Ankara’da mülakat mağduru öğretmenler ile özel sektör öğretmenleri 14 Haziran Pazar günü Güvenpark’ta bir araya gelerek Meclis’e yürümek istemeleri üstüne polis müdahalesiyle karşılaştı. Gözaltına alınan 41 öğretmen akşam saatlerinde serbest bırakıldı. 15 Haziran Pazartesi günü Kurtuluş Parkı’nda bir araya gelen öğretmenlere yine polis müdahale etti.
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali’nin de aralarında olduğu çok sayıda kişi gözaltına alındıktan sonra akşam saatlerinde serbest bırakıldı. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin çağrısıyla, öğretmenlere verilen sözlerin tutulması talebiyle başlatılan eylem Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası önünde sürdürüldü.
15 Haziran Pazartesi akşamı sendika önünde yapılan açıklamada öğretmenlerin süresiz açlık grevine başladıkları duyuruldu. Peki, öğretmenleri açlık grevine kadar götüren talepleri neler?
Güvenceli çalışma Öğretmenlerin yaşadığı sorunların başında “güvencesizlik” geliyor. Her yıl yenilenip yenilenmeyeceği belirsiz sözleşmeler, öğretmenleri kalıcı bir güvencesizlik döngüsünün içine hapsediyor. Bu belirsizlik yalnızca işlerini koruyup koruyamayacaklarıyla sınırlı değil; aynı zamanda nasıl davranmaları, hangi talepleri dile getirip getirmemeleri gerektiğini de belirliyor. Yaz aylarında fiilen işsiz bırakılmaları, saatlik ücretlendirme sistemi ve ek ders gelirlerinin öngörülemezliği, öğretmen emeğini süreklilikten uzaklaştırıyor. Bu tablo olumsuz ekonomik sonuçların yanı sıra öğretmenlerin meslekleriyle kurdukları ilişkiyi de dönüştürüyor.
Her yıl yeniden iş bulma kaygısıyla yaşayan, bir sonraki eğitim döneminde çalışıp çalışamayacağını bilmeyen öğretmenler için meslek, yerini, geleceği belirsiz koşullar altında ayakta kalma mücadelesine bırakıyor. Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ile mülakat mağduru öğretmenlerin sürdürdüğü süresiz açlık grevine katılan öğretmenlerden biri olan Betül Koca, DW Türkçe’den Pelin Ünker’e verdiği demeçte meslek hayatı boyunca düzenli ve güvenceli bir çalışma düzeni kuramadığını söylüyor. Eğitim dönemleri sona erdiğinde binlerce öğretmen gibi yeniden iş aramak zorunda kaldığını belirtiyor.
Özel okullarda ve kurslarda çalışan öğretmenlerin önemli bölümünün 9 ya da 10 aylık sözleşmelerle çalıştırıldığını belirten Koca, eğitim dönemi sona erdiğinde sözleşmelerin de sona erdiğini anlatıyor. Koca’ya göre her yıl yeniden iş aramak, yeni sözleşme beklemek ve işsiz kalma ihtimaliyle yaşamak öğretmenleri yalnızca ekonomik olarak değil psikolojik olarak da yıpratıyor. Bu belirsizliğin yıllar içinde bazı öğretmenleri meslekten uzaklaştırdığını belirtiyor.
Taban maaş
Öğretmenler, taban maaş hakkının geri getirilmesini talep ediyor. 2014 yılında Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda yapılan değişiklikle kaldırılan düzenleme, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin kamudaki meslektaşlarından daha düşük ücret almasını engelliyordu.
Sendikaya göre bu düzenlemenin kaldırılmasının ardından ücretler önemli ölçüde geriledi. Dün açlık grevindeki öğretmenleri ziyaret eden CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel de konuya değinerek, 2014 yılına kadar taban ücret uygulamasının olduğunu, böylece özel sektörde çalışan öğretmenlerin devlet okulunda çalışan öğretmenlerden daha düşük maaş almasının önüne geçildiğini hatırlattı.
Bu uygulamanın bir düzenleme ile kaldırılmasının ardından öğretmen maaşlarında gelir adaletsizliğine dikkat çeken Özgür Özel, şu an asgari ücretin altında bile maaş alan öğretmenler olduğunu söyledi. Konuya ilişkin Kısa Dalga’ya “Özel sektör öğretmenlerinin taban maaş mücadelesi” başlıklı yazı kaleme alan Hasan Aydın şöyle diyor: “2014 yılında eğitim kurumu patronlarının isteği ve Meclis’teki yasa yapıcılarının kararıyla, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nun 9. madde 2. fıkrasında yer alan taban maaş hakkı iptal edildi. Böylece özel sektör öğretmenlerinin kamudaki meslektaşlarıyla aynı maaş almasını sağlayan taban maaş hakkı ellerinden alınmış oldu. Bu hakkın iptalinden itibaren geçen 11 yıl boyunca, özel sektör öğretmenlerinin çoğunluğu asgari ücret düzeyindeki maaşlarla zor koşullarda yaşamaya mahkum edildi.
