Dünyada her yıl 10 milyon insanın ölümüne neden olan kanser, en büyük küresel sağlık sorunlarından biri olmayı sürdürüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, 2050’de dünyadaki yeni kanser vakalarının 35 milyonu bulacağı öngörülüyor.

Dünya çapında en sık teşhis edilen kanser türünün akciğer kanseri olduğu ikinci sırada ise kadınlarda meme kanserinin öne çıktığı belirtiliyor. 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası’nda Genel Cerrah Prof. Dr. Aybala Yıldız ile meme kanseri ile ilgi merak edilen konuları konuştuk.

Türkiye'de her 12 kadından birinin meme kanserine yakalanma istatistiği, bu kanser türünün ülkede ne kadar yaygın olduğunu göstermektedir.  Prof. Dr. Aybala Yıldız, Meme kanseri konusunda bilgi sahibi olmanın, erken teşhis ve etkili müdahale için hayati önem taşıdığını belirterek meme kanserinin nedenlerini ve kanserden korunma yöntemlerini anlattı.

Yıldız, “Meme kanseri, dünya çapında en çok tespit edilen kanser türlerinden biri olmuş durumda ve bunun birkaç nedeni var: Erken teşhis ve tarama programlarının artması, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerdeki değişiklikler, hormonal Faktörler, genetik ve ailesel yatkınlık, meme kanseri de yaşla birlikte riski artan kanser türlerinden biridir. Meme kanseri hakkındaki artan farkındalık ve daha gelişmiş teşhis yöntemlerinin kullanılması, bu kanser türünün daha sık tespit edilmesine yol açmaktadır.

Meme kanserinin dünya genelinde en çok tespit edilen kanser olmasının altında yatan nedenler, hem bireysel sağlık alışkanlıklarını hem de toplumun genel sağlık politikalarını etkileyen çok boyutlu faktörlerdir. Bu durum, meme kanseriyle mücadelede erken teşhisin yanı sıra risk faktörlerinin yönetilmesi ve önlenmesi stratejilerinin önemini artırmaktadır. Kadınlarda yaş ilerledikçe risk faktörü artıyor. Obezite, düşük fiziksel aktivite, alkol tüketimi ve sağlıksız beslenme meme kanseri riskini artırabilir ” dedi.

 “Meme kanseriyle mücadelede, düzenli meme muayenesi ve gerektiğinde mamografi taramalarının önemi büyüktür”

“Memede elle hissedilen kitle, en yaygın belirtilerden biridir” diyen Yıldız, diğer belirtileri de şu şekilde sıraladı:

“Memede kızarıklık, pütürlülük veya çekinti gibi cilt değişiklikleri, meme başında içeriye doğru çekilme, şekil değişikliği veya yön değişikliği, kanlı veya berrak akıntı, koltuk altında ağrı, meme başında kabuklanma veya pullanma olarak sıralayabiliriz.

Meme kanserinin belirtileri her kadında farklılık gösterebilir ve yukarıdaki belirtiler her zaman kanser anlamına gelmez. Ancak, bu belirtilerden herhangi birini fark eden kadınların, erken teşhis ve tedavi imkânlarını artırmak amacıyla vakit kaybetmeden bir sağlık profesyoneline başvurması önemlidir. Meme kanseriyle mücadelede, düzenli meme muayenesi ve gerektiğinde mamografi taramalarının önemi büyüktür.”

Whatsapp Image 2024 03 30 At 12.03.56 Pm

Genel Cerrah Prof. Dr. Aybala Yıldız

“İyi huylu meme kitleleri, dokunulduğunda genellikle ağrısızdır ve sıklıkla kendi kendilerine çözülebilir”

Memedeki her kitlenin kansere dönüşmeyeceğini vurgulayan Yıldız, “Meme dokusunda oluşabilecek kitlelerin büyük bir kısmı iyi huylu (benign) olup, kansere (malign) dönüşme riski taşımaz. Bu iyi huylu kitleler, çoğu zaman sağlık için ciddi bir tehdit oluşturmaz ve herhangi bir kanser belirtisi göstermez. İyi huylu meme kitleleri, dokunulduğunda genellikle ağrısızdır ve sıklıkla kendi kendilerine çözülebilir veya stabil kalabilirler. Ancak, bazı durumlarda tedavi gerektirebilirler. O bakımdan meme cerrahisi ile ilgilenen bir profesyonelin ayırıcı tanı için değerlendirme yapmasında büyük fayda vardır.”

“Mamografi gibi tarama yöntemleri ve düzenli doktor kontrolleri, erken teşhisi mümkün kılar”

Erken teşhis ve tedavi, meme kanseriyle mücadelede hayati önem taşımakta. Erken teşhisin öneminden bahseden Yıldız,  “Erken aşamada teşhis edilen meme kanseri, genellikle daha başarılı tedavi seçeneklerine sahiptir ve hasta için sağ kalım oranlarını önemli ölçüde artırır. Erken teşhis, kanserin daha küçük ve yayılmamış olması anlamına gelir, bu da tedavinin daha az invaziv ve daha etkili olabileceği anlamına gelir. Mamografi gibi tarama yöntemleri ve düzenli doktor kontrolleri, erken teşhisi mümkün kılar.

