 yıl iddianame düzenlenmiş, henüz yargılama süreci başlamamış, "iftira at kurtul" düzeninden faydalanmak isteyen bir kişi. Birinci boyut bu."
Tek kelime sesim yok
"İkincisi; bir ses kaydından bahsediliyor. "Bir ses kaydı vardı. Bu ses kaydının içerisinde birkaç kişi İstanbul Kongresi'ne yönelik konuşmalar yapmışlar". Bu ses kaydının içerisinde benim tek bir kelime sesim yok. Bu ses kaydının içerisinde... İnan Güney'i mesela ifadeye çağırdılar, henüz tutuklanmamıştı o zaman. İnan Güney'in fotoğrafını o ses kaydının üzerine görüntüye monte etmişler, İnan Güney'in ses kaydının içerisinde tek bir kelime ifadesi yok. İfadesini alan savcı kendisine diyor ki; "Ya başkanım, kusura bakma seni de buraya çağırdık ses kaydının içerisinde sesin yok senin ama üstünde fotoğrafın vardı, o yüzden çağırmak zorunda kaldık", yani fotoğraf montaj yapıldığı için Beyoğlu Belediye Başkanı ifadeye çağırıldı."