Marmara Gölü’nün 5-6 yıl aranın ardından yeniden su tutmaya başlaması hem bölge halkını hem de sektör temsilcilerini sevindirdi. Bekir Başevirgen, göldeki son durumu yerinde inceleyerek, “Marmara Gölü siyaset üstü bir konudur. Bu göl tekrar yaşasın, başka bir derdimiz yok” dedi.
Manisa’nın Salihli, Saruhanlı ve Gölmarmara ilçeleri sınırlarında yer alan ve “Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan” olarak tescillenen gölün kuruması, bölgede ciddi ekolojik ve ekonomik kayıplara yol açmıştı.
Kuraklık ekosistemi ve yaşamı derinden etkiledi
Gölün kurumasıyla birlikte bölgedeki ekosistem büyük zarar gördü. “Kuş cenneti” olarak bilinen alanda yaklaşık 400 su kuşu göç yollarını değiştirdi. Balıkçılıkla geçinen birçok vatandaş bölgeden ayrılırken, tarım arazilerinde verim kaybı ve iklimsel olumsuzluklar da arttı.
Yıllar sonra yeniden su tutmaya başlayan göl, bölge için yeniden umut kaynağı oldu.
Erdal Ziyan, gölün yeniden dolmasının tarım açısından kritik önemde olduğunu belirterek, gölün su seviyesinin artmasının çevresindeki tarım arazilerine doğrudan katkı sağlayacağını söyledi.
Ziyan, Gördes Barajı ve Demirköprü Barajı’ndan sağlanacak su desteğiyle gölün kısa sürede eski seviyesine ulaşabileceğini ifade etti. Ayrıca planlanan projeler kapsamında farklı su kaynaklarından göle takviye yapılmasının gündemde olduğunu aktardı.
Gölün sulama açısından da büyük önem taşıdığını belirten Ziyan, sulama kanalları aracılığıyla Menemen Ovası’na kadar su sağlandığını vurguladı.
Göl kurumadan önce geçimini balıkçılıkla sağlayan bölge sakinleri ise yaşadıkları değişimi çarpıcı sözlerle anlattı. Yıllarca gölden elde edilen balıkla geçindiklerini belirten bir vatandaş, gölün kurumasıyla birlikte hem tarımın hem de günlük yaşamın olumsuz etkilendiğini ifade etti.
“Biz bu gölden doyuyorduk. Balığımız da vardı, mahsulümüz de çok güzeldi. Burası cennet gibiydi” sözleriyle geçmişi anlatan bölge sakini, gölün yeniden canlanmasının kendileri için hayati önem taşıdığını dile getirdi.
Balıkçılık bitti, yevmiyeli iş başladı
Bir diğer vatandaş ise gölün kurumasıyla birlikte balıkçılığın tamamen sona erdiğini belirterek, artık tarım işlerinde yevmiyeli çalışmak zorunda kaldıklarını söyledi. Gölün geçmişte çevredeki bağ ve bahçeleri de koruduğunu ifade eden vatandaş, son yıllarda don olaylarının arttığına dikkat çekti.
Marmara Gölü’nün korunmasının siyasi tartışmaların ötesinde bir konu olduğunu vurgulayan Başevirgen, tüm paydaşların ortak hareket etmesi gerektiğini belirtti. Gölün yeniden eski günlerine kavuşmasının bölge ekonomisi ve doğa için hayati önem taşıdığı ifade edildi.





