Birleşik Arap Emirlikleri, 1 Mayıs itibarıyla Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve OPEC+ üyeliğinden ayrılacağını açıkladı. 1967’den bu yana örgütün en etkili üyelerinden biri olan ülkenin bu kararı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir dönüşüm olarak değerlendiriliyor.
Abu Dabi yönetimi, kararın uzun vadeli enerji politikaları ve değişen küresel dengeler doğrultusunda alındığını duyurdu.
“OPEC kıskacından kurtulma” hamlesi
Türkiye Gazetesine konuşan Uluslararası İlişkiler Uzmanı Cantürk Caner, BAE’nin bu adımını “OPEC kıskacından kurtulma” çabası olarak nitelendirdi.
Caner’e göre BAE, üretim kotalarına bağlı kalmak yerine petrol gelirlerini artırarak Afrika Boynuzu, Libya ve Sudan gibi bölgelerdeki jeopolitik etkisini genişletmeyi hedefliyor. Ayrıca ülkenin, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu’daki çatışmalarla şekillenen yeni dünya düzenine uyum sağlamak için daha bağımsız bir politika izlediği ifade ediliyor.
2025 itibarıyla günlük yaklaşık 5 milyon varil üretim kapasitesine ulaşan BAE, OPEC kotaları nedeniyle 3 milyon varil seviyelerinde üretim yapıyordu.
Caner’e göre bu ayrılık, ülkenin üretimini fiilen iki katına çıkarma ve enerji gelirlerini maksimize etme fırsatı sunuyor. Bu stratejinin, BRICS ülkeleriyle daha esnek enerji anlaşmaları yapılmasının önünü açabileceği belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı kritik risk unsuru
Ancak uzmanlar, üretim artışının tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekiyor. Küresel petrol ticareti açısından hayati öneme sahip Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası aksaklıkların, BAE’nin ihracat planlarını sekteye uğratabileceği ifade ediliyor.
Caner, bu nedenle BAE’nin Suudi Arabistan ve Umman ile ilişkilerini güçlendirmek zorunda kalabileceğini belirtti.
Bölgesel rekabet kızışabilir
BAE’nin bu hamlesinin, başta Katar ve Suudi Arabistan olmak üzere bölgedeki rakipleriyle yeni gerilimlere yol açabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre, artan finansal güç sayesinde BAE’nin Afrika ve Orta Doğu’daki etkisini artırma çabası, bölgesel güç dengelerinde yeni kırılmalar yaratabilir.
Caner, BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının Türkiye’nin enerji tedarikini doğrudan etkilemeyeceğini belirtti. Türkiye’nin başlıca tedarikçilerinin Irak, Rusya ve Azerbaycan olduğu hatırlatıldı.
Buna karşın iki ülkenin özellikle Libya ve Afrika Boynuzu’nda rekabet içinde olduğu, ancak enerji lojistiği, depolama ve rafinaj alanlarında gelecekte iş birliği fırsatlarının da doğabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlara göre BAE’nin OPEC’ten ayrılması, küresel enerji piyasalarında yeni bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak bu stratejinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı; jeopolitik riskler, bölgesel ilişkiler ve küresel talep dengelerine bağlı olacak.




