Araştırmacı-yazar Memiş Okuyucu, Elips TV'de Dursun Erkılıç'ın hazırlayıp sunduğu ‘İşimiz/Gücümüz’ programında Ankara'nın binlerce yıllık tarihini anlattı. Yaşayan Ankara’yı yazdığı "Yaşadıkça Ankara" kitabında yer alan bilgilerden ve araştırmalarından örnekler veren Okuyucu, Ankara'nın sadece Cumhuriyet'in başkenti değil, Anadolu'nun en köklü medeniyet merkezlerinden biri olduğunu söyledi.
"Ankara'nın tarihi binlerce yıl öncesine uzanıyor"
Ankara'nın tarihinin Cumhuriyet'le başlatılamayacağını belirten Memiş Okuyucu, şehrin geçmişinin tarihi zamanlara dayanmakla beraber 1071 Malazgirt’ten sonra Selçuklu ve 1352’de de Osmanlı egemenliğine geçtiğini anlattı. Bu geçişin o zaman için tarihe yön veren bir belirleyiciliği olmuştur. O tarihte daha büyük beylikler varken bir çeşit Ahiler Cumhuriyeti olan zamane idaresi Osmanlı’ya iltihak etmeyi tercih ediyor. Bu tercih tarihe yön veren bir geçiş olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadar uzanan kesintisiz bir medeniyet yolculuğu olduğunun bu akışın eseri olduğunu ifade etti.
Ankara'nın Anadolu'nun merkezinde yer almasının tarih boyunca şehri önemli kıldığını dile getiren Okuyucu, Selçuklularla birlikte maddi ve manevi Türk izi vurulduğunu söyledi. Ayrıca ticaret yollarının kesişme noktasında bulunan kentin ekonomik ve kültürel açıdan her dönem öne çıktığını kaydetti.
Hacı Bayram, Ankara'nın ve Anadolu Osmanlı coğrafyasının manevi kimliğini oluştururken;
Nagehan ol şâra vardım
Ol şârı yapılır gördüm
Ben dahi bile yapıldım
Taş u toprak arasında
Demiştir.
Şehrin tarihini anlamak isteyenlerin ilk duraklarından birinin Hacı Bayram çevresi olması gerektiğini belirten Okuyucu, Hacı Bayram Veli'nin Ankara'nın yalnızca dini hayatına değil, sosyal yapısına ve şehir kültürüne de yön verdiğini anlattı.
Okuyucu, Hacı Bayram’ın Ankara'nın kültürel sürekliliğinin simgesi olduğunu söyledi.
Okuyucu ayrıca, İstanbul’un fethinin Ankara’dan başladığını anlattı. Hacı Bayram Veli’nin Osmanlı Anadolu coğrafyasında Ankara’da ilk defa bu coğrafya kökenli tarikati kurduğunu, velayeti de bu şekilde Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya taşıdığını anlattı. Padişahın kendisini iki kere payitaht Edirne’ye davet ettiğini belirtti. Bir alim olarak kendisine itibar eden devrin Padişahının İstanbul’un fethiyle alakalı ısrarlı sorusuna Hacı Bayram: ‘’Sizin beşikteki şehzade ve bizim kapıdaki köse (Ak Şemsettin’i işaret ediyor.) bu işi yapacaklar’’ diyor. Bunun üzerine padişah Osmanlı tarihinde bir ilk olmak üzere tahtından gönüllü feragat edip on dört yaşındaki oğlu Sultan 2. Mehmet’i tahta çıkarıyor. Hacı Bayram Veli’nin talebesi Ak Şemsettin Sultan 2. Mehmet’in itibar ettiği ilim adamı ve manevi fetih önderi oluyor. Hacı Bayram’ın tarikatinden yirmi bin mürit de İstanbul’un fetih kuşatmasına katılan tek tarikat oluyor. Böylelikle İstanbul’un fethine giden yol Ankara’dan başlamış oluyor.

Tarihî eserler Ankara'nın hafızası
Hacı Bayram Veli Camisi, Ankara Kalesi, kale içindeki Alaattin Camisi, Arslanhane Camii ve eski tarihi Ankara evleri, Mahmut Paşa Bedesteni(Anadolu Medeniyetleri Müzesi), Sulu Han, Tacettin Sultan Camii ve İstiklâl Marşının yazıldığı bitişik konak ev yalnızca tarihî yapılar olmadığını belirten Okuyucu, bu eserlerin şehrin hafızasını bugüne taşıyan canlı eserler olduğunu kaydetti. Son yıllarda Ankara’nın tarihi kimliğine uygun olarak yeniden canlandırılan Hamamönü evleri ve Altınköy’ün de tarihi Ankara kimliğine ve hafızasına çok kıymetli hizmetler olduğunu belirtti.
Tarihî yapıların korunmasının yalnızca taşları muhafaza etmek anlamına gelmediğini ifade eden Okuyucu, aynı zamanda şehir kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması açısından da büyük önem taşıdığını söyledi.
Kale, bütün medeniyetleri aynı anda gösteriyor
Ankara Kalesi'nin şehrin geçmişini en iyi anlatan mekânlardan biri olduğunu vurgulayan araştırmacı-yazar, kaleden bakıldığında Roma'dan Selçuklu'ya, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e kadar uzanan tarihî katmanların aynı panorama içinde görülebileceğini ifade etti.
Okuyucu, Ankara'nın tarih boyunca doğu ile batıyı, ticaretle kültürü ve devlet geleneğiyle halk yaşamını buluşturan önemli bir merkez olmayı sürdürdüğünü sözlerine ekledi.
Ulus, Ankara'nın yaşayan tarih hafızasıdır
Ulus'un Ankara'nın tarihî çekirdeğini oluşturduğunu belirten Okuyucu, Taş Han’la başlayıp yerine inşa edilen Sümerbank binası, Muallim Mektebi olarak yapılıp sonra Maarif Vekaleti olan ve 1947’de yanan ve yerine yapılan bugünkü Ulus Avlulu Çarşı, Ankara Kalesi, Hacı Bayram, Birinci Meclis ve çevresindeki tarihî dokunun yalnızca turistik alanlar değil, Türkiye'nin ortak hafızasını oluşturan mekânlar olduğunu söyledi.
Ankara'yı tanımanın yolunun önce Ulus'u anlamaktan geçtiğini ifade eden Okuyucu, tarihî merkezin korunmasının gelecek kuşaklara karşı önemli bir sorumluluk olduğunu vurguladı.
Memiş Okuyucu, Ankara’da meydana gelen 1916 ve 1929 yangınları, 1947 Maarif Vekaleti binası yangını, 1 şubat 1963 Ulus Uçak Kazasının şehir hafızasında derin izler bıraktığını hatırlattı. Ayrıca Müştak Baba’nın yüz yıl önce Ankara’nın başkent oluşuna tarih düşen şiirinin de bilinmesi gerekir. Ankara’daki tek Mimar Sinan eseri Cenabı Ahmet Paşa Camisi, seymenlik ruhu ve kültürü ile Ankara’nın zengin tarih, kültür ve folklorünün de şehre değer ve anlam kattığının bilinmesi gerekir, diye ekledi.


