350 binden fazla yetişkinin kahve tüketiminin analizini yapan bilim insanları dikkat çekici bulgulara ulaştı...
Clinical Gastroenterology and Hepatology dergisinde yayınlanan çalışmada, araştırmacılar 354.957 yetişkinin yaklaşık 13 yıl boyunca kahve tüketimini takip etti.
Araştırmaya göre kahve içenlerde karaciğer kanseri görülme riskinden ve karaciğer hastalığından ölme riskinin önemli ölçüde azaldığı anlaşıldı.
Ayrıca, karaciğerin ciddi şekilde hasar gördüğü ve kemik kırılganlığı, sepsis ve organ yetmezliği riskini artıran siroz geliştirme olasılıkları da yaklaşık üçte bir oranında daha düşük çıktı.
Araştırmacılar, karaciğer sağlığına yönelik faydaların, kafeinsiz kahve tercih edenlerde ve hatta daha tatlı kahve sevenlerde bile devam ettiğini buldu.
Araştırmanın baş yazarı, organ nakli hepatoloğu Dr. Hyunseok Kim, "Bu bulgular, kahve tüketiminin klinik hastalıktan önce bile karaciğer sağlığının iyileşmesiyle ilişkili olduğuna dair çok boyutlu kanıtlar sunmaktadır" dedi.
Kim, "Sonuçlarımız, yaygın hazırlama alışkanlıklarının kahvenin faydalı biyolojik etkilerini ortadan kaldırmadığını gösteriyor ve uzun süreli kahve tüketimi ile karaciğer sağlığı arasındaki ilişkiyi en kapsamlı şekilde değerlendiriyor" dedi.
Katılımcılar, çalışmanın başlangıcında ve daha sonra karaciğer taraması yaptırdıklarında, günde içtikleri fincan sayısını (bardak olarak) bildirdiler.
Şeker ve yapay tatlandırıcı kullanımı da kaydedildi.
Gelişmiş MRI taramaları, kahve içenlerin karaciğerde ve çevresinde daha az yağ (karaciğer hastalığının önemli bir göstergesi), iltihaplanma ve yara izi ile ilgili biyobelirteçler ve daha sağlıklı karaciğer protein profillerine sahip olduğunu gösterdi.
Günde beş fincan veya daha fazla kahve içenlerde en fazla koruyucu etki görülürken, günde bir ila iki fincan içenlerin bile siroz ve karaciğerle ilgili ölüm riskinin, kahve içmeyenlere göre önemli ölçüde daha düşük olduğu görüldü.
Araştırmacılar şekersiz kahve tüketiminin ölçülü bir şekilde teşvik edilmesi gerektiğini tavsiye etti.