Sayıları her yıl artan fakat ataması yapılmayan yüzbinlerce öğretmenin emeği, özel eğitim kurumları (özel okul, kurs merkezleri) piyasasının acımasız koşullarına sunuldu.” Hasan Aydın aynı yazısında Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 11 Temmuz 2023 tarihinde katıldığı bir canlı yayınında “Kurslardaki öğretmenlerin büyük çoğunluğu, herhangi bir sınava girip başarılı olmuş değiller. Benim öğretmenimin girdiği KPSS sınavında başarılı olmadığı için orada öğretmenlik yapıyor” diyerek ataması yapılmayan öğretmenleri bilgi açısından yetersizlikle suçlayıp itibarsızlaştırmaya çalıştığına, bu durumun Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve üyelerinin tepkisine neden olduğuna dikkat çekmişti. 14 Mayıs 2024 tarihli Resmî Gazete’de Millî Eğitim Bakanlığı’nın sözleşmeli öğretmen istihdamı yönetmeliğindeki değişiklik yayımlandı. Buna göre atamalarda KPSS puanının yüzde 50’si, mülakat puanının da yüzde 50’si alınması kararlaştırıldı. Eğitim sendikaları, sınavdan düşük puan alanların mülakata çağrılacağını belirterek uygulamaya karşı dava açacaklarını duyurdu.
Sigorta sorunları
Öğretmenlerin bir diğer sorunu da sigorta adaletsizliği. Öğretmenler kimi zaman sigortasız çalıştırılırken, kimi zaman da yalnızca birkaç günlük sigortalı gösteriliyorlar. Mevcut uygulamada ücretli öğretmenlerin sigortalarının 30 gün yatırılabilmesi için haftada 40 saate yakın derse girmesi gerekiyor. Ancak mevzuat gereği ücretli öğretmenlere haftada en fazla 30 saat ders verilebildiği için bu durum fiilen mümkün olmuyor. Bu nedenle ücretli öğretmenlerin sigortaları çoğu zaman ayda 15–20 gün üzerinden yatırılıyor, emeklilik ve sosyal güvenlik haklarına erişimleri zorlaşıyor. Açlık grevine katılan öğretmenlerden Betül Koca, konuya ilişkin DW’ye verdiği röportajda 11 yıllık öğretmen olmasına karşın sigortasız veya iki üç günlük sigortalarla çalıştırıldığını, bu durumun da emeklilik hakkını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Koca, bazı kurumlarda öğretmenlerin ayrıca bazı kurumlarda maaşların bir bölümünün elden ödendiğini, bu nedenle çalışma koşullarının ve ücretlerin kayıt altına alınamadığını dile getiriyor. Koca, denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu savunuyor. “Ne ara işten çıkıyorum ne ara işe giriyorum, bunlar ispatlanamıyor. Elden maaş alıyorum ispatlanamıyor.”
Ankara’da Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın yanı sıra Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğretmen atamalarında uyguladığı mülakat sistemi nedeniyle hak kaybına uğrayan öğretmenler de süresiz açlık grevinde.
Özgür Özel, açlık grevindeki öğretmenleri ziyaretinde mülakat konusunda şunları söyledi: “2023 seçimlerine doğru gidiliyordu. Muhalefet partileri, yapılan haksızlıklara karşı ‘mülakata son’ kampanyası yapıyorlardı, ‘Biz iktidar olduğumuzda mülakatı kaldıracağız’ diyorlardı. Bu büyük bir destek gördü. Çünkü mülakatlar büyük haksızlıklar yaratıyordu.
Sayın Erdoğan da ‘Biz de mülakatı kaldırıyoruz’ dedi. Buradaki arkadaşlar, eğer Sayın Erdoğan’ın söz verdiği gibi mülakat yapılmasaydı yani yazılı sınav sonuçlarına göre mülakat yapılmasaydı bin 611 öğretmen o günden beri sınıflarına, öğrencilerine kavuşmuş olacaklardı. Ama maalesef seçimden sonra önce bir sessizlik dönemi, sonra ‘Efendim mülakat gibi mülakat yapacağız’ lafları derken, mülakat yaptılar. Hem de öyle bir mülakat yaptılar ki örneğin bazı şehirlerdeki heyetler ‘Hemşehrilerimize iyilik olsun’ diye beş tam puan verdi, bazı şehirlerdeki heyetler titiz davrandı ve daha düşük puan verdi. Hakkı olanlar, 1611 kişi geriye düştü ve elendi."





