Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP kurultaylarını iptal eden ve yönetimi tedbiren eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na devreden kararına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’tan detaylı bir değerlendirme geldi. Yavaş, kararın hukuki boyutunu eleştirirken parti yönetimine de izlenmesi gereken yol haritası hakkında çağrıda bulundu.
Açıklamasında mahkemenin karar verme şekline ve yetki sınırlarına dikkat çeken Mansur Yavaş, ceza davaları henüz sonuçlanmadan "seçime hile karıştırıldığı" yönünde bir kanaat oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etti. Anayasa’nın 79. maddesini hatırlatan Yavaş, şu ifadeleri kullandı:
"Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yetkisindedir ve YSK kararları kesindir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz. Mahkemenin ceza davaları sonuçlanmamışken bu yönde bir kanaat ortaya koyması, ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir."
"Amaç ana muhalefeti etkisiz hale getirmek"
Hukuk devletinde yargı kararlarının yok sayılamayacağını ancak bu süreçlerin siyasi partileri tasfiye etmenin bir aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirten Yavaş, kararın zamanlamasına ve amacına yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:
"Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir. Bu tablo toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer."
Erken seçim uyarısı ve kongre çağrısı
Ekonomik ve toplumsal gündemin yoğunluğuna işaret eden ve iktidarın önümüzdeki dönemde bir baskın seçim hamlesi yapabileceğini belirten Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, gerilimi tırmandırmamak adına sükûnet çağrısında bulundu. Yavaş, krizden çıkış yolu olarak şu öneriyi sundu:
"Yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir. Bugün ihtiyaç duyulan şey; tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir."
Yavaş'ın açıklaması şu şekilde:
"Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir. Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez. Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir. Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz. Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez. Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir. Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer. Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir. Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız. Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır. Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir."
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
— Mansur Yavaş (@mansuryavas06) May 21, 2026
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur…⁰Henüz…




