77 yaşında hayata gözlerini yuman usta sanatçı Kadir İnanır, sinema kariyerinin ötesinde Türkiye'nin en köklü meselelerinden biri olan Kürt sorunu karşısındaki net tavrı ve barış odaklı girişimleriyle yakın siyasi tarihin dikkat çeken figürlerinden biri oldu. Sinema dünyasında halktan yana karakterlere hayat veren İnanır, gerçek hayatında da "Türkiye'nin bundan daha önemli bir sorunu yok" diyerek Kürt meselesinin çözümü için gövdesini taşın altına koydu, sert eleştirilere ve hedef gösterilmelere rağmen barış vurgusundan ödün vermedi.
Kadir İnanır, 45 yılı aşan sanat hayatı boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin sorunlarını işleyen çok sayıda sinema filmine imza attı. Bölge insanının yaşadığı sıkıntıları yakından gözlemlediğini belirten usta sanatçı, edindiği bu tecrübeyi ilerleyen yıllarda toplumsal ve siyasi bir sorumluluğa dönüştürdü.
Kendisini "sosyal demokrat" olarak tanımlayan İnanır, Kürt sorununun demokratik yollarla çözülmesi gerektiğine inanarak, siyasi yelpazenin farklı kesimlerinden gelebilecek tepkileri göze alıp barış süreçlerinde aktif roller üstlendi.
Akil İnsanlar Heyeti dönemi ve eleştiriler
Kadir İnanır'ın Kürt sorununun çözümüne yönelik attığı en somut adım, 3 Nisan 2013 tarihinde açıklanan 63 kişilik Akil Adamlar listesinde yer alması oldu. Akdeniz Bölgesi heyetine seçilen İnanır, bu kararı nedeniyle dönemin siyasi aktörleri ve belirli kesimleri tarafından çok sert eleştirilerin hedefi haline getirildi.
Eleştirilere karşı geri adım atmayan sanatçı, sürece katılım motivasyonunu şu sözlerle açıklamıştı:
"Bu bana bir lütuf değildi. Anadolu ve Anadolu insanını çok iyi bilen biri olarak sorunun çözümü konusunda kim olsa bana gelecekti. Ben kim olsa bu yolculuğa çıkacaktım. Çünkü Türkiye'nin bundan daha önemli bir sorunu yok. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne benim kadar eleştiri getiren ikinci bir adam bulamazsınız. Ama bu işi MHP yapsaydı ben yine giderdim. Ben kariyerim boyunca o bölgeyle ilgili çok film çektim, onların bütün sorunlarını ben biliyorum. Kim gidecekti başka? En önde giderim, yeter ki adı 'barış' olsun. Mecburuz, başka hiçbir şansımız yok."
"Büyük barış mutlaka gelecek"
Barış sürecinin sonlanmasının ardından da umudunu kaybetmediğini belirten İnanır, 2019 yılında verdiği bir röportajda Türkiye'nin yeniden bir çözüm iklimine gireceğine olan inancını koruduğunu söyledi. Baskılara boyun eğmeyeceğini vurgulayan usta oyuncu, halkların kardeşliğine olan inancını şu ifadelerle aktarmıştı: "Bugün kimse konuşmuyor, sesini çıkartmıyor olabilir. Benim kimseden korkum yok. Ömrüm boyunca böyle yaşadım, bu saatten sonra da kimseye boyun eğecek değilim. Bir gün gelecek, bu topraklara büyük bir barış hakim olacak. O barış mutlaka gelecek. Kimse merak etmesin. Ben Kadir İnanır; halkların kardeşliğine ve büyük barışa tüm kalbimle inanıyorum."
Devran tiyatrosu, siyasi teklifler ve Demirtaş yorumu
Kadir İnanır, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş için "Türkiye'nin son zamanlarda yetiştirdiği en önemli siyasetçi" değerlendirmesinde bulunarak siyasi duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. Demirtaş'ın kaleme aldığı "Devran" adlı kitabın okuma tiyatrosu gösterimine katılan İnanır, bu davranışı nedeniyle dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından "Eksik yapmışsınız Kadir Efendi" sözleriyle hedef gösterildi. Yaşanan kutuplaşma karşısında serinkanlılığını koruyan sanatçı, "Konuşmak istemiyorum, bizim tek derdimiz barış olsun" diyerek polemiklerden uzak durmayı seçti.
Süreç içerisinde 2015 ve 2018 genel seçimlerinde o dönemki adıyla Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) milletvekilliği teklifi alan İnanır, parlamento yerine dışarıdan destek vermeyi tercih etti. Teklifi reddetme gerekçesini ise karakterine ve etik anlayışına bağlayarak şöyle açıklamıştı:
"O partinin var olması için ya da o partinin savunduğu bütün değerler için yıllarca uğraşmış, çalışmış, bedeller ödemiş bir sürü insan var. Ben birdenbire onların önüne geçip milletvekili olamam. Buna karakterim müsait değil."
Kadir İnanır, ömrünün son döneminde katıldığı söyleşilerde de Kürt meselesinin çözülmesine ve toplumsal uzlaşıya olan inancını yineleyerek, barış kelimesinin geçtiği her türlü olumlu girişime destek vermeye kararlı olduğunu her fırsatta vurgulayarak hayata veda etti.