Meme kanseri riskini azaltmak mümkündür, ancak tamamen ortadan kaldırmak her zaman mümkün olmayabilir. Riski azaltma yolları arasında sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme, alkol tüketimini sınırlamak ve obeziteden kaçınmak bulunur. Ayrıca, hormon tedavileri ve doğum kontrol haplarının riskli kullanımı konusunda dikkatli olmak gerekir. Genetik yatkınlığı olan bireyler, genetik danışmanlık ve düzenli tarama programları ile risklerini yönetebilirler. Bu stratejiler, riski azaltmaya yardımcı olabilir ve erken teşhis şansını artırabilir” açıklamasında bulundu.

“Meme kanseri riski yaş ile birlikte artar, ancak her yaş grubundaki kadınlar risk altında olabilir”

Aile hikâyesinde meme kanseri olan kadınların risk grubu arasında olduğunun altını çizen Yıldız, “Meme kanseri riskini etkileyen faktörler arasında genetik yatkınlık önemli bir yer tutar. Özellikle birinci derece akrabaları (anne, kız kardeşi, kızı) meme kanseri olan kadınların, kanseri geliştirme riski daha yüksektir. Bu risk, ailede birden fazla kişi etkilenmişse daha da artar. Meme kanseri riski yaş ile birlikte artar, ancak her yaş grubundaki kadınlar risk altında olabilir. Düzenli kontrollerin önemi, yaş grubuna göre değişiklik gösterse de, genel anlayış, erken teşhisin tedavi başarısını önemli ölçüde artırabileceği yönündedir.

20’li ve 30’lu yaşların önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Yıldız, yaşa göre kontrol sıklığını anlattı:

 “Genç kadınların kendi kendine meme muayenesi yapması önerilir. Bu yaş grubundaki kadınlar, herhangi bir değişiklik veya anormallik fark ettiklerinde doktora başvurmalıdır. Aile hikâyesi gibi yüksek risk faktörleri olanlar, doktorlarıyla daha erken ve daha sık tarama konusunu görüşmelidir. 40 yaşından itibaren kadınlara her yıl veya iki yılda bir mamografi taraması yapılması önerilmektedir.  Ancak, kişisel risk faktörlerine göre bu yaş daha erken olabilir. 50-74 yaş arası kadınların en az iki yılda bir mamografi taraması yaptırması genel olarak önerilir. Yüksek risk taşıyan kadınlar için daha sık tarama gerekebilir”

MSB: Irak'ın kuzeyinde 6 terörist etkisiz hale getirildi MSB: Irak'ın kuzeyinde 6 terörist etkisiz hale getirildi

Whatsapp Image 2024 03 30 At 12.03.57 Pm

“Yapay zekâ, özellikle meme kanserinin erken teşhisi, risk değerlendirilmesi ve tedavi planlamasında önemli rol oynamaktadır”

Meme kanseri tanısı alan hastalarda memenin tamamının alınmasının (mastektomi) her zaman gerekli olmadığını vurgulayan Yıldız,   meme koruyucu cerrahi uygulamalarından ve yapay zekâ teknolojisinden bahsetti;

“Tarama metodlarının daha yaygın ve sürekli kullanılması ile sayısı artan erken teşhis imkânları, günümüzde hastalarımızın büyük çoğunluğuna meme koruyucu cerrahi uygulamamıza imkân sağlamakta. Yapay zekâ (AI) teknolojisi, meme kanseri dâhil olmak üzere sağlık alanında birçok alanda kullanılmaktadır ve meme kanserini önlemeye yönelik çalışmalar da bu teknolojinin yardımıyla yürütülmektedir. Yapay zekâ, özellikle meme kanserinin erken teşhisi, risk değerlendirilmesi ve tedavi planlamasında önemli rol oynamaktadır. Bu alanlarda yürütülen çalışmaları şu şekilde özetleyebiliriz:

-Yapay zekâ, mamografi görüntülerinin analizinde kullanılarak, radyologların küçük ve zor fark edilen lezyonları tespit etmesine yardımcı olur. AI tabanlı sistemler, görüntülerdeki anormallikleri tespit etmede yüksek doğruluk oranları göstermiş ve bazı durumlarda insan gözünden kaçabilecek detayları bile belirleyebilir.

-Yapay zekâ, hastanın genetik bilgileri, yaşam tarzı ve diğer sağlık verilerini analiz ederek, bireysel meme kanseri riskini değerlendirebilir. Bu, yüksek risk altındaki bireylerin erken tespitini ve proaktif önlemler alınmasını sağlar.

-AI, hastanın tıbbi geçmişi, kanserin genetik özellikleri ve mevcut tedavi yanıtları gibi çeşitli faktörleri değerlendirerek, en etkili tedavi yöntemini önermede kullanılabilir. Bu, tedavinin kişiselleştirilmesine ve potansiyel olarak daha iyi sonuçlara yol açabilir.

-Yapay zekâ tabanlı araçlar, tedavi sürecinde hastanın durumunu izlemek ve olası nüksleri erken aşamada tespit etmek için de kullanılabilir”

Muhabir: Sibel Yazıcı