Resmi sonuçlara göre kamuoyunda “İsviçre’nin Brexit’i” olarak anılan teklif, seçmenlerin yüzde 54,79’unun “hayır” oyu vermesiyle kabul edilmedi. Katılım oranının yüzde 58,86 olduğu referandumda, seçmenlerin yüzde 45,21’i öneriye destek verdi.
Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından sunulan teklif kabul edilseydi, ülke nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyonla sınırlandırılması için hükümetin göç, aile birleşimi ve iltica politikalarında ciddi kısıtlamalara gitmesi gerekecekti.
Plan kapsamında, nüfusun belirlenen sınırı aşması halinde İsviçre’nin Avrupa Birliği ile serbest dolaşım anlaşmasından çekilmesi zorunlu hale gelecekti. Bu durumun, ülkenin AB tek pazarına erişimini de riske atabileceği belirtiliyordu.
İsviçre Halk Partisi, öneriyi “sürdürülebilirlik girişimi” olarak tanımlayarak, konut, altyapı ve sosyal hizmetler üzerindeki nüfus baskısını azaltmayı hedeflediğini savundu.
Hükümet ve iş dünyası karşı çıktı
Referanduma hükümet ve iş dünyası temsilcileri de karşı çıktı. Ülkenin dört büyük partisinden temsilcilerin yer aldığı hükümet, teklifin ekonomik istikrarı ve refahı olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu.
İş dünyası ise yabancı iş gücüne erişimin zorlaşacağı, bunun da ekonomi ve sağlık sistemi başta olmak üzere birçok alanda iş gücü açığı yaratacağı görüşünü dile getirdi.





