Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’a göre gerekli adımlar atılmazsa kıta, küresel denklemde etkisiz bir aktöre dönüşebilir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yedi Avrupa gazetesine verdiği ortak röportajda Avrupa Birliği’nin geleceğine ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. 12 Şubat’ta düzenlenecek AB zirvesi öncesinde konuşan Macron, Avrupa’nın ekonomik ve siyasi bir kırılma noktasında olduğunu vurgulayarak, kıta genelinde “jeopolitik ve jeo-ekonomik olağanüstü hal” ilan edilmesi çağrısında bulundu.
Macron, Avrupa’nın rekabet gücünü artırmaması halinde ABD ve Çin gibi küresel aktörler tarafından “bir kenara itileceğini” savundu. Avrupa’nın kendi ekonomisine yatırım yapmadığını, büyümenin önündeki engelleri yeterince hızlı kaldıramadığını dile getiren Fransız lider, mevcut tabloyu “sessiz bir çöküş riski” olarak tanımladı.
Dört maddelik kurtuluş reçetesi
Macron’un Avrupa’yı bu darboğazdan çıkarmak için sunduğu plan dört temel başlıkta toplanıyor. İlk adımda, AB’nin karmaşık ve ağır bürokratik düzenlemelerinin sadeleştirilmesini öneren Macron, ikinci olarak tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Özellikle Amerikan doğalgazı ve bulut bilişim hizmetlerine olan bağımlılığın azaltılmasını isteyen Macron, Euro’nun uluslararası ticarette daha güçlü bir para birimi haline gelmesini hedefliyor.
Üçüncü başlıkta çelik, kimya ve savunma gibi stratejik sektörlerde “Avrupa önceliği” ilkesinin benimsenmesini gündeme getiren Fransız lider, kamu alımlarında yerli üretimin desteklenmesini talep ediyor. Son olarak ise, Mario Draghi’nin 2024 tarihli raporuna atıfla, savunma, yeşil teknoloji ve yapay zekâ için “gelecek nesil Euro tahvilleri” çıkarılmasını ve inovasyona büyük ölçekli yatırımlar yapılmasını öneriyor.
Birlik içinde görüş ayrılıkları
Macron’un acil eylem çağrısı bazı Avrupa liderlerinden destek görse de, öneriler AB içinde tartışmaları da beraberinde getirdi. Almanya, İtalya ve Belçika liderlerinin zirve öncesinde ayrı bir ön toplantı yapma kararı, görüş ayrılıklarının derinliğini ortaya koydu. Baltık ve Kuzey ülkeleri ile Hollanda, “Avrupa önceliği” yaklaşımının kıtayı korumacı bir çizgiye sürükleyerek yatırımları azaltabileceği endişesini taşıyor.
Siyasi risk danışmanlığı şirketi Eurasia Group, Fransa’nın yaklaşımını “stratejik özerklik söylemiyle örtülmüş korumacılık” olarak yorumlarken, Macron bu eleştirileri reddediyor. Amacının Avrupa şirketlerine adil rekabet koşulları sağlamak olduğunu vurgulayan Fransız lider, savunma alanında da iş birliği mesajı veriyor. Geleceğin Savaş Hava Sistemi (FCAS) projesine bağlılığını yineleyen Macron, Avrupa’nın güvenlikte de kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini savunuyor.
Görev süresinin bitimine 15 ay kalan ve parlamentoda çoğunluğunu kaybetmiş bir lider olarak Macron’un manevra alanı sınırlı. Ancak Avrupa başkentlerinde hâkim olan ortak kanaat, Fransız liderin altını çizdiği gerçek: Avrupa için karar anı yaklaşıyor ve zaman hızla daralıyor.




